Bir Musa Mamut’umuz vardı bizim Kırım’da. Bilir misiniz? Hatırlar mısınız? Ebedi meşalemizdir o. Musa Mamut; Kırım Milli Hareket’inin aktif üyesi, Kırım’a ilk dönen vatanperverlerdendir.

Dönmek! Ne kadar basite indirgeyerek kullandığımız bir kelime, değil mi? Halbuki Kırım’a dönen Kırım Tatarlarının yüreğinde vatan aşkı olmasaydı, bebekken, küçücük çocukken hayvan vagonlarıyla sürüldükleri ata topraklarına yıllar sonra geri gelirler miydi? Vatan’a dönerken kalpleri heyecan içinde Allah’a şükürler ederek bir bilinmeze doğru yol alırlar mıydı? Bir tatil beldesinden dönmediler evlerine. Sürgünlüğe gönderilen Kırım Tatarları, o ülkelerde kendilerine, çocuklarına kurdukları hayatları bırakarak, koşarak geldiler Vatan’a. Vatan’dan uzakta okullar okudular, doktor oldular, öğretmen oldular, muhasebeci oldular.Sovyet sistemindeki işyerlerinde çok çalışarak, yüksek mevkilere geldiler. Vatan’dan uzakta bulundukları topraklarda büyük evler inşa ettiler, çocuklarının geleceğini garantiye almak için çırpındılar. Bir yandan Moskova’da Kızıl Meydan’da Sovyet liderlerine kafa tuttular. Mesela Kırım Tatarlarının bir temsilcisi bu protestolardan birinde; “Sende vicdan diye birşey var mı Rusya? Senin evlatlarından hiçbiri acaba bunun bir cinayet olduğunu haykırmayacak mı? Neden onlar kendi kayıtsızlıklarıyla senin yüzkarası hareketlerine göz yummaktadırlar?” sorularını sorma cesaretini gösteriyordu.

Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve onun gibi Milli Hareket’in bazı ileri gelenleri sadece Vatan Kırım’a dönmek istedikleri için hapis yatıyorlardı. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu bakın nasıl anlatıyor o günleri; “Geceleri çok soğuk, uyuyamıyorsun, yemek iki günde bir kere veriyorlar. Üstüne bakıyor, iyi giyindiysen gömleği çıkartıyorlar, mahkum soğuğu hissetsin diye. Adet olarak on beş gün hücre cezası veriyorlardı. On beş günden sonra başka bir gerekçe bulup bir on beş gün daha verirlerse yüzde yüz verem oluyorsun. Birinciden açlık, ikincisi soğuk.” (Kırımoğlu; Bir Halkın Mücadelesi Belgeseli) 

Sovyetler Birliği’nin yıkılacağı hayal bile edilemezdi. Kırım Tatarları 1970 yıllarının ortalarında Kırım’a dönme çabaları içerisindeydiler. Bu dönemde ve daha sonra Sovyetler’in yıkılmasını takip eden kaos döneminde Vatan Kırım’a dönen Kırım Tatarlarımız her şeylerini, kurdukları hayatları geride bırakarak yola düşmüşlerdi. Doktorlar, öğretmenler, yüksek eğitim almış, almamış her Kırım Tatarı Kırım’a döndüklerinde işsiz kaldılar. Sürgün öncesi kartbabalarından kalan, içinde yaşadıkları evlerine Ruslar yerleştirilmişti. Tek istedikleri Kırım’da toprak verilmesi ve ev kurabilmekti. Işte bu maksatla Musa Mamut, 1975 yılında Kırım’a döndü. Ailesine ait evde başkaları oturuyordu. Çaresiz başka bir yerde küçük bir kulübe yapmaya uğraştı. 1976 yılında izinsiz Kırım’da kaldığı gerekçesiyle eşi ve kendisi iki yıla mahkum edildi. Eşi üç çocuk annesi olduğu için şartlı serbest bırakıldı.

1978 yılında mahkûmiyetini bitirip Kırım’a dönen Musa Mamut, ailesinin maddî sıkıntı çekmesi dolayısıyla, oğlunu Taşkent’teki akrabalarının yanına aldıklarını, 16 yaşını dolduran kızının “Pasaport Kanunu”nu ihlâlden dolayı takibata maruz kalarak Kırım’dan sürüldüğünü öğrendi. İkâmet müsaadesi için yaptığı müracaata, işgalcilerin yargıcından: “Kırım’ı terketmezseniz, sizin hapishanede çürümeniz için herşeyi yaparız.” cevabını aldı. Musa Mamut’un buna verdiği cevap şu oldu: “Kırım benim vatanımdır. Ben Kırım’da yaşamak, burada ölmek için geri döndüm.”

Bu cevaptan üç gün sonra motosikletli bir milis kendisini tevkife geldiği zaman, üstünü değiştirme bahanesiyle odunluğa girdi, üzerine benzin dökerek geri döndü, milise doğru yaklaşırken kendisini ateşe verdi. Yanında bulunan 11 yaşındaki oğlunun: “Yapma babacığım yapma” feryatları bile onu durduramamıştı. Kaldırıldığı hastahanede kurtarılamayarak beş gün sonra vefat etmiştir. Ruhu şad olsun! Vatan Kırım’a dönen Kırım Tatarları çok ağır şartlarda, sayısız fedakarlık yaparak ata topraklarına sahip çıktılar. Bir gece içerisinde sürgüne uğrayan halkımız, tekrar 2014 yılında bir gece içerisinde işgale uğradılar. Kırım Tatarları yıldırma politikaları, kaçırılmalar, öldürülmeler, tutuklamalar, işten çıkartılmalar gibi birçok zorlukla karşı karşıyalar. 

24 Mayıs 2016 akşamı zorla kaçırılışı güvenlik kameralarınca tespit edilen Ervin Ibragimov’dan hala bir haber alınamazken, efsane liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun eşi Safinaz hanım da Kırım’dan sürgün edilmek isteniyor. Bu vatana kolay dönülmedi. Kolay bırakılmayacak! Dede Korkut’un ettiği şu duaya gelin hep beraber yürekten amin diyelim; 

“Baba malından ne fayda başta devlet olmasa
Devletsiz şerrinden Allah saklasın cümlemizi, ha`nım hey!…

QHA

Yasal Uyarı