Ukrayna’da ortaya çıkan EuroMaidan Devrimi’nin Orta Asya açısından sonuçlarından biri, bu tür renkli devrimlerin Orta Asya’da ortaya çıkma ihtimalidir. 2005 ve 2010’da yaşanan Kırgız devrimleri buna örnektir. Orta Asya devlet liderleri bu sebepten Ukrayna ve Kırım’daki olayları yakından takip etmişlerdir. İkinci olarak, Rusya’nın “Yakın Çevre Politikası” gereği etki alanına giren eski Sovyet topraklarında askeri ve politik olarak bölgesel ve küresel dengeleri değiştirecek şekilde varlık göstermesidir. Kırım ile Orta Asya cumhuriyetleri arasında bazı benzerlikler olduğu unutulmamalıdır. Birincisi hem Kırım’da hem Orta Asya cumhuriyetlerinde Rusya’nın saldırmasına zemin hazırlayacak olan Rus azınlık bulunmaktadır. İkincisi, her iki bölgede Rus askeri varlığı mevcuttur. Kırım’daki Karadeniz Filosu dışında Orta Asya devletlerinin farklı üslerinde Rus birlikleri konuşlandırılmıştır. Bu nedenlerden dolayı Orta Asya başkentlerinde Kırım gibi işgal edilme korkusu hala canlıdır. 

Kırım’ın işgalinin beş Orta Asya açısından en önemli sonucu, bu devletlerin olası Rus saldırısına maruz kalma ihtimalleridir. Rusya’nın Kırım’ı işgali Orta Asya coğrafyasında “oyun değişikliğine” yol açmıştır. Orta Asya tıpkı Kırım gibi, Kremlin tarafından Rusya’nın etki alanına alınmak istenmektedir. Rus Parlamentosu’nun aldığı karar ile, etnik olarak Rus olan herkes, Rus vatandaşlığını kazanma hakkına kavuşmuştur. Bu şekilde Rusya’nın vatandaşlık verdiği ülkelerdeki Rus nüfusu korumak bahanesi ile askeri ve politik müdahalesinin önü açılmış olmaktadır. Örneğin, Kazakistan’da yaşayan bir Rus vatandaşı, Rusya pasaportuna sahip olarak Kazak kanunları ve hukuku dışında yaşama imkanına kavuşmaktadır. Bu durum ileride Kırım’da nasıl Rusların haklarını savunmak bahanesi ile işgal gerçekleştirilmiş ise aynı şekilde Orta Asya Cumhuriyetlerinde yaşayan Rus etnik azınlıkların haklarını güvence altına almayı ileri sürerek Rusya askeri müdahale dahil her türlü şekilde bu devletlerin egemenlik haklarını ihlal edecek adımlar atabilecektir. 

2009 yılında Rus kanunlarında yapılan değişiklik ile Rusya Başkanına, Rusya Federasyonu dışında yaşayan Rusların “onur ve şerefini” korumak amacıyla Rusya Parlamentosu Duma’nın onayını almadan askeri birlik gönderme yetkisi verilmiştir. Orta Asya Cumhuriyetlerinde yaşanabilecek olası provokasyonlar sonucu, burada yaşayan Rusların durumunda değişiklik olması halinde Rusya, bu ülkeleri işgal edebilecektir.   

Orta Asya bölgesi Rusya açısından jeo-stratejik açıdan özellikle su ve enerji kaynaklarına sahip olması ve nakil edilmeleri açısından önemlidir. Rusya bu bölgede “etki alanını” genişletmek istemektedir. Orta Asya Cumhuriyetleri ise bölgede önemli güç olan Çin ve özellikle Afganistan’da bulunan Amerika Birleşik Devletleri ve Batı ülkelerini arasında denge politikası uygulayarak Rus tehdidine karşı koymaya çalışmaktadır. Rusya’nın Orta Asya politikası özellikle Tacikistan ve Kırgızistan gibi bölgenin en zayıf halkası iki ülkede başarılı olarak uygulanmıştır. Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan doğal gaz, petrol ve diğer zengin hammadde kaynaklarına sahip oldukları için Rus etkisini belli ölçüde kendilerini etkilemesinin önüne geçebilmişlerdir. Fakat özellikle Tacikistan ve Kırgızistan hala Rus petrol ve doğal gazına bağımlıdır. Öyle ki, Kırgız devlet petrol şirketi, Rusya’dan gelecek doğal gaz akışını garanti altına almak ve gelecekte enerji alanında yatırım yapılması amaçları ile Rus Gazprom şirketine 1 dolar gibi sembolik fiyata satılmıştır. Bu iki Orta Asya ülkesinde Rusya askeri üslerde faaliyetler göstermektedir. Kırgızistan’daki Kant hava üssünde Ruslar hava savunma sistemleri ve 201nci savaş uçak filosunu yerleştirdikleri gibi başkent Bişkek yakınlarındaki Manas Havaalanındaki Amerikan üssünün kapatılmasının ardından Rus devlet petrol şirketi Rosneft bu bölgenin yeni sahibi olmuştur. 

