Mart 2017 tarihinde Kerkük’te korsan bayrak kriziyle başlayan 25 Eylül’de gayrimeşru referandum ile zirve yapan Kerkük yangını 15 Ekimi 16 Ekim’i bağlayan gece yeni bir boyut kazandı.15 Ekim gecesi sat 12-00 sularında Federal Ordu Bağdat yolundan Kerkük’e girdi. Peşmerge yaklaşık 1 saat direniş gösterdi.

Saatler 16 Ekim’in ilk saatlerini gösterdiğinde Sanayi bölgesine giren Irak ordusu bölgeyi kontrol altına aldı. Gece boyunca çatışmalar petrol sahalarında, peşmerge noktalarında devam etti. PKK gece Peşmerge saflarında çatışmalara katıldı. Günün ilk ışıkları ile Irak Federal güçleri Kerkük merkeze güney mahallerinden girdi. Dünya Kerkük’e odaklanmışken Tuzhurmatu’da sabaha kadar Şii Milis Güçleri ile Peşmerge- PKK arasında ağır silahların kullanıldığı çatışmalar yaşandı. Silahlar günün ilk saatlerinde susmazken öğlen vakti Irak Güçleri kent merkezine girerek kontrolü ele aldı. Peşmerge güçleri Erbil ve Süleymaniye yönüne çekilmeye başladı. Yazımızı kaleme aldığımız saatlerde PKK militanları bazı noktalarda varlığını korurken Irak Güçleri Altunköprü'yü kontrol etmeyi tamamlayıp Erbil yolunda Kuştepe'ye ulaşmışlardı.Yani Erbil'e 10 km yaklaşmışlardı.İki taraf arasında gergin bekleyiş devam ediyor. Elbette yorumlar, analizler yapılacak.

Bir gerçek zamanın şahitliğinde yaşanıyor. Kerkük Saddam’a yar olmadı, Barzani’ye yar olamazdı. 25 Eylül’de gayrimeşru referandumda ‘’Kerkük Kürtlerin Kudüs'üdür’’ sloganını kullanan Barzani tayfası ve Necmettin Kerim kenti çoktan terk etmiş durumdalar, Kudüs sloganını siyasi söylem yapan Barzani idaresine 25 Eylül ‘de şu soruyu yazımda sormuştum. Kerkük eğer Kudüs ise; Müslüman kim, Yahudi kim, Filistin kim, İsrail kim? Sorumuza cevap Barzani’nin mitinglerinde açılan İsrail bayrakları ile geldi. Kerkük’deki yangın o tarihlerde Hilal’in mücadelesi çilesi üzerinden gitti, Baskılar, tehditler, Türkiye’ye verilen mesajlar. Kerkük için elimize silahı alırız demekler. Şimdi yangın devam ediyor. Erbil’e, Süleymaniye sıçrar mı belli değil, Belki Kerkük’ü yeniden sarar. Türkmenler, Araplar, Kürtler şu an kentte Irak güçlerinin gelişini kutluyor. Ortak kararla Kerkük Kalesi’ne Türkmeneli bayrağı surlarına asıldı. Şimdi zaman yazgısını yaşıyor.

 

Irak’ın petrol zenginli Türkmen şehri Kerkük

Irak’ın Türkmen şehri Kerkük adeta Anadolu’nun küçük bir özetidir. Yaklaşık 100 yıllık ayrılıktan biz Ortadoğu’da Halep’den Kerkük’e Türkmenleri ne yazık ki bölgede çıkan savaşlarla hatırladık. Türkiye olarak etrafımızda yaşanan olaylara ‘’alan gerçekleri ‘’ile bakmalıyız. Komşularımızla başta Irak olmak üzere birbirimizi anlamak konusunda küresel güçlerin etkisinden çıkamadık. 25 Eylül gayrimeşru referandumu ile ülke gündemine oturan Kerkük ve Türkmenler konusunda aslında Türkiye’de belli çevre hariç yeterince bilgi ve derinlik yok. Kerkük Türkmen kimliği kadar Arapların, Kürtlerin, Hıristiyanların ve yıllar öncesine gidilirse Yahudilerin yaşadığı küçük bir Ortadoğu’dur. Irak Trükleri’nin de başşehridir. Tarihin gerçekleri yorumlarla değil bilgi ve belge üzerinedir. Türkmen bizde adeta sihirli kelimedir. Siyasi söylem olarak ‘’Türkmenler’’ denildiği zaman mehteran edasıyla süzülen kelimelerin üzerinde diriliş fon müziği çalar. Ama küçük Anadolu olan Kerkük hakkında ve yaşanan son gelişmeler hakkında ne kadar bilinçliyiz? İlk önce bu soruyu Milliyetçi çevrelere sormak gerekir. Kerkük hoyratlarından öte derinliği olan kadim bir medeniyetin özetidir. Kerkük sadece Kerkük değildir.

