Söz bitti artık

Hayat, biz başka planlar yaparken etrafımızda olup bitendir. Teröre din üzerinden referans vermemeliyiz. DEAŞ, Taliban ya da El Kaide benzeri yapılanmalar İslam dinini temsil etmez. Tıpkı PKK ve uzantılarının Kürtleri temsil etmediği gibi. Kendi düşüncesine, hayat anlayışına ya da zevkine uymuyor diye insanları öldüren, yaralayan, hakaret eden ya da yalnızlaştıran hiç kimse Allah'ın kelamına uygun hareket edemez. Bu nedenle terör, ne İslam ne Hıristiyanlık ne de Musevilik ile bir arada, aynı cümle içerisinde dahi kullanılmamalı.

Bu arada yılbaşı kutlaması ile Noel'i birbirine karıştıran bir cehalet de günlerdir rahatsız edici bir toplumsal gerçeklik olarak ortada duruyor. Saldırıyı gizli bir alkışla karşılayanlar ise saldırıyı gerçekleştirenden ne düşünsel bakımdan ne de insan olmamak açısından farkı yoktur. Bu terör sarmalının beslendiği kaynak kendisinden olmayanı yok etme fikridir. Yetkililer açıklamaları ile ülkemizin terör sarmalı içinde olduğunu söylemişlerdi. Artık her şey o kadar aleni oluyor ki. Bir şeylerin olacağını görmek için uluslararası politika çalışıyor olmak da gerekmiyor... İstihbaratı çalışmayan bir ülke karanlık ormanda gözleri kapalı yürüyen bir insan gibidir. Bu memlekette bu kadar terör uzmanı varken -ki terörün uzmanı olmaz, TERÖRLE MÜCADELE uzmanı olur- neden bitmiyor? Tamam düşman çok kollu bir ahtapot destekçisi sözde dostlarımız. Ama nereye kadar devam edecek? Tasfiye süreci ne zaman başlayacak?

Bu millet huzur içinde yaşamak istiyor. Terörizm çok uluslu destek yapısı ile 15 Temmuz sonrası bizim direnç noktalarımızı deniyor. Seçilen hedefler, eylemlerin yapılışı uzman yardımları ile yapılmış planlamalar. Artık ülkemize karşı yürütülen bu simetrik ve planlı saldırılara karşı bizde mücadele yöntemimizi ve araçlarımızı gözden geçirmeliyiz. Düşmanın yeri ve adresi belli ise destekçileri belli ise yapılacak işlerde bellidir.

Ya tek yumruk olup bu hayasızca saldırıları durduracağız ya da dağılıp gideceğiz. Bunun ortası yok. Aslında fark etmediğimiz çıkıp birilerinin dillendirmediği bir gerçek apaçık karşımızda. Medyamızda sayıları 20’i geçmeyen isimlerle Suriye’den terör olaylarına, yeni anayasa seçimlerinden ABD başkanlık seçimlerine kadar gündem belirlenmeye çalışıyor. Bu isimler Rus-Türk ilişkilerinden de anlıyorlar, İran dış politikasından da. Akıllarındaki kurguladıkları düşünceleri insanımıza doğru olarak kabul ettirmek için lanse ediyorlar. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaktan daha kötüsü bunu başkalarına aktarmaktır.

Şimdi bir gerçek ortada eskiden bir terör örgütü saldırıyordu PKK. Sonrasında DEAŞ çıktı. Şimdi FETÖ var. Ülkemizi bilinçli/kasıtlı/sistemli olarak her alanda radikalleştirmeye ve terör yuvası haline getirmeye çalışıyorlar. Terör yaşamları alırken geleceğimizi çalıyor. Ortada bir sorun varsa mutlaka bir çözüm vardır. Şimdi biz sorun bize uzak olduğu sürece izleyecek miyiz yoksa çözümün bir parçası mı olacağız? Göğsünü saldırılara siper eden kahramanlarımızın yanında bize de çok görev düşüyor. Uyumayalım uyanık olalım. Bir defa dağıldık mı ne tarihimizi kalır ne de geleceğimiz...

QHA

Yasal Uyarı