QHA'da geçtiğimiz aylarda kaleme aldığım "Balkanlarda Yaşananlar Neyin Öncüsü?" başlıklı yazının üzerinden çok zaman geçmeden Bulgaristan'daki Türk karşıtı protestoların vuku bulması, "yine Balkan gündemini takip edenler açısından pek de şaşırtıcı olmadı". Balkanlarda çatışmaların odağı olsun olmasın, yüz senelik hesapların ve kan davalarının uzatmalı şekile sürmesi söz konusu olduğundan, bu çatışmaların ateş zaman zaman bölgedeki Türk varlığını tehdit ediyor. Bazı iç meselelerin yarattığı olumsuz iklim de cabası... (Konuyla alakalı olarak bkz. "Bulgaristan Türk siyasetinin seyri ve geleceği")

Birkaç gün önce 29 Haziran'da bilindiği gibi Bulgaristan, Türklerin yoğun olarak yaşadığı mıntıkalardan Asenovgrad bölgesinde, medyalardan aktarıldığına göre biri Bulgar diğer Türk iki grubun kavgasına sahne oldu. Akabinde onbinlerce protestocu diğer Bulgar şehirlerinden gruplar halinde Asenovgrad'a gelerek Türk mahallerinin etrafını sardı. Çıkan olaylarda pek çok kişi gözaltına alınıp, polisin çeşitli tedbirleri tatbik ettiği ifade edilse de bölgedeki insanların hala korkuyla beklediği bölgedeki kaynaklarca ifade ediliyor. Protestolarda bazı motorsiklet gruplarının fotoğraf karelerine yansımaları olayların çıkışına dair atlanan önemli bir ipucuydu. Motorsiklet grupları, aşırılıkçılık, yabancı düşmanlığı, Balkanlar, "Slav birliği" vurgusu... Evet, "Rusya'nın hortlattığı Balkan çeteleri" yine karşımızda!

Bulgaristan yine geçtiğimiz aylarda, seçimler esnasında Türklerin oy kullanmasına karşı düzenlenen prostestolarla gündeme geldi. Çeşitli flamalarla önplana çıkan bazı Bulgar gruplar burada arz-ı endam etti. Türkiye sınırında barikat kurup seçmenleri geçirmemek bir yana, Türk gazetecilerin dahi geçişine müsade etmediler. Hatta kendi imkanlarıyla sınırı çitlerle kapattılar.

Hükümet doğrudan bir önlem alamadı. Bulgaristan'da yönetimin bunlara sessiz kalmasının nedeni açıktı. Bir önceki hükümetin dile getirdiği hibrid savaş tehdidi, sonraki dönemlerde de terörle mücadele yasasının değişmesi "bir şeylerden çekinildiğinin" alametiydi. Üstelik terörle mücadele yasası Kremlin yanlısı görüşleriyle tanınan eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli General Rumen Radev'in cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin akabinde (bir ay sonra) kabul edildi. Bu beyhude yere neşet eden bir korku değildi. Bulgaristan olası bir dış müdahaleden çekiniyordu. Şüphelerin kaynağı ülkede birçok yerde Rus bayraklarının dağıtılması ve Slav birliğine atıfta bulunan grupların etkin faaliyet göstermesi oldu.

Bulgar hükümetinin korkuları yersiz değil ve istese de müdahale edemeyeceği bir "yapılanmayla" karşı karşıya. Olası bir müdahale durumunda ülkeyi kaosa sürükleyebilecek on üç ayrı paramiliter komiteden meydana gelen, çoğu silahlı takribi 24 bin milis söz konusu. (Tafsilat için bkz: "Rusya, Balkan çeteciliğini hortlattı")

Kendim yazdığım "Rusya, Balkan çeteciliğini hortlattı" başlıklı analiz haberden, Bulgaristan'daki bu yapılanmayla alakalı bazı alıntılara yer vermeli. Dikkatle okuyunuz:

Bulgaristan'daki Rusya yanlısı paramiliter örgütlerin Bulgaristan'a karşı, Ukrayna'dakine benzer hibrid bir taarruzda bulunma ihtimali Nisan 2016'da gündeme InformNapalm tarafından gündeme getirilmişti.

