Günümüzde Rusya’nın Kırım’ı işgaliyle ilgili olarak herhangi bir Rus vatandaşını çevirip işgali haklı görüp görmediğini sorsak, muhtemelen “tarihsel yönelimlere” atfen Kremlin’in adımlarının haklı(!) olduğunu söyler. Karşıt düşüncede olan Rus vatandaşları da vardır ancak burada dikkati çekmek istediğim bazı işbirlikçi çevrelerinde hararetle dile getirdiği “Rusya’nın tarihi haklılığı” zihniyetine mercek tutmak. Bu “haklılık” bağlamında Ukrayna halkının geleceğiyle ilgili kendi yolunu çizmesi abestir, “gerekirse silah zoruyla” Ukrayna’nın Rusya’nın çizdiği yolda yürümesini savunan bu zihniyetin nüvelerine Rusya dışındaki ülkelerde de rastlanmaktadır. İşgalci politikaları ve “Pax Russica”yı savunan herhangi birinin dayanağı budur. Siz insan hakları ihlallerinden, onca işkenceden, kaçırılmalardan bahsederseniz hiç kızarmadan Moskova’nın kendi haklılığını savunduğunu, yaptığı şeyin “dünyaya kafa tutmak” olduğunu söyleyerek yaşananları görmezden gelir.

Suçu suç kabul etmemek, suçlu kendinden olunca bağrına basmak düşüncesi tuhaf gelse de “mafia tarihi” yahu “mafia” üzerine okumalar, araştırmalar yapanlar için hiç de şaşırtıcı gelmeyecektir. Mafya kavramı üzerine Alman sosyolog ve kriminolog Henner Hess,  “mafya” kavramının, “merkezi otoriteye karşı yerel güç odaklarının direnişi” (hukuki ve kriminal anlamda) olarak nitelendirmektedir. Bu çatışmadan“çifte ahlak-çifte hukuk” neşet etmektedir, merkez ile yerel arasındaki “çiftelik”-“düalite” böyle başlar. İllegal örgütlenmelerden mahalli bağlara (kirvelik, vaftiz babalığı, dayılık-yeğenlik vb.), içinde yetiştiği ve yaşadığı alt kültürü, anlayış ve kabulü makul ve meşru addeden bireyler “maffios zihniyete” sahiptir. 

Maffios zihniyet: “Kol kırılır yen içinde kalır” deyişiyle ifade edilebilir. The Godfather yahut Baba romanını okumuşsanız veya filmini izlemişseniz, Sicilyalıların “omerta”sını muhakkak duymuşsunuzdur. “Omerta” susma kuralıdır. Susma kuralı sadece maffios bağlarla bağlandığını ele vermemek değildir. Bu bağlara sahip türdeşini savunmak, yaptığını meşru ve makbul görmektir. Dünyayı yöneten güçlerin hukuksuzluğundan yakınan bazı çevreler de bu nedenle kendi savundukları kimselerin hukuksuzluğunu görmezden gelmeye meyillidirler. Omertanın sivri ucu kendisine dönmedikçe bu zihniyete sahip biri kolay kolay içine düştüğü “düalitenin” zararını kavrayamaz. Televizyonda gördüğü mafios figürlere özenen birinin hayranlığı, sokakta yahut bir işte hakikatin soğuk yüzüyle karşılaşıncaya kadardır.

Kırım’ın işgaliyle ilgili olarak Rusya’yı haklı bulduğunu söyleyen bazı sanatçıların, politikacıların beyanları şaşırtıcı gelmemelidir. Çok iyi eğitim almış, çevresine saygılı, yasalara saygılı herhangi bir insan sırf belirli bağlardan ötürü “aidiyet” hissederek “mahalli-örfi hukuku” savunabilir veya savunana arka çıkabilir. Bu düalitenin kabulü muazzam bir ahlaki çöküntüyü ve yozlaşmayı da beraberinde getirmektedir. Ekonomik sıkıntılarla boğuşan bir toplumda, kendi kodamanlarıyla hususi adalarda “para ezen” politikacı figürü, bu yüzden bu zihniyete sahip olanlar için adaletsizlik timsali değildir. Onlar dünyaya kafa tutmaktadır, o yüzden yaptıkları her şey meşrudur. Ona göre yapılan işler “iyi” olduğundan icranın illegalitesi ve hukuksuzluğu o kadar da önemli değildir.

Geçtiğimiz aylarda Murat Çulcu’nun 1998’de basılan “Mafia Üzerine Notlar” adlı kitabını okurken birçok kısmın altını çizdiğimi, ufak notlar aldığımı fark ettim. Çulcu ülkemizde “mafia”nın tarihi hakkında çalışan ve kıymetli eserlere imza atmış bir araştırmacı. Dünyamızı Saran Mafia isimli üç ciltlik dünya çapındaki mafia tarihini ele aldığı eserinin ardından “Mafia Üzerine Notlar”ı yayınlamış. Eserin önsözünde de aslında mafia tarihiyle ilgili daha geniş çaplı bir araştırmaya başlamış olduğunu yazmış ki biz bugün bu eserin altı ciltlik “Türkiye’de Maffia’laşmanın Tarihi” serisi olduğunu biliyoruz. Konunun meraklısı için gerekli eser künyelerini verdim, benim bahsetmek istediğim başka bir husus daha var.

Rusya gündeminden haberlerin kontrolünü yaptığım şu iki senede, Rusya’nın siyasetinden çok toplum yapısıyla ilgili bilgi sahibi olduğumu söyleyebilirim. Olaylara verdikleri tepkiler ve söylemler, tavırları, hareket tarzları bir süre sonra kafamda belli bir şablon oluşturmuştu. Özellikle yöneticiler ve halkın bir kısmı nezdindeki şiddet söylemleri, cevabi eylemler, sonsuz haklılık vurgusu, yaptıklarının hep meşru bir gerekçeye dayandırılması aklıma hep maffios söylem ve eylemleri getiriyordu. Önceleri filmlere konu olan Rus mafyasının bir toplumu şekillendirdiğini düşünürken sonradan sonraya bu kavramın aslında toplumun kendisinden neşet ettiğini fark ettim.

Araya başka meseleler girmese daha önce kaleme alacağım bu dosya, nitekim Çulcu’nun kitabını okuyup “maffios toplum” kavramını yenide gözden geçirdiğim zaman netlik kazandı. Onca sıkıntının arasında idarecilerinin refah içinde yaşarken bunu olağan karşılamaları, illegal eylemleri haklı ve meşru kabul etmeleri ve sayılabilecek başka hususlar nedeniyle, Kırım’da işgal koşulları altında yaşayan insanlar her türlğ takibatı ve baskıyı reva görenlerin de “maffios toplum yapısının bir parçası olduğunu” görmek lazımdır.

Yukarıda değindiğim “omerta” muvacehesinde bu çevrelerin suskunluklarını koruyacakları aşinadır. Yaptırımlar ağırlaşsa da “dünyayla cenge tutuşuyoruz” hissiyatının aldatıcı hazzına kapılmaya devam edeceklerdir. Peki ne zamana kadar? Omertanın sivri ucu kendisine dönünceye dek…

 

QHA

Yasal Uyarı