Milletlerin geleceklerini kurmaları ve daha iyi bir toplum olmaları, tek tek bireylerinin çabalarıyla çok yakından ilgilidir. Organize grupların başarısı, bu bireylerin başarılı çalışmalarının ürünüdür. Genellikle toplumu yönetenler eğitim vasıtasıyla istedikleri sonuca gitmeye çalışırlar. Kırım Tatarları gibi kendi devletleri olmayan milletlerin ise bunu yapabilmeleri imkânsızdır. Devleti yöneten hâkim unsurlar kendi ideolojileri çerçevesinde sınırları çizer ve bu sınırların dışına çıkılmasına asla müsaade etmezler.

Kırım'da yaşayan Kırım Tatarları kendi anadil ve kültürlerini öğrenme, yaşama hürriyetinden yoksundurlar. Hâkim güç, Rus egemenliği altında, Rus kültür çerçevesinde eğitim vermekte ve Kırım Tatar çocukları bu telkinlerle büyümektedirler. Müslüman bir toplum olan Kırım Tatarlarının çocukları okulda Rus arkadaşlarıyla Rusça konuşup Rusça şarkı söyleyip Rus kültürüyle yaşamak zorundadır. Müslüman çocuklar, okullarına onları takdis etmeye gelen Rus papazının ne yaptığını bile anlayamadan hıristiyan kültürüne aşina olur.

Kırım Tatar toplumu gibi siyasi sebeplerle vatanını kaybetmiş toplumlar, asimilasyona son derece açık hale gelmektedirler. Kırım Tatarları, bir taraftan yaşadıkları toplumun kültür çerçevesi, diğer taraftan ana babasından aldığı milli kültürü arasında tercih yapmak zorunda kalmaktadır. Vatandaşlarımız Rusça, Romence, Bulgarca, İngilizce eğitim almadan, yaşadığı toplumda iş bulabilme, standart koşullarda yaşayabilme şansına kesinlikle sahip değildir. Yaşamını idame ettirmenin yanı sıra, toplumun bir parçası olarak olumlu ve olumsuz durumların da bire bir muhatabıdırlar.

İsmail Bey Gaspıralı gibi bir fikir adamına, Numan Çelebicihan gibi genç yaşında kendini vatanına adayan milli değerlere sahip bir toplumun bağnaz ve çıkarcı olabilmesi mümkün değildir. Türk ve Müslüman dünyasında ilk defa kadınlarına seçme ve seçilme hakkını yüz yıl önce veren, 1917 Kurultayında pek çok kadın vekile sahip bir milletin cinsiyet ayrımcılığı yapabileceğini hayal bile edemiyorum. Mustafa A. Kırımoğlu gibi bir lideri bile putlaştırmadan yeri geldiğinde eleştiren Kurultay delegelerine pek çoğumuz şahit olmuşuzdur. Böyle bir siyasi kültür tecrübesi olan insanların demokratik olgunluk ve çoğulculuk dışında bir alternatifi olmamalıdır. Kırım Tatar Milli Hareketinin sürgünde kurulan ilk gruplarından bugüne kadar hep istişareye dayalı, şiddetten uzak prensipleri itinayla korunmaktadır.

Diasporada ise Milli Hareketin geleneği tam manasıyla özümsenememiştir. Vatan mücadelesine destek olma amacı güden diaspora teşkilatları sık sık bu çizgiden sapmalar göstermektedir. Bir Milli Hareketi yönetmenin zorluğunu, organize olamamanın dağınıklığını en üst seviyede diasporadaki Kırım Tatar Milli Hareketi yaşamaktadır. Herkes birbirini haklı haksız eleştirmekte kendi yapmadığı, yapamadığı işleri diğerlerinden talep edebilmektedir. Kişisel çekişmeler, benlik duygusu, egoizm ön plana çıkarken davasına destek olabilmek için çalışma arka plana atılabilmektedir. Kıyasıya bir eleştiri furyasında çalışma ve hizmet hep arka planda kalmaktadır. Haddini bilmezler üzerlerine vazife olmayan konularda ahkâm kesmekte, standart ilkokul imla bilgisinden bile yoksun yazılarıyla stratejik hükümler verebilmektedir. Sağdan soldan araklama yazıları kendi fikriymiş gibi yazma, “intihal”, çok normal karşılanmaktadır.

Diaspora kurumlarının bir diğer hatası ise Kırım Tatar toplumunu siyasetin içine çekme çalışmalarıdır. Bugüne kadar hep partiler üzeri kalmasını bilmiş bir hareketi bir siyasi parti veya görüşe yamamak kadar yanlış bir şey olamaz. Her toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da her siyasi görüşten ve partiden vatandaşlarımız vardır. Bu demokratik çeşitlilik bizim kültürümüzün de bir gereğidir. Milli Hareketimizle ters düşmeyen her siyasi görüşle görüşür, gerekirse işbirliği veya ortak çalışmalar da yapabiliriz. Dikkat edilmesi gereken şey, parti ve siyasi görüşlerin, toplumumuzu birbirine düşürecek şekilde ön plana çıkarılmamasıdır. Bizim siyasi görüşümüz hiç değişmedi ve bundan sonrada değişmeyecektir. Bizim siyasetimiz Kırım Tatar Milli Meclisi ve Kurultay tarafından belirlenen görüştür.

QHA

Yasal Uyarı