Burada önemli olan Çin’in nasıl tepki vereceğidir. 2008 yılında yaşanan Gürcistan-Rusya Altı Gün Savaşı sonrasında Çin, Orta Asya Cumhuriyetlerini destekleyen açıklamalarda bulunmuş ve Rusya’nın Güney Osetya ve Abhazya üzerinde egemenlik kurmasına karşı çıkmıştır. Fakat 2014 Kırım’ın işgaline karşı Çin aynı şekilde tepki vermediği görülmüştür. Bu durum ister istemez Orta Asya Cumhuriyetleri’nde Rusya’ya karşı güvenlik kaygısına yol açmıştır. Orta Asya Cumhuriyetleri, Rus tehdidine karşı bir takım dış politika adımları atmışlardır. Özellikle doğal gaz ve petrol zengini Orta Asya devletlerinin Çin pazarına açılması ile bölgede Rusya’ya olan bağımlılık azaltılmıştır. Örneğin, Türkmenistan Çin ile milyarlarca dolar değerinde doğal gaz anlaşması imzalamıştır. Hatta Türkmen Başkanı Kurbankulu Berdimuhammedov’ın 2013 yılındaki yaşgünü kutlamaları için Çin devletinin sahibi olduğu Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) sponsorluğunda, başkent Aşkabat’ta Jennifer Lopez konser vermiştir. (http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2014/06/ukraine-crisis-central-asia-201466124720172220.html

Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü konusunda BM Genel Kurulunda yapılan oylamada üç Orta Asya Cumhuriyeti’nin– Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan – çekimser oy kullanması rastlantı değildir. Rusya Federasyonu oylama öncesi Orta Asya Cumhuriyetlerini baskı altına almıştır. Bütün bunlara karşın Orta Asya devletleri Rusya’nın bölgedeki etkisi kırmaya çalışmaktadır. Özbekistan Orta Asya’da Rus varlığına karşı çıkan devletlerden biridir. Özbek liderler, Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesine karşı çıkmışlardır. Özbekler ayrıca Kırım Krizi’nin kendi ülkelerindeki Fergana Vadisi çatışmasına örnek olay teşkil etmesinden çekinmektedir. Orta Asya Cumhuriyetleri arasında Rusya’nın Kırım’ın işgaline en sert tepkiyi Kazakistan vermiştir. İlk başlarda EuroMaidan Devrimini illegal olarak niteleyen ve Kırım’ın ilhakı tanıyan Astana yönetimi daha sonra yavaş yavaş Ukrayna’yı destekleyici açıklamalarda bulunmuştur. Yanukoviç sonrası başa geçen Poroshenko yönetimi tanıyan Kazakistan enerji kaynakları açısından sıkıntı çeken Ukrayna’ya doğal gaz konusunda yardım etmiştir. Ayrıca Astana yönetimi Kırım’daki illegal referandumu tanımadığını belirtmiştir. Kazak Devlet Başkanı Nazarbayev, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediğini belirten açıklamalar yapmıştır. Kısaca Kazakistan, Kırım’ın işgali konusunda Rusya’ya yakın pozisyonundan ayrılarak daha çok uluslararası topluma yakın kendini konumlandırmıştır. Orta Asya’daki Rus etkisini kırmak için Kazak yönetimi ayrılıkçılığı suç haline getirmiş, Rusların yoğun olduğu Kuzey Kazakistan’a Kazakları yerleştirmeye başlamış, Putin’in liderlik yaptığı Avrasya Gümrük Birliği projesinin yavaşlaması ve duraklamasına sebep olmuş ve Amerikalılar ile ilişkilerin yeni boyuta taşınması için adımlar atmıştır. (http://thediplomat.com/2014/05/what-crimea-teaches-central-asia/)

Kırım’ın işgali ve Ukrayna Krizi Orta Asya Cumhuriyetlerinde kaygı ve endişeye yol açmıştır. Orta Asya Cumhuriyetleri Kırım’ın işgalinden ders almalıdır. Kırım Krizi eski Sovyet toprakları olan Orta Asya Cumhuriyetleri ile Rusya Federasyonu arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanmasına yol açabilir. Kırım’daki Rus kardeşlerini korumak adına Putin en büyük hayali olan Avrasya Birliği fikrinden bir anlamda vazgeçmiştir. Güney Osetya ve Abhazya’dan sonra Kırım için Rus askerlerini kullanan Kremlin yönetimi, sadece Orta Asya Cumhuriyetleri’ni değil Belarus gibi yakın müttefiklerinin bile güvenini kaybetmiştir. Putin’in liderliğinde kurulacak olan Avrasya Birliği’nin iki önemli ayağı olan Belarus ve Kazakistan, Kırım’ın işgali sonrası bu konuda daha fazla çekimser davranmaktadır. Kırım’ı işgal ederek Putin, Orta Asya ve Kafkasya’yı kaybetmiştir. 

QHA

Yasal Uyarı