Cafer Seydahmet Kırımer’in tercüme ettiği Charles Seignobos’un Rus Hükümeti Yahud Kamçı Saltanatı adlı eserinin incelemesini bu yazımızda bitiriyoruz. (Yazının diğer bölümler için bkz. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm)

“1814’te Rusya Hükümeti” başlığı, müellifin Rusya’nın sınırlarının genişliğinden ve Avrupa’nın en geniş sınırlara sahip olmasından bahisle başlar. 1815’te Avrupa’daki nüfusunun 45 milyon olduğunu kaydeder. Cenubî Rusya ise: “Devlet-i Osmanî’den zabt edilmiş kıtaları hâvi olup Rus muhacirleri iskân edilmiş ve Kazaklarla Asya’dan neşet etmiş olan bazı kabileler ve milliyetlerini muhafaza etmek şartıyla Alman muhacirleri öteye beriye serpilmişlerdi.” (Seignobos, s. 33.) Burada yerleştirilen halklar, Kırım’a ve Deşt-i Kıpçak bölgesineydi. 1783’ten itibaren bu coğrafya sürekli Osmanlı Devleti’ne göç veriyordu ve boşalan araziler bu çeşitli göçmenlerle dolduruluyordu. Sonuç olarak 50 yıl içerisinde tamamıyla Türk-Müslüman etnografyaya sahip bu bölge Slavlaşmaya başladı. Üstelik Çarlık hükümeti burada çeşitli bahanelerle Türk-Müslüman eserlerini tahrip ve yok etti. (Hakan Kırımlı, Kırım’daki Kırım Tatar (Türk-İslâm) Mimarî Yadigârları, Ankara, 2016.)

“Birinci Aleksandr’ın ilhak ettiği Kafkasya kıtası ise birçok kabilelerle meskûn idi. Bunlardan bir kısmı Hristiyan Ermeniler, diğeri Müslüman Çerkezler idi. Bunlar umumiyetle harbî seven mahir cengâverler olduklarından memleket tamamıyla ancak 1843’te zabt olunabildi. Emir aileleriyle Gürcü reisleri Rus zadegânıyla karışmışlar sade halis millet kendi millî adet ve hayatlarını muhafaza etmişlerdir. Bu memleket evvelce olduğu gibi askerî hudut halinde kalarak idare-yi askeriyye ile idare olunuyor, daimi ordu veyahud müstemlekât askeriyle bulunuyordu.” (Seignobos, s. 34.)

“Birinci Aleksandr’ın İdare-i Hükümeti” başlığı altında çarın köylülere bir kısım haklar tanıdığını ancak bunların yetersiz ve sadece kendi devri zamanında kaldığı belirtilir. (Seignobos, s. 36.)

“1820 Teşrin-i Evvel (Dekabır) İsyanı” başlığı Aleksandr’ın hükümet idaresinin devamıdır. Nitekim bu tarihten itibaren Rusya tarihi, Çarlık hükümetinin baskılarına karşı bir başkaldırı, bir isyan tarihi olarak da devam eder. Bu kanaatimize kanıt olarak bu bölümden sonra “Lehlilerin İsyanı (1832-1833)” bölümünün geldiğini söyleyebiliriz. (Seignobos, s. 47.)

“Nikola’nın Usul-u İdaresi (1865-1900)” başlığı, “büyük Petro’dan itibaren çarlar idare-yi mutlakiyeti muhafaza etmiş ve zulümden ayrılmamışlardı” cümlesiyle başlamaktadır. (Seignobos, s. 52.) Bu bölümden sonra ise “Köylülerin Azad Edilmeleri (1858-1863)” başlıklı bölüm gelmektedir. “Hükümetin en ehemmiyetli emri zadegâna, mülk sahiblerine köylülerin hür bırakılmalarını teklif etti. Şimalde mülk sahibi köylüler yaşadıklarından bu hüküm en ziyade cenubda Kazakların yaşadıkları ve ecnebi muhacirlerin bulundukları yerlerde yaşayan köylülere aitti. Zira bu kısımdaki arazi hemen umumiyetle zadegâna aitti. Köylülerin canlarından başka bir şeyleri yoktu. Hemen bütün eski Rusya (Büyük Rusya, Küçük Rusya, Letonya) bu halde bulunuyordu. Bu usul-ü idare esasa istinad ediyordu.” (Seignobos, s. 59.)

Müellifin son bölüm olarak ayırdığı “Ruslaştırma” başlığı belki de eserin de en önemli bölümünü oluşturmakta ve sonuçlandırmaktadır.

“Garp vilayetleri ahalisi I. Nikola zamanında kuvvet ve cebr ile Ruslaştırmağa teşebbüs olunmuştu. II. Aleksandr evvela istiklâl-i millîyyelerini teşkile âmade ve lisanlarıyla dinlerine hürmet tâmede bulunarak serbesti ile yaşamak isteyen Lehlilere dokunmaktan ictinâb etti. Ve Baltık vilayetlerinde Nikola tarafından icrâ olunan Ruslaştırma teşebbüsâtını kaldırdı. 1863’te Finlandiya’nın zabtından beri ilk defa olmak üzere Diyet meclisini davet ile vergi hususunda kendilerine teklif ettiği dört usulden birisine rey vermelerini teklif etti. Finlandiya’da dört lisan mevcuttu. Şehirli sınıfı veyahut sınıf-ı mütevasıt üç, zadegânlar ve ruhban sınıfları, Fransız köylüleri kendi lisanlarıyla Rus hükümeti de Rusça ile muamelede bulunurdu. Fakat İslav yani Rus millî fırkası bütün kuvvet ve maharetleriyle çarı kandırarak ecnebilerin lisan ve dinlerini kaldırmağa uğraştırdı. 1867’den itibaren Rus lisanının mecburiyetini emreden 1850 fermanının mer’î el-âhir olması emredildi. Üç vilayet meclisleri de çarların kendi hukuklarını muhafaza ve vekaya edeceklerine dair verdikleri vaadleri delil göstererek çarın emirnâmesine karşı protestoda bulundular cevap olarak! Çarlar Baltık vilayetlerinin hukuklarını “Eğer nizam-ı umumiyyeye ve hükümetin kanun-u mahsusasına muvaffak olursa” muhafaza ve vekayalarını taahhüd ettiklerini bildirdi! 1860-1868’den sonra bu usul tatbik olundu.” (Seignobos, s. 93.)

QHA

Yasal Uyarı