Qırım Haber Ajansı’ndaki “İşgalciler Hansaray’ı yok ediyor” (http://qha.com.ua/tr/toplum/isgalciler-hansaray-i-yok-ediyor/161189/) haberini gördüğümde şaşırmadım desem yeridir. Çünkü Rusya daha önce de Kırım’ı işgal ettiğinde geçmişten gelen bir kompleksle ve düşmanlıkla Hansaray’ı hedef almıştı. Fakat şaşırmamış olmam Kırım Tatar halkına ve tarihine yapılan bu vahşete sinirlenmediğim, müteessir olmadığım anlamına da gelmiyor. Buradaki önemli noktalardan biri, işgalcilerin “restorasyon” adı altında bu “vahşet”i gerçekleştirdiği. Üstelik yaptıkları bu tarih vahşetine uydurdukları kılıf da “Kurultay’ın 100. senesi hazırlıkları olması”.  Kelimeleri sakınmanın bir gereği yok, “vahşet” kelimesi işgalcilerin yaptığının tam karşılığı!

Hansaray ilk kez 1736 senesinde Rus orduları tarafından tahrip edilmişti. O tarihten itibaren de pek çok badire atlatmasına rağmen Kırım Tatar halkının en önemli hürriyet sembollerinden biri olarak günümüze kadar varlığını muhafaza etti.

İlk kez 1736 senesinin Mayıs ayında Kırım’a giren ve Feldmareşal von Münnich komutasında olan Rus ordusu, Kezlev ve Akmescit ile birlikte Bahçesaray’a da ulaşmıştı. Şehir bu sırada ateşe verildi ve Hansaray bu işgalden büyük hasarla çıktı. Fakat ne yazık ki sarayın bitişiğindeki Han Camii ve sarayın arşiv kütüphanesi tamamen yanarak yok olmuştu. 17 Haziran 1736 tarihinde Rus ordusu geri çekildikten sonra şehri yeniden imar etme faaliyetleri de başladı. II. Selâmet Geray Han (1740-1743),  Arslan Geray Han (1748-1756, 1767) ve Kırım Geray Han (1758-17643, 1768-1769) devirlerinde Hansaray daha geniş bir biçimde ve İstanbul’dan getirilen ustalarla yeniden inşa edildi. (Alan Fisher, The Crimean Tatars, Stanford 1987, s. 50-51.) Osmanlı padişahı Sultan I. Mahmud’un kütüphane için Bahçesaray’a pek çok kitap gönderdiği de bilinmektedir.

(Fotoğraf 1. Hansaray’ın inşa masrafları ile ilgili bir Osmanlı belgesi / sene 1743)

1783 senesinde Kırım Hanlığı’nın toprakları Rusya İmparatorluğu’nun eline düştükten sonra Hansaray hem Çar ailesi tarafından hem de Rus aristokrasisi tarafından kullanıldı. 1853-1856 yıllarındaki Kırım Savaşı sırasında da Rus askerleri için hastane vazifesi gördü. Savaştan sonra 1858-1867 seneleri arasında belirli aralıklarla çeşitli restorasyonlar yapılsa da 19. yüzyılın sonlarında sarayın durumu yine de çok kötüydü. (Nicole Kançal-Ferrari, “Han Sarayı”, Diyanet İslam Ansiklopedisi-DİA, Cilt 15, İstanbul 1997, s. 521-522.)

(Fotoğraf 2. Hansaray’ın bir gravürü / 19. yüzyıl ortaları)

3 Kasım 1917’de Hansaray’ın Kırım Müslümanları Merkezî İcra Komitesi tarafından “Millî Müze” olarak açılışı gerçekleştirildi. Bununla birlikte Hansaray, 9 Aralık 1917 tarihinde Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın açılışına ev sahipliği yaptı ve Kırım Tatar halkının en önemli tarihî miraslarından biri olarak Gökbayrak ile hürriyetin sembolü haline geldi.

(Fotoğraf 3. Hansaray’da Kurultay’ın açılışı / 9 Aralık 1917)

Sovyetler Birliği döneminde de hem II. Dünya Savaşı hasebiyle hem de Kırım Tatarlarına yapılan zulmün bir parçası olarak Hansaray hem tahrip edildi hem de Kırım Tatar halkının aleyhinde propaganda yapılan bir yer haline getirildi. (Hakan Kırımlı, Nicole-Kançal Ferrari, Kırım’daki Kırım Tatar (Türk-İslâm) Mimarî Yadigârları, İstanbul 2016, s. 180-182.)

Hem Rusya Çarlığı’nın hem de Sovyetler Birliği’nin tüm suçlarını bir marifetmiş gibi miras telakki eden Kırım’daki işgalciler bir gün gidecekler. Fakat Kırım Tatar halkının hürriyetinin ve tarihinin sembolü Hansaray yine ayakta duracak. UNESCO’da bunun dile getirilmesi çok önemli bir husus ama bunu daha yüksek sesle söylemeye, proteste etmeye devam etmek gerek.

QHA

Yasal Uyarı