Geçtiğimiz ay QHA’da yayınlanan bir haberin başlığında “hibrid (melez) savaş” tabiri geçmekteydi. “Hibrid savaş” alelade bir terim değil, iyi bilinmesi gerekiyor çünkü Rusya’nın takip ettiği ve bundan sonra da takip etmeye devam edeceği stratejinin ana hatlarını bu terim belirliyor.

            Peki, nedir “Hibrid savaş”?

            Rusya Genelkurmaya Başkanı Valery Gerasimov tarafından geliştirildiği için “Gerasimov Doktrini” (Gerasimov Doctrine) olarak da adlandırılmaktadır. İngilizce literatürde “non-linear war” (düzensiz savaş, kirli savaş) olarak da ifade edilmektedir. Bu yeni savaş konseptinde hibrid yani “melez” tanımlaması, savaşın ve barışın arasında kalan “gri alanda”, konvansiyonel güçlere göre daha kullanışlı sayılan, “askeri olmayan kapasitenin idare edilmesine” dayanmaktadır. General Gerasimov bu konsepti, Kırım’ın işgalinden tam bir yıl önce 27 Şubat 2013’te yayınlanan “The Value Of Science In Prediction” (Tahminde Bilimin Değeri) adlı makalesinde dile getirmiştir. Kırım’ın işgali konseptin en bilinen uygulaması olmuştur. Nitekim Kırım'ın doğrudan askeri birliklerden önce "yeşil adamlar" denilen silahlı unsurlarca işgal edilmesi ardından göstermelik bir referandumla işgalin “legalleştirilmesi” konseptin nasıl icra edildiğiyle alakalı bir fikir verebilir.

            Hibrid savaşta kullanılan araçlar, düzenli askeri birliklerin (regular military) devreye girmesine kadar kullanılan yöntemler ve vasıtalardır. Savaş hukukunun, karşı tarafın askeri mukabelesinin, müttefiklerinin tepkilerinin ve Birleşmiş Milletler yaptırımlarının konvansiyonel harekatlara müsaade etmemesi nedeniyle bu tip araçlar kullanılarak sonuç almaya çalışılmaktadır. Stratejinin ilk adımı, düşman devlet içerisinde ayrılıkçı ve muhalif unsurların desteklenmesi yahut oluşturulmasıyla başlamaktadır. Bu açıdan Rusya’nın bunu kendisine karşı yapılan örtülü hamlelere karşı bir adım olarak geliştirdiği, hasım kabul ettiği devletlere karşı tatbik ettiği bir harekat olarak yorumlamak mümkündür. İkinci adımı ise ayrılıkçı unsurların kuvvetli bulunduğu bölgede işgal görüntüsü oluşturmayacak miktarda özel kuvvet mensubunun gönderilmesidir. Üçüncü adım ise özel kuvvetlerin idare ettiği muhalif unsurların bölgede hakim konuma gelmesidir.

            Kırım’ın işgal sürecinde adım adım görülen bu taktiğin bir boyutu daha vardır ki bu da “melez” tabirinin niye kullanıldığının cevabıdır, harekat esnasında “ağ merkezlilik” (network centric) unsurunun kullanılması, yani internet üzerinden haberleşme vs. gibi araçlarla “iz bırakmadan” muhalif unsurların idare edilmesine dayanmaktadır. Bu açıdan konsept kısmen “Ağ Merkezli Savaş” (Network Centric Warfare) kavramı ile de alakalıdır. Ağ merkezli harp doktrininde alıcıların, komutanların ve askerlerin sürekli ve gerçek zamanlı bir şekilde, emir komuta kademesi dahilinde birbirleriyle irtibat halinde olması öngörülmektedir. Bir şebeke üzerinden tam zamanlı irtibat kurulduğu için emir-komutada herhangi bir kopuş yaşanmadan harekatın icra edilmesidir.

