1991 yılında SSCB'nin dağılması ile ortaya yeni sandığımız bir devlet yani Rusya Federasyonu çıktı. Birlik görüntüsü altındaki Rus emperyalizminin bu yeni devleti, kuruluş aşamasında eşit haklara sahip çok milletli bir görüntü ve algı yaratmaya çalıştı. Bu ilk dönem yeni devletin Komünist Partili eski yöneticileri tarafından kurgulandı. Aslında bu yeni sandığımız dönem bir bocalama, şaşkınlık dönemiydi. Sistemin fırsatçılarının özelleştirme ile kamu mallarını yağmalaması ile yeni oligarklar oluştu. Bu oligarklar da daha fazla para ve güç için yönetime ortak olma arzularını göstermeye başladı.

SSCB döneminde Rus olmayan milletleri sırtında adeta bir kambur olarak görüp sırtından bunları atarak rahatlamak ve Rus halkına daha müreffeh bir hayat sunma düşüncesinde olan yönetim kısa sürede istediği sonuca çok kolay ulaşamayacağını anladı. SSCB dönemi coğrafyasının aslında Çarlık Rusyası coğrafyasından çok da farklı olmadığını, yeni devletin hakimiyet sınırlarının da bu coğrafyada etkili olması gerektiği düşünülüyordu. Aslında zoraki ortaya çıkarılan Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan vb. devletlerin başına SSCB döneminin Komünist Parti yöneticilerinin getirilmesi sebebiyle kontrol hiç de zor olmadı.

Rusya Federasyonu yönetici takımı ve hâkim milleti uzun yıllar imparatorluk kurmuş bir milletin bakiyesi olarak herkeste olmayan haklara sahip oldukları iddiasıyla hareket etmektedir. Kendilerini “diğerlerini” yönetmeye haklı görmekte, onlara kendileri için kullandıkları hakları vermemeyi meşru sayabilmektedirler. Aslında geçmişte büyük imparatorluklar kurmuş bütün milletlerin psikolojisinde az çok benzer sapkınlıklar olmasına rağmen, kemikler üzerine şehir kuran Rus Çarlarının hakim unsurları ahlak ve değer yargılarını çok önemsemeden her kötülüğü yapabilecek kapasitededir. Rusya Federasyonu SSCB döneminde aldığı "milletler hapishanesi" ünvanını bugünde bırakmak niyetinde olmadığını ısrarla göstermektedir. Bu ahmak devlet SSCB gibi dünya üzerinde gelmiş en büyük karabasanın ve daha önceki acımasız Çarlık Rusya’sının bir devamı olduğunu her fırsatta ısrarla göstermektedir.

Çarlık Rusya'sı ardından SSCB dönemi, ardından Rusya Federasyonunun hak ve hukuk tanımazlıkları birbirlerinden çok farklı değildir ve saymakla bitmez. Bünyesinde barındırdığı onlarca milletin kendi milli ve kültürel değerlerini yok eden bir eğitim sistemiyle çoğunu mankurtlaştırmıştır. 2014 yılında işgal ettiği Kırım’ı ilk tanıyan ülkenin K. Kore ile birlikte Kazakistan’ın olması çok manidardır. ABD ve Avrupa devletlerinin Kırım’ı işgali sebebiyle Rusya’ya yaptırım uygulamasına Türkiye Cumhuriyetinin katılmaması, milliyetçi çevrelerin popüler milletvekili Ganire Paşayeva’nın da aralarında bulunduğu Azerbaycan heyetinin Rusya’ya uygulanan ambargonun uzatılmasına karşı çıktıklarını da hatırlamak gerekir.

Rusya Federasyonuna boyun eğmeyen Çeçenistan bağımsızlık mücadelesi vermiştir. Mücadele yüzbinlerce şehit ve yıkılıp yakılmış şehirler ile sonuçlanmış, kahraman Çeçen halkı Kadirov'un işbirlikçi yönetimine layık görülmüştür. Çeçen mücadelesinin bastırılmasına bu kadar önem verilmesinin esas sebebi aslında tüm diğer esir milletlere bir gözdağı vermektir. Bu kadar şiddet ve orantısız güç kullanarak aykırı sesleri kısıp işbirlikçi yönetimlere razı olmalarına yöneliktir. En ufak muhalefetin ve karşı koymanın yığınları tetikleyecek kıvılcım olmasından her zaman korkulmuştur.

