Son zamanlarda uluslararası ilişkiler uzmanlarının kaleminden ve ağzından sıkça duyduğumuz bir ifadedir “dondurulmuş çatışma”. İngilizce “frozen conflict” teriminden çok başarılı bir şekilde Türkçe’ye tercüme edilerek bilim ve uluslararası siyaset dünyamıza kazandırılmış bu terimi zaman zaman “dondurulmuş kriz” olarak da kullanırlar.

Dünya tarihi pek çok dondurulmuş çatışma örnekleri ile doludur. Hafızayı fazla zorlamadan verebileceğimiz en eski örnek Kore örneğidir. Kore Komünist Partisi’nin Kızıl Çin ve Sovyetlerin desteğini alarak ülkede komünist bir idare kurmayı amaçladığı devrim hareketine batı dünyası müdahale etmiş ve ülke kuzey ve güney olarak ikiye ayrılarak parçalanmıştır. Neredeyse 65 yıldır süren bir “dondurulmuş çatışma” örneği olan Kore’de kuzey ve güney arasındaki ateşkes de bilinen en uzun süreli ateşkes anlaşması örneğini oluşturur. Ülkenin iki tarafı da bırakınız barış antlaşmasını karşılıklı su paylaşımı anlaşması bile yapamayacak kadar keskin bir politika izlemektedir.

Bir diğer “dondurulmuş çatışma” örneği de doğrudan Türk tarihinin bir parçası olan Kıbrıs. Türkiye’nin adadaki garantörlük hak ve yetkilerini kullanarak gerçekleştirdiği 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından bu yana 43 yıldır devam edegelen bir “dondurulmuş çatışma” örneği olarak hayatımızın bir parçasıdır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kendilerini bildi bileli Kıbrıs barış görüşmelerini takip eder, gazetelerden okur, televizyonlardan dinler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ilanı ile bizce bitmiş olması gereken bu sorunun Rum kesimi tarafından yıllardır temcit pilavı gibi “ha çözdük, ha çözüyoruz” söylemleri ile pişirilip önümüze konulmasında vardır bir garabet demekten öteye de gidemiyoruz.

Küba, Tayvan, Afganistan, Filipinler, Afrika’nın çeşitli diyarlarında bu “dondurulmuş çatışmalar” zaman zaman altı harlanıp bir zaman sonra yeniden derin dondurucuya kaldırılan çatışmalar olarak haber bültenlerinde arada bir yer alır.

Dünyanın büyük ülkelerinin sevdiği bir durumdur “dondurulmuş çatışma”. Pehlivanların er meydanına çıkıp birbirlerine peşrev çekmesine benzetebiliriz bunu. “Dondurulmuş çatışma” bölgelerinde karşılıklı olarak kuvvetler sınanır. Bakarlar ki buzu çözmek için daha erken, karşıdaki hâlâ dişli, masaya oturuverirler.

“Dondurulmuş çatışma” masalarının en meşhurları Cenevre ve Minsk’te bulunur. Cenevre’yi hemen herkes bilir de Minsk’i ancak konuyla ilgili olanlar bilir. Belarus ya da bilinen adıyla Beyaz Rusya’nın başkenti olan Minsk’teki masayı Rusya kullanır. Mesela, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Karabağ sorunu için kullanılır bu masa. Yaklaşık 25 yıldır “Karabağ” sorunu bu masada çözülmeye çalışılır. Arada bir de ateşkes bozularak harlanır mesele. Sonra mesai bitince yine masaya oturulur. Taraflar çantaları ile masanın bulunduğu salona girerler, dosyalar çıkartılır. Bazen heyetler halinde bazen devlet başkanları baş başa vererek masanın etrafında toplanırlar. Konuşurlar, tartışırlar, sohbet ederler ve bu böyle devam eder.

Elbet, insanların konuşa konuşa anlaşması insan olmanın, medeniyetin ve karşılıklı hukuka saygının bir gereğidir.

Minsk’teki masaya yakın zamanlarda Ukrayna sorunu da yatırıldı. Doğu Ukrayna konusu taraflar arasında konuşuluyor, tartışılıyor. İlk zamanlar Minsk’te Kırım’ın işgali neden konuşulmuyor gibi tepkiler vermekle birlikte “dondurulmuş çatışmaların” mukadderatını düşündüğümde bir taraftan da iyi ki benim vatanımı konuşmuyorlar diye bir tarafım sevinir durumda.

Konuşarak anlaşabilmenin en önemli koşulu insan olmak, medeni olmak ve karşılıklı hukuka saygı duymak ise karşınızdaki gücün tarihinde, Kırım, Kafkasya ve yakın zamanlarda Suriye’de işlediği suçlara bakmak dahi konuşarak gidilebilecek yerin sınırını apaçık gözler önüne seriyor.

Şimdilerde Astana’da da bir “dondurulmuş çatışma” masası marangoza sipariş verildiğine göre dünya yüzölçümünün önemli bir kısmının bu masalarda yatacağı anlaşılıyor.

Yazık ki, her “dondurulmuş çatışma” o çatışmaya sebebiyet veren, sınırdaşı ülkenin topraklarını işgal eden, uluslararası hukuku çiğneyen, insan haklarının adını dahi bilmeyen güçlerin kanunsuzluğuna ve hukuk bilmezliğine hizmet eden bir fiili duruma sebebiyet veriyor.

Putin gibi “çatışma dondurması” sevenler de bu külahı her daim elinde tutmak istiyor.

QHA

Yasal Uyarı