Her gün yeni bir çatışma ve bombalı saldırı haberi, üstüne pek çok ülkedeki siyasi çalkantılar, “sonu ne zaman gelecek” dedirten buhranı bol bir dönemin başlangıcı aslında. Birkaç yıldır art arda meydana gelen bunca buhranın neticesinde dünyanın daha da sakinleşeceği, durulacağı beklentisi yerini koruyor. Ancak gidişat dünyanın asıl buhran dönemine yeni yeni girdiğini gösteriyor.

Bahsettiğim yeni dönemin alamet-i farikası elbette “yeni sınırlar” olacak. Bu aynı zamanda “yeni çatışma alanları” anlamına geliyor. Şimdiden özellikle iki mıntıkada kendini belli ediyor: Ortadoğu ve Balkanlarda.

Bunu neye istinaden söylüyorum?

2016 sonbaharında, Musul Operasyonu başladığı zaman Irak makamlarının ve ABD’li yetkililerin açıklamaları kış başlamadan önce Musul’un terör örgütü DAEŞ’ten kurtarılacağı, ardından 2017 başlarında Rakka Operasyonu’nun başlayacağı yönündeydi. Sonra birden Musul Operasyonu sakız gibi uzamaya başladı. Dört bir yandan kuşatılan şehir için DAEŞ’in tünelli, keskin nişancılı gayrinizami savaşı öne sürülerek kuşatmanın 2017 baharına dek sarkabileceği belirtildi.

Ancak asıl nedenin Irak’taki ve hatta Suriye’deki güç odaklarıyla görüşmeler, hükümetler arasında kıyasıya süren “harita” tartışmaları olduğu çok açıktı. Nitekim Musul’dan herhangi bir haberin gelmediği günlerde Irak’taki unsurların yeni federal yapıları dile getirdiği söylemler, Cenevre ve Astana başta olmak üzere çeşitli seviyelerden görüşmeler gündeme geldi ancak kıyıda köşede açıklamalar olarak yer aldı. Tıpkı 2009 öncesinin haberleri gibi. O dönem de en çok İran’a yapılacak olası müdahale gündemdeydi ama en fazla düzenlenen toplantı ve görüşme Suriye’yle ilgiliydi. Şimdi de yeni İran müdahalesinden, DAEŞ’in nasıl bitirileceğinden bahsediliyor ama aslında hararetle tartışılan konu Suriye ve Irak’ın federal sınırları.

QHA’nın  “Ortadoğu Nüfuz Çatışması” etiketini takip edenler bu görüşmeleri ve söylemleri, kıyıda köşede kalan ancak olabilecek “büyük çatışmaları haber veren” demeçleri az çok öğrenebilirler. 

Irak’ta ve Suriye’de de facto federal sınırları belirlemek için çeşitli düzeyde görüşmeler yapılıyor şimdilerde. Bu görüşmeler bitmeden, birileri bu haritalara razı edilmeden ne Musul Operasyonu biteceğe, ne de DAEŞ bitirileceğe benziyor.

Hattı zatında DAEŞ hem diğer unsurlar için sıtmaya razı edecek “ölüm” hem de bir anlamda Ortadoğu’nun yeni çatışmalarını tetikleyecek kıvılcım. Çünkü ortadan kalkmasını takiben Irak ve Suriye’de yeni nüfuz çatışmalarının, yeni iç savaşların patlak vereceği gündeme gelmese de haberlerde yer alıyor.

Bir diğer yeni çatışma alanı ise Balkanlar. Balkan bölgesi zaten malum, Soğuk Savaş dönemi haricinde 10 yılda bir haritaların değiştiği yer. 2006 yılında mevcut olmayan ülkeler söz konusu şimdi. Burada çatışmanın iki boyutu var. Biri sınır faktörü. Kosova’da en son yaşanan tren krizi bu faktörün cephelerinden sadece birisi. Bölgede hem Sırpların “Slav birliği” mottosuyla kıpırdanışı hem de Karadağ’da son darbe girişiminde önplana çıkan unsurlarla bağlantısı söz konusu. Bir yandan da Arnavutların bölgedeki etkinliklerini arttırmak istemeleri ve bu bağlamda meydana gelen çatışmalar var. 

Balkanlardaki yeni çatışmaların diğer faktörü elbette ki Rusya. Rusya’nın burada yüz yıl öncesinin çetecilik faaliyetlerini yeniden hortlatması, sınır faktörüyle birleşince Balkanlarda yüz yıldır dinmeyen kanın maalesef akmaya devam edeceğinin bir göstergesi. Buradaki çatışmaları ve gelişmeleri takip etmek için de QHA’nın “Balkan Nüfuz Çatışması” etiketine bakılabilir.

Bir de uzak vadede değişmesi öngörülen, daha afaki yeni sınırlar var. Güney Çin Denizi üzerindeki hak iddiaları, Hindistan-Pakistan ve Pakistan-Afganistan sınırındaki düşük yoğunluklu çatışmalar, ayrıca yine Ortadoğu’da Yemen gibi ülkelerde meydana gelebilecek olası değişiklikler, Afrika’daki yeni iç savaşlar, Rusya’nın yeni işgal hedefleri vb. 

Ancak şimdilik bu bahsettiğim iki sahadaki çatışmalar daha olası ve dünyanın savrulması ihtimali bulunan buhran döneminin de başlangıcı.

QHA

Yasal Uyarı