Nasıl ki Kırım'ı işgal eden "yeşil adamlar" kendilerine "Rus halkının koruyucuları" adını vermişse, InformNapalm'ın haberine göre Şubat 2016'da Bulgaristan'ın Burgaz şehrinde düzenlenen bir forumda bir araya gelen Rusya destekli 13 paramiliter grup; "20 Nisan" (eski Bulgar İhtilal Merkez Komitesi'nin 1875'te Osmanlı'ya karşı başlattığı "20 Nisan" isyanına atfen), "Vazrojdentsi" (Canlanma),  G.O.R.A. (?), Club "Dertliev" (muhtemelen eski Bulgar politikacılarından Petar Dertliev'e atfen), "Commitee for National Salvation" (Ulusal Kurtuluş Komitesi), "Vasil Levski" Askeri Birliği (Osmanlı'ya karşı savaşmış Bulgar ihtilalcilerinden Vasil Levski'ye atfen), "Shipka Bulgarian Milita" (Şıpka: Bulgar Milisi)" başta olmak üzere tek bir yapı altında "Bulgar Vatandaşlarını Koruma Organizasyonu" adı altında birleşti.

Bunlardan Şıpka Bulgar Milisi'nin özel operasyonlar için üyeler seçecekleri ve amaçlarının güya Bulgaristan İçişleri Bakanlığı'na yardımcı olmak olduğu alenen haberlerde yer alıyor. Bulgaristan'ın tüm bölgesel şehirlerinde "Vasil Levski " ve "Şıpka Bulgar Milisi"nin askeri birliklerinin olduğu, toplam üye sayısının 1.500'ü Varna'da olmak üzere 24.000 kişiyi aştığı biliniyor.

Bu örgütlerin finansmanının Bulgaristan vatandaşlarının gönüllü bağışlarıyla üyelik aidatları ve bir fon aracılığıyla sağlandığı, üyelerin bu fonlarla özel ve antiterörist operasyonlar üzerinde uzmanlaşacak yeni bir birimde yer almak için eğitim almak üzere yurtdışında eğitim alacaklarına dair söz verdikleri ifade ediliyor. Organizasyonlar tüm bu hazırlıkların güya devlete yardımcı olmak ve ülke savunmasına katkıda bulunmak olduğunu iddia ediyorlar, Rusya ile bağlantıları olduğunu ise "kabul etmiyorlar". Üstelik pahalı askeri teçhizata, mühimmata ve askeri teçhizata sahip olduklarını açıkça söyleyebiliyorlar. Eski Bulgar devletlerine ve ihtilal komitelerine atıfta bulunan isim ve semboller taşıdıklarından pek çok Bulgar vatandaşına kendilerini vatansever olarak lanse edebiliyorlar. Rus askeri istihbaratının akıncı kolları, kendilerini Bulgar milliyetçiliği ile kamufle ediyor.

Türkiye sınırına yakın ormanlarda kaçak göçmenleri ve mültecileri aradıklarını söyleyerek silahlı gruplarla dolaşan bu örgütlerin, Bulgaristan'da bazı silahlı çatışmalarla ilgili gündeme gelen ve Karadağ'daki Balkan Kozaklarıyla ilişkili olan Putin yanlısı "Gece Kurtları" ile de bağlantılı oldukları biliniyor. Bu örgütlerin Rusya tarafından eğitildiği, sınır boylarında kamuflajlar ve silahlarla dolaşarak mültecilere karşı savaşmaya hazır olduklarını alenen söyledikleri de görülüyor.

Bahsi geçen örgütlerin Bulgaristan içinde tıpkı Ukrayna'nın doğusundaki Lugansk ve Donetsk bölgelerinde türeyen ayrılıkçı teröristler gibi, Rusya hesabına ülkede yıkıcı faaliyetler içerisine girebilecekleri ihtimali de dile getiriliyor.

Bu noktada karşımıza çıkan adres yine Rusya!  Balkanlara yönelik yeni "hibrid" hamleleri ve Kremlin'in nüfuz alanını arttırma çabaları gittikçe dikkat çeken (bkz. "Rusya'nın sonraki durağı: Balkanlar") Kremlin yönetiminin, Karadağ'daki darbe girişimi bir yana özellikle Bulgaristan ve Moldova'da yoğunlaştığı çeşitli yorumcularca dile getirilmişti. (bkz. "Rusya Balkanlardan Uzaklaşmadı")

Dolayısıyla protesto amacıyla Türk mahallelerini aniden kuşatabilecek binlerce kişinin tesadüfen bir araya getirilmediği hiçbir zaman göz önünden uzak tutulmamalı, hadiseler bu çerçevede incelenmelidir.

QHA

Yasal Uyarı