Bugünkü Rusya Federasyonu ve ona bağlı sözde federe devletlerde yaşayan Müslümanların sayısı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte çeşitli kaynaklar bu sayıyı 20 ila 30 milyon arasında tahmin etmektedir. Yine bazı kaynaklara göre sadece Moskova’da yaşayan Müslüman ahalinin nüfusu 4 milyon civarındadır. Büyük çoğunluğu Türk asıllı olan bu Müslüman ahali Kazan Tatarları, Başkurtlar, Kazaklar, Özbekler, Türkmenler, Tacikler, Azerbaycan Türkleri ve Kafkas halkları mensuplarından oluşur.

Verilen istatistiklere ve sayılara bakıldığında “Rusya Müslümanları” olarak yanlış bir şekilde tabir edilen bu Türk ve Müslüman unsurların bugünkü Rusya Federasyonu nüfusunun neredeyse dörtte birini, Moskova nüfusunun da üçte birini oluşturduğu; bu haliyle yönetimde etkin hale gelmeleri gerektiği izlenimi hemen uyanabilir.

Ne var ki Rusya Federasyonu adlı totaliter yapı, Rusya Çarlığı ve Sovyet Rusya’nın basit bir devamıdır ve ana karakteri emperyalist sömürgeciliktir. Bu yapı içinde etnik Rus, daha da doğrusu Moskova Kilisesine bağlı Ortodoks Hristiyan etnik Rus olmayan bir kişinin Federasyonun ya da Moskova şehrinin yönetiminde etkin, belirleyici ve karar verici bir unvan ve makamda olması çok istisnai bir durum arz eder. 

Bu saptamaya hemen “vay efendim şu şahıs şu görevde ama” kabilinden itirazların hemen gelecektir elbet. Lâkin, her pazarcı tezgahın önüne parlak ve olgun domatesleri koyar…

Bugün, “Rusya Müslümanları” olarak tabir edilen ahalinin çok kesif bir kısmı, Rusya Federasyonunun etkin araçları ile emperyal devlete oldukça sadık bir şekilde kontrol altında tutulmakta, ahalinin büyük kısmı Rusya devletinin gönüllü ve yılmaz savunucuları olarak eğitilmektedir. Bir kısım Müslüman ahali ise esasen yine Rus gizli servisinin kontrolünde çeşitli selefi akımların tehdidi ve etkisi altındadır. Rusya, bir taraftan bu Selefi akımlara kâğıt üzerinde yasaklar getirirken, el altından bu akımların kontrollü bir şekilde Müslüman ahali içinde yine kendi belirlediği düzeyde yayılmasına da destek olmaktadır. Rus devletinin bu yöndeki projelerini işgalden önce Kırım’da nasıl uyguladığı, doğrudan Rusya Federasyonu’na çalıştığı tespit edilen bir takım memurların Kırım Tatarları içinde çeşitli Selefi örgütlerin liderlerine finansman ve aynî destek sağladığı bilinmektedir. Rusya’nın aynı operasyonları Kafkasya’da, özellikle Çeçenistan’da ve diğer Müslüman ahalinin yaşadığı bölgelerde bugün dahi yürüttüğü de kamuoyuna mal olmuş bir bilgidir. Federasyonun bu operasyonlardaki amacı içe çok açıktır. Sömürge topraklarında varlığını sürdürmeye çalışan Müslüman halkları dinî yönden bölmek, gerektiğinde bu örgütleri kullanarak bu bölgelerde karışıklık çıkartmak, bu suretle de bu bölgelere çok kanlı ve daha etkili bir şekilde yeniden hâkim olmak. 

Çeçenistan örneğini hatırlamak sanırım bu konunun ispatı için yeterlidir…

Rusya Federasyonu, sömürgeleştirdiği topraklarda yaşayan Müslüman ahaliyi kontrol altında tutmak için bir başka aracı da çok etkin ve hatta çok da verimli bir şekilde kullanmaktadır: “Müftülükler”!

Rusya’nın her tarafına yayılmış, Müslüman ahali arasında “anavatan Rusya’nın” propaganda ve siyaset aracı olarak çalışan, devlet eli ile kurulmuş ve devlet eli ile beslenen sözde Müftülükler, Rusya’nın Müslümanlar için bir yeryüzü cenneti (!) olduğunu, dünyada İslâm’ın serbestçe yaşanılan tek toprakların Federasyon toprakları olduğunu, Allah’ın Rusya’ya zeval vermemesi için Müslümanların günde beş vakit dua etmeleri gerektiğini kendilerine hizmet eden imamları vasıtasıyla anlatırlar.

Her bayram, Moskova sokaklarında namaz kılan onbinlerce insanın görüntüleri “vay maşallah” nidalarıyla sosyal ağlarda paylaşılır. Ama hiç kimse “Müslümanlar için yeryüzü cenneti (!) Moskova’da bu insanların namazlarını kılabileceği yeteri kadar cami, mescit neden yok?” sorusunu sormaz ve bunun sorumlusunu aramaz… 

Moskova’daki Rusya Müslümanları Müftülüğü, Kazan Müftülüğü bunların en bilinenleridir. Öyle ki bu iki büyük Müftülüğün faaliyetleri sınırları da aşmış, Rusya dışında da meşhur Russkiy Mir Vakfı’nın ve Rusya devletinin finansmanı ile propaganda çalışmalarına hızla devam etmektedir.

Yazık ki Kırım Müslümanları Dini İdaresi ya da kısa adı ile Kırım Müftülüğü adlı kuruluş da işgalden hemen sonra bu kervana dâhil olmuştur.

Nihayetlendirirken çok önemli bir hususa dikkat çekmek elzemdir:

“Rusya Müslümanları” tabiri, yazık ki Rusya Federasyonunun bu sömürüsüne alt eden bir tabirdir. Bu Federasyonda yaşayan Türk ve Müslüman ahali, esasen kendi anavatanlarında yaşayan ve toprakları Rusya tarafından işgal edilen ahalidir. Bu toprakların bir metrekaresi dahi “Rusya” değildir. Her birinin kendi adı, tarihte şerefle ve şanla var olmuş, yüksek medeniyetler kurmuş devletleri vardır. Bu halkları tarif ve işaret ederken hepsini “Rusya Müslümanları” tabiri ile çirkin bir çuvala atmak büyük bir hatadır. Bunlar “Rus işgalindeki Müslümanlar”dır…

Yazıktır ve ne sebeple bilinmez, bu zavallı “Rusya Müslümanları” tabiri 20. yüzyılın başlarında yine bizim atalarımız tarafından kullanılmış, bu sebeple de literatürde yer edinmiştir. Ancak, bu tabir teslimiyetini kabul etmemek ve doğru tabiri bulup kullanmak gerektir

QHA

Yasal Uyarı