Sadece Kırım Tatarları veya Rusya Müslümanları için değil, umum Türk dünyasının aydınlanma tarihinin şüphesiz en önemli isimlerinden olan İsmail Bey Gaspıralı’yı maalesef tek cümleye hapsetmiş durumdayız: “Dilde, işte, fikirde birlik!”.

Son iki yazımda; Kırım Tatar millî hareketinin yolbaşçılarından Hasan Sabri Ayvazov ile Rusyalı İslâm Talebe Cemiyeti’nden Âlimcan el-İdrisî’nin, İsmail Bey Gaspıralı anısına yazmış oldukları hatıralarının transkripsiyonunu yapmıştım. Araştırmacılar için bulması oldukça kolay olan bu iki makale de Türk Yurdu’nda neşredilmişti. Fakat biz, büyük muallimi öyle bir hapsetmiş (!) durumdayız ki, onunla ilgili makale yazan genç tarihçiler dahi bırakın ona dair anılardan bahsetmeyi, bizatihi Gaspıralı’nın tek bir satırına dahi atıf yapmıyorlar.

Hâl böyle olunca da biz Gaspıralı’yı veya onun millî icraatlarını konuşmuş değil, başkalarının Gaspıralı hakkında neler dediğini tekrar etmiş oluyoruz. Bugün Tercüman’ın nüshalarına çeşitli kütüphaneler üzerinden online olarak ulaşabilmek mümkün. Hatta Bahçesaray’da o dönemde neşredilen kitapların bir kısmına da aynı şekilde ulaşmak mümkün. Bununla birlikte İsmail Bey Gaspıralı’nın roman ve hikâyeleri, fikrî eserleri, dil, edebiyat ve seyahat yazıları Latin harfleriyle çeşitli yayınevleri tarafından derleme hâlinde neşredildi. Üstelik bu derlemeler Gaspıralı’nın dil ve üslubunu da korumak için eski Türkçe bazı tabir ve kelimelerin karşılıklarını günümüz Türkçesinde parantez içerisinde gösterme yoluna gitmişler.

Mefhuma değil de lâfza dikkat kesilen bir millet olduğumuz için Gaspıralı’yı okuyup bize neler söylediğini, öğretmek istediğini düşünmüyoruz. “Bir insanın veyâki bir cemiyet ve halkın ömrü ve saadeti yol ve rehber tutulan efkâr ve metâlibe tevafuk eder. Efkâr olmadıkça metâlibin hâsıl olması ancak tesadüf yüzünden olabilir. Her işin ve her teşebbüsün ilerisinde efkâr bulunması -ve efkâr ne derece âli ve hâlis ise netice de- ona mütenâsib bir surette meydana gelecektir. Efkâr edilmedikçe amel ve netice hâsıl olamayacaktır.” ( İsmail Bey Gaspıralı, “Efkâr ve Metâlib”, Tercüman, No. 18, [M. 19 Mayıs 1895].)

Son olarak; İsmail Bey Gaspıralı’nın sadece bir tek şiarı üzerinden hapsedildiğini (!) düşündükçe aklıma Numan Çelebi Cihan’ın Aygidi Tatar Yaşları şiiriyle Kırım Tatar gençlerine sitem etmesi gelmiyor değil...

QHA

Yasal Uyarı