Geçtiğimiz haftalarda Balkanlarla ilgili analizler, haberler havada uçuştu Makedonya'daki parlamento baskını olayından sonra. Ardından yine Balkan gündemi geri planda kaldı, sessizliğe büründü. Balkanların üzerinde neden bilinmez umursamazlıktan bir perde var. Ateş yanmadan, ortalık karışmadan bir türlü kalkmıyor. Makedonya'daki parlamento baskını olduğunda bile hadise ilk saatlerde pek az yerde yankı bulabildi. Analiz ve haber bombardımanının ardından Balkanlar yine fırtına öncesi sessizliğe büründü.

Balkanlara bakarken Balkan ülkelerindeki iç dinamikler kadar, bu iç dinamiklere etki eden "dış faktörleri" de göz önünde bulundurmalı. Yapılan analizler ya tamamen "bunlar karanlık güçlerin oyunu" mantalitesinde yapılıyor yahut Rusya'nın etkisi tamamen göz ardı ediliyor. Yine de haklarını teslim etmem gereken bir husus var, sorulması gayet yerinde bir soruyu farklı şekillerde dile getiriyorlar: Balkanlarda neler oluyor?

QHA'nın haberlerini takip edenler Balkan haberlerine ve gelişmelere pek şaşırarak bakmayacaktır. Çünkü Bulgaristan'da Rusya yanlısı milisler, Romanya ve yakın zamana dek Moldova'da sokak olayları ve Kosova'da yaşananların ardından Makedonya'dan gelen habere şaşırmak abes kaçacaktır. Makedonya'da bazı bölgelerdeki hareketlilikler, Karadağ darbe girişimine karışan Kozaklardan, Bulgaristan'daki milislere "Slav hareketi" vurgusu, yüz sene öncesinin Balkanlarını aratmayan kareleri yeniden sahneye taşımakta.

Bu noktada asıl sorulması gereken soru: "Balkanlardaki bu hareketlilikler neyin öncüsü?" olmalı. Balkanlarda yeni bir çatışma ikliminin harlanmaya çalıştığı, bunda da Balkan yarımadasını "arka bahçesi olarak gören" Rusya'nın yahut Rusya yanlısı aşırı ve silahlı unsurların rol oynayacağı açık. Meşhur "hibrid" yahut "melez" savaşın genelde hedef aldığı ülkelerin Baltık-Balkan hattında yer almasına bakılırsa, en az Ortadoğu kadar farklı unsurların bir arada yaşadığı bu coğrafyada, "Yeni Çarlığın" nüfuz mücadelesi için yeni bir kıvılcımın çakılması kaçınılmaz.

Yeni Balkan meselesinin en önemli bir diğer boyutu ise Balkan Türkleri. Balkan Türklüğünün vaziyeti ve geleceği...

Teknik bilgi ve irtibat açısından pek sıkıntı olmasa da, onların bu yeni gelişmelerde çekebileceği olası sıkıntılar, bölgedeki gelişmelerin Türkiye'ye olası etkileri, nelerle karşılaşılabileceği gibi hususlara ne kadar hazırlıklıyız? Bunlar da sorulması gereken diğer sorular olmalı. Balkanları ileride nelerin beklediği meçhulken, bölgedeki olası hareketliliklerin nelere yol açabileceği de düşünülmeli, hazırlıksız yakalanmamalı.

Tabi eğer yukarıda bahsettiğim "umursamazlık perdesi"nin ardından Balkan ülkelerinde nelerin yaşandığını görebilir ve anlayabilirsek...

QHA

Yasal Uyarı