ANKARA (QHA) -

“Saylav”, seçim demek. Kuzey Türklüğü “seçim” sözcüğü yerine “saylav” kelimesini kullanır. Demokratik geleneği özümsemiş, tarih boyunca monarşik devirlerde dahi Kurultay toplayarak devletin başına geçecek “Han” ya da “Kağan”ın kim olacağını saylavlarla, seçimle belirlemiş binlerce yıllık bir siyasi kültürün en önemli öğesi olagelmiştir “saylav”lar.

Kırım, Kıpçak bozkırı, İdil-Ural ve Kafkasya bölgelerinde yaşayan bütün halkların siyasi hayatında ve tarihinde Kurultaylar ve bu Kurultaylarda yapılan saylavlar kutsal bir örf olarak yaşatılmış ve bugün dahi en belirgin şekilde Kırım Tatar Millî Kurultayı tarafından yaşatılmaktadır. Elbette her Kurultayın ve her saylavın kendi döneminin özelliklerine göre şekillenmesi tabiidir. Fakat, şunu çok net ve emin bir şekilde ifade edebiliriz ki bu Türk halkının demokratik gelenek ve kuralları dönemsel özelliklerine uygun şekilde binlerce yıldır yaşattığının bir kanıtıdır.

Hukuk tanımaz ve ahlak dışı bir idarenin egemen olduğu Rusya Federasyonu da kendi tarihsel, kültürel ve siyasi geleneklerini yaşatmaya devam ettiği bir Başkanlık Seçimini 18 Mart 2018 günü yapacak. Rus propaganda makinasının bir gösterisi niteliğinde geçirilecek bu seçimlerde halkın önüne sandıklar konulacak, milyonlarca insan ellerine oy pusulalarını alacak ve tercih ettiği adayın yanına belirlenen işaretleri koyarak oy pusulalarını sandığa atacak. Buraya kadar her şey oldukça demokratik bir görüntü seyredeceğiz.

Ancak, bir de görüntünün önüne ve arkasına, gösteri dünyasının deyimi ile perde ya da kamera arkasına bir bakmak lazım. Her komedya eseri gibi burada da eser sahibi önce senaryoyu yazmakta. Rusya’da başkan adaylığı için “Rusya Merkezi Seçim Komisyonu”na adaylık başvurusu yapmanız gerekmekte. Bu komisyon sizin başvurunuzu inceler ve başkan adayı olup olamayacağınız konusunda bir karar verir. Şimdi buraya kadar da doğru, nesi yanlış diye sorabilirsiniz. Mesele şu ki “Rusya Merkezi Seçim Komisyonu” Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı’na bağlı bir kurumdur. Yani esasında başkanlık adaylarının aday olup olamayacağına mevcut devlet başkanı karar verir.

Hal böyle olunca da bir cinayete kurban giden Boris Nemtsov’dan sonra Rusya’daki muhalefetin en önde gelen lideri Aleksey Navalnıy’in Başkan adaylığı başvurusu da Rusya Merkezi Seçim Komisyonu tarafından reddedilir. Gerekçesi de aslında “Yolsuzlukla Mücadele Vakfı” adındaki vakfın başkanı olan Navalnıy’in yolsuzluk yapmakla suçlanması ve Rus gençliğine kötü örnek olmasıdır.

Kısacası, seçim öncesi senaryo bu şekilde yazılmış ve mevcut Başkan Putin’in karşısına çıkabilecek en güçlü aday engellenmiştir. Yukarıda yazdığımız sahneleri 18 Mart günü izleyeceğiz. Ancak, izleyemeyeceğimiz kamera arkası görüntüler sandıkların kapanmasından sonra başlayacak. Stalin’in dediği gibi “oyları kimin attığı değil kimin saydığı” önemli olacak ve Putin çok büyük bir oy oranı ile yeniden Rusya Federasyonu’nun başkanı olarak ilan edilecek.

Geçtiğimiz hafta Dünya Kırım Tatar Kongresi, işgal altında yaşayan Kırım Tatarlarına ve Rusya Federasyonunda yaşayan Türk-Tatar ve Müslüman halklara yönelik bu seçimleri boykot çağrıları yayınladı.

Bu çağrılarda Rusya Federasyonunun Kırım’ı işgalinin yasadışı ve ahlaksızca olduğu vurgulanarak, şovenist Putin rejiminin Türk-Tatar ve Müslüman halklara yönelik açık ve gizli asimilasyon uygulamalarına dikkat çekildi. Şüphesiz ki gerçekte Putin rejimi ve Rus şovenizminin Rusya Federasyonunda Rus dilli olmayan, etnik Rus olmayan hiçbir halka kendi özgün ve millî hayatlarını yaşama noktasında müsamahası yoktur ve önümüzdeki yıllarda Rus olmayan halklara yönelik yok etme siyasetleri daha da belirgin hale gelecektir.

18 Mart 2018 tarihinde yapılacak seçimlerde Putin’i ve onun baskıcı rejimini değiştirme ihtimali olmadığı açık olduğuna göre bugün verilebilecek en doğru tepki seçimi boykot ederek seçimlere katılım oranını mümkün olduğunca düşürmek ve seçim sonuçlarını tartışılabilir hale getirmektir. Her ne kadar işgal altındaki Kırım’da da seçimlerin yapılacak olması uluslararası alanda seçimlerin yasallığını zaten tartışılır hale getiriyorsa da Rusya Federasyonu’nun yasal sınırları içinde yapılacak boykot bu tartışmayı daha da güçlü kılacaktır.

QHA

Yasal Uyarı