Bir fikri, bir davayı, bir tezi savunurken doğru kavramları kullanmak savunmakta olduğunuz tezin karşı tarafça ve daha da önemlisi etrafça doğru anlaşılması için olmazsa olmaz şartlardan biridir. Fikir, dava veya tezinizi oluştururken kullanacağınız kavramların üzerinde uzun uzadıya düşünmek, araştırmak ve bunları beyan ettiğinizde oluşturacağı etkiyi öngörerek tartmak beyanatınızın değerini belirleyecektir.

Gaspıralı İsmail Bey’in meşhur ve herkesin diline pelesenk olmuş “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” şiarında birinci adım “Dilde Birlik”tir. Genel kanı bunu dar anlamda yorumlayıp, konuşulan dilde yani lisanda birlik olarak oluşmuşsa da işin esasına bakıldığında bunu “söylem” yani aynı şeyi dil ile söylemek olarak yorumlamak aslında çok daha yerinde olacaktır. Bu ikinci adım olan “Fikirde Birlik”in de bir gereği olmalıdır.

Kırım’ın 2014 senesinde bir kez daha işgalinin ardından Kırım Tatar kamuoyu çok yabancı olmasa da daha evvel rafa attığı ve tozlanmaya bıraktığı bazı hukuksal ve daha çok uluslararası hukuku ilgilendiren bir kısım kavramlarla yeniden ve çok ağır bir şekilde karşı karşıya kaldı.

Rusya Federasyonunun Kırım yarımadası üzerinde gerçekleştirdiği hukuk dışı eylem bazı kurumlar, devletler, gruplar ve kişiler tarafından “işgal”, bazıları tarafından “ilhak” bazıları tarafından ise “hukuk dışı ilhak” şeklinde kavramlarla tanımlanmaya başlandı. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği organları, çeşitli devletler, Rusya’nın idaresi, uluslararası ve ulusal kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ve uzmanların her biri bu hukuk dışı eylemi tanımlamak için kendi fikir ve görüşüne göre bu üç kavramdan birini kullanmaya başladı.

Konuyu biraz toparlamak açısından kelimelerin sözlük anlamlarına bakmakta fayda var. “İlhak” kelimesi, “bir yeri egemenliği altına alma, (ing. Annexation)”; “işgal” kelimesi, “ele geçirme, (ing. Occupation)” anlamlarına gelmekte. Sözlük anlamları açısından bakıldığında birbirine çok yakın anlam taşıdığı düşünülebilir ve biraz jimnastik yapıldığında “ilhak” kelimesinin “işgal”i de kapsayan daha geniş bir anlamı olduğu ortaya çıkacaktır.

Bu yönü ile her ikisi de birbirine yakın ve her ikisini de kullanmakta beis yok gibi bir fikir oluşabilirse de bu noktada artık hukuksal yorumu devreye almak yerinde olacaktır. “İlhak”, yani bir yeri egemenliği altına alma fiili hukuksal bir tanınma, yani egemenlik altına alınan yerin karşı taraf ve diğer üçüncü paydaşlarca tanınması ve kabul edilmesi anlamını da taşır. Bu “tanıma” ve “kabul etme” olgusu, hukuken “izin” veya “rıza” eylemlerini de içerir ki başlangıçta hukuksuz dahi olsa karşı taraf ve/veya ilgili tarafların izin ya da rızası başlangıçtaki hukuksuzluğu ortadan kaldırır ve egemenlik altına alma fiili hukuka uygun hale gelir. Kaldı ki başlangıçta, yani egemenlik altına alma fiilinin saik veya eylem aşamalarında hukuksuzluk olup olmaması çok da önemli olmayabilir. Her halükârda “tanıma” ve “kabul etme” ile egemenlik altına alma fiili artık hukuk dünyasında kabul edilmiş bir hale bürünür. Rusya Federasyonu ve onun uluslararası birkaç destekçisi bu sebeple eylemi “ilhak” olarak nitelemektedir.

“İşgal” ise ele geçirme, olayımızda bir yeri ele geçirme eylemidir. Eylemi gerçekleştiren yani fail, kendince hukuksal sebepleri olsa dahi geçerli ve yürürlükteki hukuk tarafından bir başka gerçek ya da tüzel kişiye ait olduğu kabul edilen bir yeri ele geçirerek hukuk düzenini bozmaktadır. Bu, bütün dünyada egemenlik ve mülkiyet hakkını bozucu bir eylem, iç hukuk sistemlerinde de suç olarak tanımlanmış bir fiildir. Kendi içinde ve sözlük anlamında dahi bir zorlama, güç kullanma olgusu barındıran işgal fiili hukuk düzenine, hukukun güvenlik sağlama ilkesine aykırıdır. Konusu suç olan işgal eylemini tanıyarak ya da kabul ederek “ilhak” olarak nitelendirmek ise suça iştirak olarak tanımlanabilir. Rusya Federasyonunun Kırım’da gerçekleştirdiği eylemi tanımayan ve kabul etmeyen pek çok devlet ve uluslararası kuruluş bu sebeple eylemi “işgal” olarak tanımlamaktadır.

Rusya Federasyonunun gerçekleştirdiği eyleme “yasadışı ilhak” dediğinizde ise aslında “işgal” demek istiyoruz ama söyleyemiyoruz gibi bir gariplik ortaya çıkmaktadır. Çünkü “ilhak” hukuken tanınmış bir durumu tanımlar, “yasadışı” ise aslında o durum sadece ve sadece “işgal”dir. Bir eylem aynı zamanda hem hukuki hem de hukuk dışı olamaz.

Kırım Tatarları açısından 2014’te gerçekleşen eylem tek bir tabirle tanımlanabilir ve biz de o tabiri yani kavramı kullanıyoruz ve kullanacağız. Aslında bizim için 1783’de gerçekleşen eylem de 1918’de gerçekleşen eylem de aynı kavram geçerlidir. Faili de hep aynı olan ve konusu başlı başına hukuk düzenine saldırı ve aykırılık teşkil eden “işgal” kavramı. 

Çünkü Kırım Tatarları 2014 işgalini tanımadığı gibi 1783 ve 1918 işgallerini de hiçbir zaman tanımadı. Ve çünkü bu suçun gerçek mağduru Kırım Tatarları için hukuk hukuktur, hukuksuzluk ise hukuksuzluktur

QHA

Yasal Uyarı