            Nasıl Soğuk Savaş’a doğru konvansiyonel harplere karşı gayrinizami harp konseptleri geliştiyse, “hibrid savaş” da bir anlamda Rusya’nın hem gayrinizami harekatlara hem de “ağ merkezli savaş” konseptine mukabil bir hamlesidir. Gayrinizami savaşların gelişmesi ve Rusya’nın etkisine başka bir yazıda ayrıca değineceğim.

            Yazının başında “hibrid savaş” kavramının anıldığı haber, Bulgaristan’dandı. Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, Rusya’nın Bulgar devlet organlarının resmi internet sitelerine siber saldırılar düzenlemesinden bahsediyor (bkz. http://qha.com.ua/tr/siyaset/rusya-balkanlar-da-quot-hibrid-savas-quot-planliyor/140688/) Avrupa’da istikrarı bozmak için Balkanlar üzerinde faaliyet gösterdiğini söylüyordu. Siber saldırılardan başka Rus savaş uçaklarının Bulgaristan hava sahasına tacizler düzenlediğini de belirten Bulgaristan cumhurbaşkanının bir tespiti dikkat çekiciydi; Kırım’ın işgalinden sonra Rus savaş uçaklarının taciz sayısı 10 kat artmıştı. Bu gelişmeler bağlamında Balkanlarda da “yeşil adam” hareketliliğinin görüleceği ihtimaller dahilinde ama sorulması gereken başka bir soru var.

            Rusya’nın Akdeniz’de ve Balkanlarda (bilhassa Karadağ’ın NATO’ya davet edilmesi sonrasında) “hibrid savaşın” yeni uygulama alanlarına, yol açacağı gelişmelere tanıklık edeceğimiz aşikar. Peki, Kırım’da yeni bir “hibrid savaş” olmayacağının garantisi var mı?

            Bugün Kırım’dan insan hakları ihlalleriyle ilgili birçok haber geliyor. Bununla birlikte son günlerde sivil abluka eylemiyle alakalı olarak Rus özel birliklerinin Ukrayna sınır muhafızlarına yönelik kışkırtma hamlesinde bulunmaları dikkat çekmekte. (bkz. http://qha.com.ua/tr/yasam-olaylar/kirim-sinirinda-silahli-catisma/141063/http://qha.com.ua/tr/siyaset/kirim-sinirinda-guvenlik-arttiriliyor/141076/, http://qha.com.ua/tr/toplum/porosenko-quot-ukrayna-ordusu-kirim-sinirini-koruyor-quot/141135/)

            Bu noktada Herson üzerinden yeni bir “hibrid savaş” ihtimali belirmekte ki, bu ihtimalin belirmesi halinde iki sebebinin olacağı açık. Biri, Ukrayna’nın doğusunda hali hazırda sürdürülen terör faaliyetlerinin üzerindeki yükü hafifletmek, diğeri ise Kırım’da dayatılan işgal koşullarına direnen Kırım Tatarlarını sindirmeye çalışmak. Rusya yanlısı haber kaynaklarının Herson’da Çongar’daki sınır ihlalini abluka aktivistleriyle Rus birlikleri arasında gerçekleşmiş gibi göstererek sivil ablukayı silahlı bir organizasyonmuş gibi lanse etmeye çalışmaları, kendilerince yeni bir işgale meşruiyet zemini aradıkları çok açık.

            Rusya’nın suskunluğunun ne kadar süreceği bilinmez ama yeni hamlelerini görebilmek için “hibrid savaş” konsepti etüt edilmeli. Zira Balkanlardan Orta Doğu’ya birçok sahada uygulamasını göreceğimiz çok açık…

           

            Kaynakça-Okuma Tavsiyesi:

- http://www.13uncufilo.com/network-centric-warfare/ 

- http://siberbulten.com/makale-analiz/hibrid-savas-ve-siber-uzay/

- https://inmoscowsshadows.wordpress.com/2014/07/06/the-gerasimov-doctrine-and-russian-non-linear-war/

QHA

Yasal Uyarı