Uluslararası ilişkilerde geleceğe dönük öngörülerde bulunmak genellikle zordur. Uluslararası sistemin yapısı anarşiktir. Bu yapıda güç özellikle askeri güç önemlidir. Gücün önemli olduğu uluslararası sistemde güç yapısının ve dağılımının değişmesi kısa süreler içinde beklenemez. Bu sebepten kısa vadede Kırım’ın Ukrayna’ya geri verilmesi bu uluslararası konjonktürde pek mümkün gözükmemektedir. Uluslararası gündemde yeni krizlerin ortaya çıktığı ve iç politikanın dış politikaya göre daha önemli olması sebepleri ile devletlerin ve özellikle büyük güçlerin uluslararası öncelikleri değişebilmektedir. Örneğin, Amerikan Başkanı Trump’ın iç politikada sıkışması ile birlikte dış politika alanında attığı ve atacağı adımlar değişmektedir. Rusya açısından da Kırım’ı geri vermek konusunda gerek uluslararası gerek ulusal yapı yeterli baskı yapacak düzeyde değildir. Rusya’nın ekonomik göstergelerinin kötüleşmesi iç politikada taşları yerinden oynatmamaktadır. Rus lideri Putin’in politik sermayesi hala güçlü durumdadır. Rus kamuoyu özellikle muhalefete uygulanan baskılar sebebi ile dış ve iç politika konularında Putin Rusya’sı tarafından uygulanan politikalara karşı gelmemektedir. Tam tersine, uygulanan politikaları desteklemeye devam etmektedir.

Ukrayna’nın ve Kırım Tatarları’nın Kırım’ı geri alabilmesi için Kırım halkının başta ekonomik olmak üzere politik, kültürel ve sosyal durumunda da radikal değişiklikler olması ve yeni bir vizyon ve stratejinin Ukrayna ve Kırım Tatarları tarafından benimsenmesi gerekir. Kırım’ın ekonomisinin kötüleşmesi Kırım’da yaşayan herkesi derin bir şekilde etkilemektedir. Ukrayna ile Kırım’ın bağlantısının bloke edilmesi ve ambargo uygulaması ile Kırım’ın ekonomik olarak gelişmesini engellemektedir. AB, ABD, İngiltere ve Japonya’nın Rusya’ya karşı uyguladığı ekonomik ambargo ve düşük petrol fiyatları Rusya ekonomisi üzerinde etkisini göstermektedir. Rusya, Kırım’ı işgal ettikten sonra büyük miktarda kamu kaynaklarını Kırım’a aktarmasına karşın Kırım’da yaşayanların ekonomik durumlarını iyileştirememiştir. Rus rublesinin değer kaybetmesi ile birlikte Kırım ekonomisinin sadece Rusya’nın katkıları ile ayakta tutulması mümkün gözükmemektedir. Kırım ekonomisinin temel direği olan turizm Kırım’ın işgalinden sonra en çok etkilenen sektör olmuştur. Rusya ile Kırım arasında ulaşım koridorunun olmaması, Kerç Boğazında yapılması planlanan geçişin kısa sürede yani 3-4 yıl içinde hayata geçirilmesinin zor olması gibi sebeplerden Kırım’ın başta turizm olmak üzere tarım ve sanayi alanında istenen atılımları yapması mümkün gözükmemektedir. Buna ilaveten Rusya’da yaygın olan rüşvet ve suç unsurlarının Kırım’da devam etmesi ekonomik kalkınma önündeki engellerden biridir. Büyük ölçekli inşaat projeleri ve imalat sanayinin kurulması yanında büyük ölçekli yatırımların Kırım’da yapılması gerekir. 

Kırım’ın Ukrayna ve Kırım Tatarları tarafından geri alınması için savaşın olası bir seçenek olması beklenmemektedir. Çatışmanın taraf devletleri olan Ukrayna ve Rusya’nın Kırım için savaş çıkarmaları uzak ihtimal olsa da savaşa hazırlık yapılması beklenebilir. Kırım’ın geri alınabilmesi için en önemli unsur, ekonomidir. Kırım’da yaşayan halka sağlanacak ekonomik destek Kırım’ın geleceğini belirleyecek unsurlardan biri olacaktır. Rusya’nın Kırım’a doğrudan toprak bağlantısının kısıtlı olması ve Kırım ekonomisinin Rusya işgali altında görece kötü durumu Ukrayna’nın elini güçlendiren unsurlardır. Rasyonel olarak düşünülürse ekonomik anlamda Rusya’nın Kırım’ı Ukrayna’ya geri vermesi gerekmektedir. Fakat Rus propagandası, Rus yöneticilerinin egoları, Rus iç politikasının yapısı, Rusya’da demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi kavramlarının yeterince yerleşmemesi gibi nedenlerden Rusya’nın Kırım’dan şu aşamada vazgeçmesi zor gözükmektedir. Ekonomik yaptırımların devamı etmesi dışında Rusya’da daha demokratik, batıya açık, insan hakları ve hukukun üstünlüğe saygı duyan bir liderin başa gelmesi ile Kırım’ın mevcut durumu değişebilir.  

