Ocak 1909’da Çelebi Cihan’ın başkanlığında kurulan ve idare heyetinde Cafer Seydahmet ile Alimseyit Cemil’in de bulunduğu Kırım Talebe Cemiyeti’nde, 1910’lu yılların başında “Yaş Tatar Yazgıçları Cıyını” adında bir edebiyat grubu ortaya çıktı. Bu “cıyın”ın içerisinde Çelebi Cihan’ın dışında Habibullah Temircan Odabaş, Bekir Sıdkı Çobanzâde, Numan Baybörü ve Mehmed Niyazi gibi Kırım Tatar edebiyatının önemli isimleri vardı. Yaş Tatar Yazgıçları, Çelebi Cihan’ın hikâyesi Karılgaçlar Duası’nı ve diğer Kırımlı talebelerinin şiirlerini içeren Yaş Tatar Yazıları adlı risaleyi, Odabaş’ın şiirlerinden oluşan Altın Yarık isimli risalesini ve Kırımlı diğer talebelerinin şiirlerini hâvi Şiirler Cönkü adlı bir risaleyi neşrettiler. Bu risaleler, Kırım’ın Çöl şivesi ile kaleme alınmışlardı. (Hakan Kırımlı, Kırım Tatarlarında Millî Kimlik ve Millî Hareketler (1905-1916), Ankara, 2010, s. 196-197.)

Yaş Tatar Yazgıçları, Kırım Tatar diliyle ve edebiyatıyla ilgili hedeflerini şu şekilde ifade ediyorlardı:

“Yaş Tatarlar, Yaş Tatar kızları, şimaldeki kardaşlarıynan el elge verip Tatarlıknı, Tatar tilini dünyanın sonuna kadar yaşatacak, yükseltecek, götüreceklerdir. Biz bunu pek sağlam olarak ümüt etemiz.” (Yaş Tatar Yazgıçları Cemiyeti, Yaş Tatar Yazıları, İstanbul, 1330 (1912), s. 48.)

Yaş Tatar Yazıları ve Altın Yarık adlı risaleler 1912 (H. 1330)’da neşredildi. Yaş Tatar Yazıları, Bekir Sıdkı Çobanzâde’nin Anan Qayda? şiiriyle başlayıp Çelebi Cihan’ın Qarılğaçlar Duası adlı hikâyesiyle devam ediyordu. Mehmed Niyazi’nin Oylav şiirinden sonrada Hasan Mirza Çergeyev’in Takdir şiiri gelmekteydi. Bu şiirden sonra gelen Batır Geray isimli kısa hikâye ise “Şimal Tatarlarından H. (ha harfi) H. (hı harfi)” olarak imzalıdır. Bu kısa hikâyeden sonra Numan Baybörü’nün Toğru Söz Yerge Tüşmez, Ali Haydar’ın Çoban ve Habibullah Timurcan Odabaş’ın Sabancının Toprakga Maktavları adlı şiirleri yer alır. Bu şiirlerden sonra eserin sonsözü maiyetinde, Okuyucularımızga isimli bir kısım bulunmakta. Burada Yaş Tatar Yazgıçları Cemiyeti, Kırım Tatarcanın artık unutulmaya başlandığını ve Kırım Tatarca neşirlerin gerekliliğinden bahisle kendilerinin Altın Yarık ve Yaş Tatar Yazıları isimli risaleleri neşrettiklerini belirtmektedir.

“Beş on yaş Tatar cıyıldık, aramızda Yaş Tatar Yazgıçları Cemiyeti adında bir cemiyetni yasadık. Tilimiz, Türkiye’de, Bulgarya’da, Romanya’da, Kırım’da hiç kulak asılmagan, unutulmak istenilgen Tatar tilini uyandırmak, canlandırmak, yaşatmaktır.” (Yaş Tatar Yazıları, s. 47.)

Yaş Tatar Yazgıçları’nın cemiyet olarak bu ifadelerinin dışında, neşrettiği hikâye ve şiirler hem Kırım Tatarca açısından hem de Kırım Tatar millî hareketinin kökleri ve tarihi açısından oldukça mühim bilgiler, açıklamalar içermektedir. Aynı zamanda Kırım Tatar talebelerinin düşüncelerini, çalışmalarını ve mefhumlarını daha iyi anlamak için bu eserlerin tekrardan neşredilmelerinin, akademik olarak çalışılmalarının apaçık pek faydası olacaktır.

Sonuç olarak da yine Yaş Tatar Yazgıçlarından bir alıntıyı paylaşalım:

“Biz bugün yalnız tilimizni, yani Tatarlar içün Tatar tilinin ne kadar gerek bolganını anlatıp bolsak özümüznü bahtiyar dep bilecekmiz. Tatarlar, gökoğulları, ancak Tatarlıkları, öz tilleriynen yaşap bolur.” (Yaş Tatar Yazıları, s. 48.)

QHA

Yasal Uyarı