ANKARA (QHA) 9 MAYIS 2018 -

Türkiye'nin en tanınmış yazarlarından Ahmet Ümit, son romanı Kırlangıç Çığlığı’nın imza günü için Ankara’daydı. “Çocuk istismarı” konusunun ön plana çıktığı kitabın Türkiye’deki mültecilerin çektikleri zorluklara, yaşam koşullarına da değindiği biliniyor.

Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak Ahmet Ümit'le mültecilerin sorunlarından Kırım'ın işgaline bir dizi konuyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirildi.

 

İSTİSMARA EN AÇIK KİTLE: MÜLTECİLER

Kısa söyleşiye kitabından bahsederek söze başlayan Ümit şu sözleri kaydetti: "Kırlangıç Çığlığı sadece mültecileri anlatmıyor. Çocuk tacizi, mülteciler ve organ kaçakçılığını anlatıyor ama insanlar mülteci olduğu zaman,  ister Türkiye’deki  Suriyeliler olsun ister dünyanın değişik yerlerindeki mülteciler olsun istismara en açık kitle oluyor. Onların kadınları ve çocukları da bu istismara en fazla maruz kalan kesim oluyor. Kırlangıç Çığlığı tam olarak mültecileri anlatmamakla birlikte, bu konularda en fazla istismara uğrayan kesim mülteciler olduğu için bunları ele alıyor."

 

“BİZDEKİLER  SURİYELİLER DİYE, AVRUPADAKİLER ORTADOĞULULAR DİYE KÜÇÜMSÜYOR”

"Onlara yönelik insanlık dışı davranışlar olduğu gibi onların da hayatta kalmak için nasıl insanlık dışı davranışlara başvurabileceklerini,  yani mülteciliğin çok zor bir yaşam olduğunu anlatıyor. Bu kitaptaki amaç biraz da mültecilerle empati kurmak.  Bizdekiler ‘Suriyeliler’ diye küçümsüyorlar, Avrupadakiler ‘Ortadoğulular’ diye küçümsüyorlar.  Bunun ırkçı ve yanlış bir davranış olduğunu ve empati kurmanın daha doğru bir davranış olduğunu anlatmaya çalıştım." 

-Meselenin insani boyutunun yanı sıra bir de devletlerarası boyutu var. Bunu nasıl ele alıyorsunuz?

-Öncelikle mülteciliğe neden olan işe bakmak lazım. Birinci mesele, Suriye’de devletlerin çatışma politikalarını arttırmaları ve sorunları savaş yoluyla çözmeye çalışmaları ve elbette Suriye’de otoriter bir yönetimin olması. 

 

AHMET ÜMİT: “ASIL MESELE İNSAN OLMAK”

-İkincisi, devletlerin bu meseleyi insani bir mesele olarak görmemeleri, çıkar meselesi olarak görmeleri. Bunu  bölgeyi ele geçirme yahut mal satma, silah satma mücadelesi olarak görmeleri. Aslında büyük devletlerin kendilerine yer kapma mücadeleleri…  Bunlar olduğu zaman da insanlık kayboluyor, Suriyeli siviller öldürülüyor. Asıl mesele savaşın ortadan kaldırılması, demokrasinin gündeme gelmesi ve mülteci meselesi ortaya çıktığı zaman öteki devletlerin  soruna ortak bir dayanışma içerisinde yaklaşması ama maalesef öyle yaklaşılmıyor, sorun burada.  Birleşmiş Milletler de ne yazık ki etkili değil. Asıl mesele insan olmak.

 

KAVGANIN TAKİPÇİSİ OLMAK

-Peki, bu sorunun çözümü konusunda iyimser misiniz?

-Birdenbire çözülebileceğini zannetmiyorum. Uzun vadede çözülür ama bu kavganın takipçisi olmak lazım, destek olmak lazım. Duyarlılığı artırmak lazım ki bir gün, Suriyelilerin başına gelen bizim de başımıza gelebilir Almanların da başına gelebilir. Oraya bir diktatörlük gelse onlar da kaçacaklar o zaman onlar mülteci olacaklar. 

 

“RUSYA’NIN KIRIM’A MÜDAHALESİ ONAYLANAMAZ”

-Rusya’da eğitim gördüğünüzü biliyoruz. Rusya’nın 2014’te Kırım’ı işgali için ne dersiniz? 

-Sadece Rusya’nın Kırım’ı ilhakı değil, büyük devletlerin başka devletleri ilhakı meselesi olarak bakıyorum.  Onları baskı altına almaya çalışması yanlıştır. 

Mesele sadece Kırım’a müdahale meselesi değil elbette ama Rusya’nın Kırım’a bu şekilde müdahalesi onaylanamaz. Hiçbir devletin bir başka devleti ilhak etmesini asla doğru bulmuyorum.

QHA