Pek anlatılmamış ve bilinmeyen bir hikâyedir Kırım Tatar diasporasının hikâyesi. Bizler içinde yaşarız, dilimizdedir, çocukluğumuzda atalarımızın anlattığı hayat öykülerinde, anılarındadır bu hikâye. Bugüne kadar çok da araştırılmamış, üzerinde çalışma yapılmamış bir tarihtir. Doç. Dr. Hakan Kırımlı’nın “Türkiye’deki Kırım Tatar ve Nogay Köy Yerleşimleri” kitabından ve birkaç genç akademisyenin ya da öğrencinin tezlerinden fazla da bir kaynak bulamazsınız.

Hakan hocanın yıllar süren çalışmaları ve büyük fedakârlıklar ile bitirebildiği “Türkiye’deki Kırım Tatar ve Nogay Köy Yerleşimleri” kitabı Kırım Tatar diasporası için bir başucu kitabıdır ve bu alanda çalışma yapmak arzusunda olanlar için ilk müracaat edilmesi gereken kaynaktır. O kitabı okumadan, kitabı okuduktan sonra da eserin sahibinin izlediği yolu izleyerek diasporadaki Kırım Tatar köylerini, yerleşimlerini ziyaret etmeden diaspora hakkında yargılama yapmak, çıkarımlar oluşturmak ancak dokundukları yerden fili tanımlamaya çalışan görme engellilerin çabası gibi olacaktır.

***

İnsan öyle bir varlıktır ki alıştığı ve hayatını sürdürdüğü, kendini güvende hissettiği ortamdan ayrılarak başka diyarlara gitme cesaretini çok zor gösterir. Çoğu zaman yaşadığı muhitten, mahalleden, köyden ve hatta apartmandan dahi evini taşıyıp başka bir mahalleye hatta yan sokağa taşınmak bile insan ruhuna ağır gelir.

Lâkin, insanlığın geçmişi ve bugünü insanoğlunun bireysel, gruplar halinde veya kitlesel olarak bulunduğu ortamı terk ederek başka diyarlara göç ettiği örneklerle doludur. İnsanoğlunu bu şekilde yer değiştirmeye iten pek çok içsel ve dışsal dürtü vardır. İklim, kıtlık, kuraklık, açlık, hastalık, savaş, istilâ, zulüm, soykırım ve daha sayamayacağımız pek çok dürtü insanoğlunu yaşamaya alıştığı diyarlardan alıp kendisini daha güvende hissedebileceği yerlere götürmüştür. Şunu söyleyebiliriz ki böylesine güçlü bir dürtü olmadan hiçbir insan veya insan topluluğu bulunduğu yeri terk etmek istememiştir. Yer değişimleri her zaman zorlayıcı sebep ve dürtülerle gerçekleşmiş, hiçbir zaman iradî bir istem ve istekle olmamıştır.

Kırım Tatarlarının diasporası da işte böyle bir zorlayıcı sebep ve dürtü ile oluşmaya başlamıştır. Vatanın işgali, işgale kadar kendi topraklarında, kendi bayrakları altında, kendi devletlerinde huzur, barış, refah ve güven içinde yaşayan Kırım Tatarları için mutlu ve güzel günlerin sonu olmuştur. İşgalin hemen ardından istilâcıların başlattığı baskılar, zulümler artık kendi topraklarında, yüzlerce yıllık yaşam alanlarında kendisini güven içinde hissetmeyen Kırım Tatarlarının yurtlarından başka diyarlara göç etmesi için dürtü olmuştur. Böylelikle, insanlık tarihi bir Kırım Tatar diasporasının oluşumuna şahitlik etmeye başlamıştır.

Diasporayı anlayabilmek için öncelikle bu sürecin çok iyi analiz edilmesi lazımdır. Diasporadaki insanların büyük büyük dedelerinden hiç biri bir sabah uyanıp “hadi gidiyoruz, bavulları toplayalım” dememiştir. Ataların bu kararı gönüllü ve keyfi bir karar değildir. Çok kuvvetli bir etmenin, istilâcı, kendilerini yok etmek isteyen bir gücün ağır baskısı altında verilen bir karardır. Güven içinde yaşama dürtüsü adlı çok kuvvetli bir başka insanî dürtü de bu kararın alınmasını sağlamıştır. 

Diasporayı anlayabilmek arzusunda olanların, diasporanın neden ve nasıl oluştuğunu, hangi süreçleri yaşadığını, güven içinde yaşayabilme dürtüsüyle evlerini, yurtlarını bırakmak zorunda kalan insanların neler hissettiğini, bir çeşit sürgün niteliğindeki zoraki göç yolculuğunda neler olduğunu, geldikleri yeni diyarlarda neler yaşadığını, ne gibi tarihsel ve toplumsal süreçlerden geçtiklerini ve bugün vatana neden hâlâ vatan dediklerini çok iyi, objektif ve akademik bir şekilde tahlil edebilme yeteneğine de sahip olmaları gerekmektedir.

İlerleyen sohbetlerde biraz bunlardan bahsederiz umarım.

QHA

Yasal Uyarı