Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko 28.02.2018 tarihinde yaptığı basın toplantısında Kırım’ın statüsünün değiştirilmesiyle ilgili bir soruyu Kırım Tatarlarının milli kültürel özerkliği şeklinde yorumlaması kafaları karıştırdı. Poroşenko konuyla ilgili Ukrayna Anayasasının Kırım Özerk Cumhuriyetinin kuruluşunu içeren 10. Maddesinin değiştirilmesi için çalışıldığını ifade etti. Bu ifadeden anlaşılacağı üzere Kırım’ın kurtarılması sonrası Poroşenko’nun teklifi Kırım Tatarlarına yönetimsel değil kültürel bir özerklik verilmesidir. Bu milli kültürel özerklikten ne anlamalıyız? Milli kültürel özerklik dil, din, kültür, folklör ve belki birazda eğitim gibi konularda Kırım’da yaşayan diğer halklara da verildiği gibi bazı imtiyazları ifade etmektedir. Kırım’da Kırım’ın yerli halkına Ermeni, Rum, Yahudi ve diğer halklardan farklı olmayacak bir statü teklif edilmektedir. Oysa KTMM ve Ukrayna milletvekili Mustafa A.Kırımoğlu Ukrayna Anayasasındaki değişiklik için Kırım Tatar halkının statüsünü belirlenmesi için 6315 sayılı yasa tasarısını hazırlamıştı. Kırım Tatar halkının milli lideri, Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın Kırım Tatarlarından Sorumlu Yetkilisi Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Georgiy Logvinskiy, Dmitriy Belotserkovets ve diğer milletvekilleri dahil olmak üzere 20’den fazla milletvekili tarafından hazırlanan tasarı, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin “ulusal bölgesel özerklik” olarak yeniden düzenlenmesini öngörüyor. Ayrıca tasarıda Ukrayna’nın, yerli halk olarak Kırım Tatar halkının ve Ukrayna’daki tüm ulusal azınlıkların etnik, kültürel, dil ve dini kimliğinin korunması ve gelişmesinin garantisi de veriliyor.

Yukarı da bahsettiğimiz anayasal değişiklikler hakkında Mustafa A. Kırımoğlu’nun hukuk danışmanı Arsen Cumadil geçen hafta Ankara’da yapılan bir konferansta ayrıntılı bilgi vermişti. Cumadil’in bahsettiği değişikliklerde Kırım Parlamentosunun 1/3’ünün Kırım Tatarlarına kontenjan olarak verilmesi ve Kırım Tatarları ile ilgili konularda veto yetkisi olacağı teklif ediliyordu. Kırım Tatarlarına nüfus üzerinden verilen kontenjanın 200 yıldır süren asimilasyon, zorunlu göç ve sürgünleri onaylamak anlamına geleceği de ifade edildi. Bu Anayasal değişikliğin Kırım Tatarlarını yerli-milli halk olarak tanıyacağı yönetimsel bölgesel özerkliği kurarak adaleti tesis edeceği yüzyıllık yaraların ancak bu şekilde sarılabileceği söylendi. Her ne kadar yol haritası çok net olmasa da bu süreç Kırım Tatarlarının moral motivasyonunu arttıracak sonuçlar doğuracaktır. Bugünkü fiili durumu öne sürerek yapılacak ayak süremeler ise demokratik, hukuk kuralları içerisinde yapılacak mücadele inancını bitirecektir. Tüm bu çalışmaların ötesinde 2. Kurultay’ın kararları arasında da olan Kırım Tatarlarının kendi geleceklerini tayin etme hakkı her zaman baki kalacaktır.

Yakın tarihte kurulmuş bir İsrail devleti ve ondan çok daha eski dönemde kurulmuş olan Ermenistan örneklerini çok iyi incelememiz gerekir. İsrail devleti dünya üzerindeki güçlü ekonomik ve siyasi lobileri sayesinde kurulabilmiştir. Eğer güçlü ülkelerin siyasi ve ekonomik güçlerine etki edebiliyorsanız sonuca gitmeniz çok daha kolaydır. Bu durum dünya üzerine yayılmış 15 ülkede yaşayan ve bu ülkelerde kurulmuş 295 adet Kırım Tatar STK’sını yakından ilgilendirmektedir. Diasporası güçlü bir Kırım Tatar Milli Hareketi her zaman çok daha kolay amacına ulaşacaktır. Ermenistan kurulurken Osmanlı’nın Revan eyaletinde Ermeni nüfusu tamı tamına nüfusun % 15’i kadardı. 1825 yıllarında İran ve Anadolu’dan göç eden Ermeniler sayesinde bir potansiyel oluşmuş Rus Çarlığının destekleri sayesinde Ermenistan devleti kurulabilmiştir. Bugün dağılan SSCB ülkeleri içinde etnik nüfus açısından en homojen ülke Ermenistandır.

Kırım Tatarları gibi benzer akıbetleri yaşamış bazı milletlerin yaptıkları yanlışları yapmadan mücadele yol ve yöntemlerini geliştirmeliyiz. Kırım Tatar Milli Hareketi her zaman silahsız, barışçıl, hukuk kuralları içerisinde olan mücadelesini güçlendirmeli kısa vadeli hedefler yerine sonuca odaklı uzun nefesli bir süreci yaşayacağını bilmelidir. Bu süreçte yaşayacağımız olumsuzluklar telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilir. Kırım Tatarları 18 Mayıs 1944 sürgün ve soykırımını yaşamasaydı SSCB’nin dağılma sürecinde vatanda güçlü bir nüfus ve kadroyla milli devletlerini ilan etmişti. Hazırlıksız yakalandığımız ve tek hedefimizin vatana dönüş ve yerleşme problemlerini çözme olduğu bir ortamda bile Milli Kurultayımızı toplayarak çok büyük işler yaptık. 2014 yılında yaşadığımız bir felaket ile vatanımız Rusya Federasyonunun işgal ve ilhakına maruz kaldı. Yeni oluşan şartlar ve imkânlara göre oluşturacağımız strateji Rusya Federasyonunun yıkılacağı günlere hazırlıklı olmak üzerine kurulmalıdır.  Bu bizim son şansımız olabilir. 

QHA

Yasal Uyarı