Kırım Tatar tarihinin en can alıcı olaylarından biri, Yolbaşıcımız liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun 1991’de Kırım’a döndüğünde Kırım Tatar Milli Meclisi’nin (KTMM) açılış konuşmasını Kırım Tatarca yapmış olmasıdır. Sadece bu olay başlı başına bir tez konusudur! Hem kendi Kırım Tatar Meclisimizi açacak kadar bir sayıda kendi imkanlarıyla dönen Kırım Tatarlarının gücünü, iradesini gösterirken başta Mustafa A. Kırımoğlu olmak üzere diğer azaların açılış konuşmalarının içeriği hemde konuşma dili olarak Kırım Tatarcası olması Rusya’nın yüzünde patlayan okkalı bir tokattır. Açılış konuşmalarının, konuşma dilinin anadilinde olması kadar doğal bir şey yok gibi görünse de bu tarihi konuşma, Sovyetlerin bizim dilimizi yok etme çabalarına karşı Kırım Tatarlarının anadilini koruması açısından olağan üstü bir gayrettir. 

2009 yılında UNESCO Yok Olma Tehlikesi Altında Olan Dünya Dilleri Atlas'ında Kırım Tatar Dili 'ciddi tehlike altında' kategorisine alınmıştır. Kırım Tatar tarihinin başlangıcı ve dilinin gelişimi doğal olarak karışıktır. Cengiz Han'ın ölümüne kadar Moğollar kendilerine Tatar demiş ancak Cengiz Han'ın ölümünden sonra Moğolluklarını kabul etmişlerdir. Moğol ordusunun büyük bir bölümünü kapsayan Kıpçak Türkleri, Cengiz Han'ın torunu Batu Han önderliğinde Avrupa'nın eşiğine gelmişler, 12. yüzyılda Kırım'a yerleşmişler (daha öncesinde de Kıpçak yerleşimleri olmuştur) ve akabinde Kırım Hanlığı kurulmuştur. 

Kırım Tatarcası linguistik bakımdan Türk ailesinin Kıpçak koludur. Müslüman olan Kırım Tatarları Arapça ve Farsça'dan büyük oranda etkilenmişlerdir. 19. yüzyılda İsmail Gaspıralı eğitimin yenilenmesi gerektiğini farkeder ve bu reform için ilk şart dilin arınması olduğunu vurgular. İsmail Gaspıralı sadece Kırım Tatarlarının değil Çarlık Rusya'sı altında yaşayan bütün Müslüman Türklerin eğitim alanında yeniliğe gidilerek eğitime önem verilmesi gerektiği bilinciyle "Fikirde, Dilde ve İşte Birlik" düsturuyla kullanılan Arap alfabesini düzenlemiş, 1883 yılında yayın hayatına geçirdiği Tercüman Gazetesi de 1918 yılına kadar Osmanlı topraklarında, Orta Asya ve Volga bölgelerinde yayına devam etmiştir. 1917 Bolşevik İhtilalinin ardından Kırım Tatarcası azınlık dillerinin uğradığı akibete uğramıştır. Sovyetler Birliği 1929 yılında yaptığı Harf inkılabıyla Arap alfabesini değiştirip Latin alfabesini getirmiştir. Ancak Latin alfabesi de ikinci Harf inkılabıyla 1938 yılında Kiril alfabesine çevrilmiştir. Bu inkılaplar sadece Kırım Tatarların değil, Orta Asya Milletlerin Sovyetler öncesi yazılı kaynakların  yok olmasına sebep olmuştur. 

18 Mayıs 1944’te Stalin’in emriyle Orta Asya, Sibirya ve Urallara sürgünlüğe gönderilen Kırım Tatarları on yıldan fazla “özel yerleşim” bölgelerinde ikamet etmek zorunda kaldılar ve kimlik kartlarında dahi Kırım Tatarı ibaresi çıkartılarak kendilerine Kırım Tatarı denmeleri yasaklandı. Durum bu halde iken elbette Kırım Tatar okulları veye Kırım Tatar dili dersleri yoktu, Kırım Tatarları için iki seçenek vardı, ya Rus okullarına gideceklerdi ya da bulundukları bölgenin yerel halk okulunda eğitimlerine devam edeceklerdi. Sovyetlerin politikası, Kırım Tatar milli edebiyatını yok edip Kırım Tatar dilini yazı dili olmayan iptidai, primitif bir dile çevirerek tamamen yok etmekti. Kırım Tatar şairi Eşref Semizade bütün Kırım Tatarların sesi olmuş ve isyanını: "Bir millet, sadece kendi edebi diline sahip olması koşuluyla var olabilir" diyerek seslenmiştir. 

Stalin’in ölümünden sonra Kırım Tatarlarının üzerindeki baskı bir nebze olsun azalmıştı ve 1957 yılında Özbekistan’da Lenin Bayrağı isimli ilk Kırım Tatar gazetesi çıkarılmaya başlanmıştı. Haftada üç kere çıkan gazetenin ilk yıl traji 23.000 sayısına ulaşmıştır. Dört sayfadan oluşan bu gazete Sovyetler Birliği’nin kanunları gereği ilk sayfalarda Parti haberleri veriyordu ama en önemlisi dördüncü sayfaydı. Bu sayfayı Kırım Tatar diline ayırıp, Kırım Tatarca yazılar ve kelimeler, bu kelimelerin açıklamaları bulunuyordu. Bu Kırım Tatar gençlerin dilimizi muhafaza edebilmeleri ve iyi anlayabilmeleri için çok büyük bir mücadeledir. Bu gazetede Kırım Tatar aileleri ölüm ilanları, düğün ilanı ve haberler vererek diğer Kırım Tatarları ile aralarında bir bağ kurmuş, halk Özbekistan’ın çeşitli şehirlerinden ve Orta Asya’nın diğer bölgelerinde yaşan Kırım Tatarlarından haberdar olmaya başlamıştır. Lenin Bayrağı 1990 yılına kadar basın hayatına devam etmiş, kendi imkanlarıyla Kırım’a dönen Kırım Tatarları gazeteyi Kırım’ın başkenti Akmescit’te Yeni Dünya ismiyle yayınlamaya devam etmişlerdir. Kırım Tatarları yaşadıkları sürgünlüğe ve baskı altında olmalarına rağmen dilimizi kaybetmemek icin çok uğraşmışlardır. Yazımı dilimiz için duyulan duyguları çok güzel tasvir eden şair Remzi Burnas’ın Ana Tilim şiiri ile noktalamak isterim. 

 

Ana Tilim

Er bir halkın öz bir tili bar
Yaresinen sırdaşkan,
Baldan tatlı o til onga
O bir vakit unutulmay.
Menim tuvgan halkımın da
Öz tili bar yırlaşkan
Binbir yıldız arasında 
Bu til menim beşiğimde 
Ayneninen östürgen,
Yaşlığımdan yetekley o
Tutıp menim kolumdan

Remzi Burnas

(Bu makalemin aslı İngilizce olarak İngiliz Milli Kütüphanesi British Library’nin web sayfasında yayınlanmıştır.)

QHA

Yasal Uyarı