Aynı senaryoların 2014 yılında Kırım'ın işgali ile Kırım Tatar halkı üzerinde de uygulandığını görmekteyiz. İşgalden önce her yıl yapılan 18 Mayıs 1944 sürgünü anma programları ve matem mitinglerine asla izin verilmemiştir. Hatta işgalin hemen öncesi parlamento binası önünde yapılan miting Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı İlmi Ömer'in de yargılandığı ana davalardan bir tanesidir. Haziran ayında kutlanan Bayrak Günü de olmak üzere Kırım Tatar temalı olan her türlü gösteri ve toplantı engellenmektedir. Kırım Tatarlarının yegane demokratik temsil organı Kırım Tatar Milli Meclisi tüm binalarına el konularak yasa dışı örgüt olarak adlandırılıp çalıştırılamaz duruma getirilmiştir. Kırım Tatarlarının liderlerinin Kırım'a girmesi uydurma gerekçelerle yasaklanmıştır. Kırım'da yayın yapan her türlü milli basın ve yayın organı kapatılarak Kırım'da çalışabilme şartları ortadan kaldırılmıştır.

Dini kurumlara baskı uygulanarak ölüm gösterilerek sıtmaya razı edilen müftülük işgalcilerin kontrolü altına alındı. Müftülük bugün işgalci güçlerin kuklası olarak faaliyet göstermektedir. Eğitim-öğretim, ana dilde eğitim ve ana dilin kullanımı engellenmektedir. Gözaltından Kırım Tatarca mektup yazan siyasi rehinelere ana dillerini kullandıkları için ceza verilmektedir. Sadece kendilerine çizilen alan ve sınırlar içerisinde yaşamaya zorlanan Kırım Tatarları her şeye rağmen demokratik mücadelelerini sürdürmektedirler. İşgal sonrası 30 bini aşkın Kırımlı mülteci olarak Ukrayna ana karasına geçerek yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Reşat Ametov ile başlayan adam kaçırma, işkence ve cinayet uygulamaları devam etmektedir. Sorgusuz sualsiz kimliği belirsiz şahıslar tarafından kapalı kasa araçlara bindirilip götürülen Kırım Tatarlarına ne olduğunu kimse bilmemektedir.

Kırım Tatarları 1783 yılında Çarlık Rusya'sı döneminde topraklarını kaybederek vatanlarını terk etmek zorunda kaldılar. Çarlık Rusya'sını yıkan, yeryüzünde cenneti vaad eden Bolşevik yönetimi 18 Mayıs 1944'te Kırım Tatarlarını sürgün ve soykırıma uğrattı. Üçüncü kez 2014 yılında Kırım'ı işgal eden Rusya Federasyonu öncekilerden farklı bir yol izlemeyeceğini sık sık gösteriyor. İlminskiy'lerin yerini Dugin'ler aldı ve Putin, Rus Çarlarından farklı olmayan uygulamalarını her fırsatta göstermektedir. Birbirinden farklı sistemler, yöneticiler her seferinde bir birinden farklı olmayan uygulamalarla Kırım Tatarlarına hep soykırım ve asimilasyon yaptılar. 

Üç yılı aşkındır süren işgalci Rus güçlerinin demokratik ve hukuktan yoksun uygulamaları nereye kadar devam edecek? Her geçen gün ne olacağını bilemedikleri adaletsizliklere sabreden Kırım Tatarlarının da sabrının sonu olduğunu işgalci güçler bilmelidirler. İnanmıyorsanız bir kediyi köşeye sıkıştırarak çaresiz bırakın ve sonra aynaya bakarak ne olduğunu görün!

QHA

Yasal Uyarı