Irak Anayasası'nda 140. Madde isim vererek Kerkük’ü statüsü belli olmayan tartışmalı bölge olarak tanımladığı Kerkük’te yıllarca her konu tartışmalı başlığı ile devam ediyor. Tek bir şey hariç Kerkük’ün kadim bir Türkmen şehri olduğu gerçeği, Kalesindeki Selçuklulardan kalan Buğday Hatun Türbesi, Taş Köprüsü, Osmanlı mezarlarından Kayseri Pazarı’na kadar bir Kerkük kentin en eski mezarlığı olan Musalla’da mezar taşları adeta Kerkük’ün Türk kimliğinin mührü durumunda. Kentin tam göbeğinde olan Koyra Pazarı gezerken Anadolu çarşılarından birinde kendinizi bulursunuz. Tüm bunların yanında petro- dolar lobilerinin ülkemizde medya üzerinden yıllardır yürüttüğü Barzani tezlerine dayanan algı operasyonundan Kerkük’te nasibini aldı.

25 Eylül’de IBKY tek taraflı olarak gerçekleştirmeyi planladığı bağımsızlık referandumu ne yazık ki Türkiye’de yeterince takip edilmedi, hakkında kamuoyu oluşturulamadı. Siz okuyucularımız için gelin bazı bilgilerimizi tazeleyelim; Irak’ta 3 milyon 500 bin Türkmen yaşıyor. Bunlara güneye indikçe Arap bölgelerinde kalan Türkmen aileler dâhil değil. Kerkük, Irak’ta Türkmen varlığının kalbi durumunda. Kerkük, Irak’ta güney-kuzey, batı-doğu geçişlerinde merkez bölge Türkiye’ye kuzey petrollerini ulaştıran boru hattı Kerkük’teki kuzey petrol şirketinden başlıyor. Kerkük’te 5 petrol sahasında 1200 petrol kuyusu var. Irak, 20 milyar ton civarlarındaki rezervleri ile Suudi Arabistan, Venezuella, Kanada ve İran'ın ardından dünyada üretilen petrol rezervine sahip beşinci ülke. Irak rezervlerin yüzde 60'lık bölümü Basra boyunca uzanan bir hat üzerindeki 5 dev petrol sahasında toplanıyor. Geriye kalan rezervlerden yüzde 17'lik bölümü ise Kuzey Irak'ta yer alıyor. Kerkük çevresinde yoğunlaşan bu rezervlerin kontrolü Türkiye açısında stratejik öneme sahip.

Ülkemizde Lozan’ı, Misak-ı Milli'yi dilinden düşürmeyen çevreler alan gerçeklerine bakmalıdır. Kerkük’te yaşanan her gelişme Diyarbakır’dan ses veriyor. Bugün kendilerince harita çizenler şu sıralarda Ankara’yı hafife alarak Tel Aviv, Brüksel, Londra, Moskova, Washington hattında pazarlık masasındalar. Ne yazık ki masada Türkmenler ve Kerkük de var. Ama sözlü kültürümüze hoyratlar ile damgasını vuran Kerkük’te 16 Ekim 2017 tarihinde şu satırlar kazıldı; Biz bu topraklarda Türk olmanın bedelini asırlarca ödüyoruz. Bu bedel bizim onur madalyamızdır. Kerkük Ortadoğu’nun özetidir.

QHA

Yasal Uyarı