Batılı devletler Kırım’ın işgalinden bu yana Rusya’ya uygulanan yaptırımların devam etmesinden yana gözükmektedir. AB, ABD, Kanada gibi ülkeler Kırım’ın Rusya tarafından işgalinin devam ettiği sürece ekonomik yaptırımların kaldırılmayacağını belirtmişlerdir. Batılı devletlerin Kırım konusunda Rusya’ya baskıyı arttırarak şu üç yeni açılımı yapabilir. 

Birincisi, Batı devletleri Rusya’ya karşı yaptırımlarını devam ettirirken Ukrayna tarafından Kırım ile yapılan ticari bağların devam etmesini desteklemelidir. Kırım’ın ekonomik durumunu düzeltilmesinde ve Kırım halkının yaşam seviyesini arttıracak her türlü adım Kırım’ın Ukrayna tarafından geri alınmasının destekleyecektir. Ukrayna Kırım ile ticaretini devam ettirirken Kırım’daki rüşvet ve yolsuzluğu beslemek yerine orada yaşayan halka yönelik adımlar atarak yumuşak gücünü arttırmalıdır. 

İkinci olarak, Rusya’daki muhalefetin Kırım’ın işgali konusunda daha net tavır alması konusunda Batılı diplomat ve politikacılar Rus muhalefetine daha fazla baskı yapmalıdır. Rus muhalefetinin Kırım’ın işgaline karşı tavır almaması onların demokratik ilkeleri konusunda şüphelere yol açtığı daha açık şekilde belirtilmelidir. Ukraynalılar ve Kırım Tatarlarının ayrı halk olduklarını Rus muhalefeti de kabul etmelidir. Kırım’ın işgaline karşı olan tek muhalif lider Boris Nemstov’un Şubat 2015’te suikaste kurban gitmesine karşın Rus muhalefeti içinde de Rus milliyetçiliğinin Rus demokratlığına baskın gelmesi bu konuda ümitli olunmasını engellemektedir. Rus liderliği yanında Rus muhalefetinde de kan değişikliği gereklidir. 26 Mart’ta Rusya’da yapılan gösterilerin arkasındaki kişi olan Rus muhalif lider Alexei Navalny, Kırım ve Ukrayna konusunda Putin’den farklı düşünmemektedir. Putin gibi Navalny de Ukraynalıların ayrı bir millet olduğunu kabul etmemekte, Rusya ile Ukrayna’nın birleşmesini savunmakta ve Ukrayna’nın Batı tarafından silahlandırılmasına karşı çıkmaktadır. Hem Rus iktidarı hem Rus muhalefetinde yaşanacak değişim Kırım’ın geleceği açısından önemlidir.

Üçüncü olarak, Batılı ülkeler özelikle ABD ve AB bir yandan Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımlar uygularken diğer yandan kendi ülkelerindeki Rusya kaynaklı kara para aklama faaliyetlerine sessiz kalmaktadır. Rusya’nın kirli para trafiğini ortaya koyan bir rapora göre (https://www.occrp.org/en/laundromat/the-russian-laundromat-exposed/), Rusya Ocak 2011-Şubat 2014 yılları arasında 20 milyar ila 80 milyar Amerikan doları kara parayı aklamıştır. 1991 yılından beri Rusya’nın 700 milyar doları ve Ukrayna’nın ise 100 milyar doları kara parayı Batı ülkelerinde akladığı iddia edilmektedir. (http://www.newsweek.com/how-ukraine-and-west-could-push-putin-out-crimea-579048). Şunu söylemek mümkündür. Putin’in Batı’ya yaptığı en büyük ihraç, doğal gaz ve petrol değil rüşvet ve yolsuzluktur. Batılı politikacılar, lobiciler, vergi danışmanları, avukatlar, gazeteciler hatta siyasi partiler Rusya’dan para kabul ederek Batı’nın inandırıcılığı ve ilkelerini ayaklar altına almaktadır. Batı ve AB bu konuda adımlar atmadan Kırım’ın geri alınması mümkün gözükmemektedir.

Kısacası, Kırım’ın geri alınabilmesi için birçok alanda yaşanacak köklü değişiklikler gereklidir. Ukrayna ve Kırım Tatarlarının açık ve net vizyonu, stratejisi olmalıdır. Bu vizyon şu olabilir. Ukrayna ve Kırım Tatarları sadece Kırım’ın toprak olarak geri alınması değil orada yaşayan halkın daha iyi yaşam koşullarına sahip olacağı, insan hakları ve demokrasinin kök saldığı, hukukun üstünlüğü çerçevesinde tüm Kırım halklarının özgür ve insanca yaşam hakkına sahip olacakları, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele edilen ve Batı değerlerinin benimsendiği bir Kırım vizyonu sunulmalıdır. 

Ukrayna ve Kırım Tatarlarının stratejisi olmadan Kırım’ın Ukrayna’ya geri verilmesi Kerç Boğazı köprüsünün inşasından sonra daha da zorlaşacaktır. Kırım Tatarları şiddetsizlik stratejisi uygulamaya devam ederek ve Ukrayna ile birlikte uluslararası toplum düzeyinde birlikte çalışarak Kırım’ı asıl sahiplerine yani Kırım halkına geri verilmesini sağlayabilir.

QHA

Yasal Uyarı