Bizim Türkiye kamuoyunda okumuş çocukların hepsi terör ve Ortadoğu uzmanıdırlar. Klimalı odalarında google amca bilgileri ile ahkâm keserler. PKK uzantısı PYD terör örgütüne terörist yapılanma diyemeyen aydınlarımızla medya üzerinden algı operasyonu devam ediyor. Kırım’ın Rusya tarafından işgalinde bu lobi Putin’den daha Putinci idi.

Suriye ve Irak hattında, Taliban örneğinde olduğu gibi terör örgütlerinin legalleştirilme projesi devam ediyor. Ortadoğu’da her gücün kendi teröristi var. Suriye ve Irak’ı ölüm tarlasına çeviren güçler Türkmensiz bir bölge, Türkiye’nin zayıf olduğu sınır hattı ve elbette bir Kürt Devleti istiyorlar. Irak’ı El Kaide ile başlayıp IŞİD ve son adıyla DEAŞ ile fiili olarak 3’e böldüler. Zaten Bölgesel Kürt Yönetimi buna dünden razıydı. IŞİD bahanesi ile kontrol alanını genişletiyor. Kerkük artık peşmerge kontrolünde bir bölge. Hedef: Türkmensiz bir Irak.

Ortadoğu’da kırmızı hiçbir çizgi ve hat yoktur. Bu topraklarda sürekli çöl fırtınası eser ve çizgiler hep yer değiştirir, tıpkı Suriye’de olduğu gibi. Esed Rejimine karşı verilen mücadele artık özgürlük değil toprak kazanma savaşıdır. PKK-PYD iç savaşın en karlısı olarak değerlendirilebilir. Kanton yönetimleri ile alanlarını genişleten silahlı guruplar kendisine muhalif olan Kürtleri bile alanlarından kovdular. Akdeniz’e ulaşacak Petro-Kürt hattında Arap ve Türkmen’de istemiyorlar. Şimdi havadan Rus desteği de var.

Ankara’dan bakıldığında Fırat’ın doğusu çoktan gözden çıkarılmış. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan bir komşu ülke, Fırat havzasının doğusu ve batısı olarak kırmızı çizgiler koyamaz. PYD militanları çoktan Fırat’ın batısına geçti. TSK karadan olası müdahalesinde Jarablus-Çobanbey hattını kullanmak zorunda, bu da DEAŞ’la sıcak çatışma demek. PYD Türkiye’nin olası müdahalesine karşı Cerablus’a girmeyecek ancak bölgede bulunan DEAŞ’in Rakka ve diğer kentlerle bağlantısını kesmeyi planlıyorlar.

PYD, Rus askeri istihbaratından destek alıyor. DEAŞ'ın Cerablus bağlantısının kesilmesi için bölgenin güneyindeki alan ile Bab ve Mumbuç ilçeleri ilk olarak alınacak. Zira operasyon kapsamında ABD öncülüğündeki koalisyon uçaklarının Demokratik Suriye Güçleri’ne ağır hava desteği vereceği belirtildi. Demokratik Suriye güçleri son olarak Ayn Al–Arab’ın güneyinde DEAŞ’in elinde bulunan Tışrin Barajı’nı ele geçirmişti. Barajın Demokratik Suriye Güçleri’nin eline geçmesiyle ile olası Cerablus operasyonu için yol açılmış oldu. Tışrin Barajı, Halep kırsalında DEAŞ kontrolündeki bölgeden Rakka’ya geçiş için stratejik bir noktada bulunuyor. Cerablus ise 2 yıldır DEAŞ’in elinde bulunuyor. Demokratik Suriye Güçleri’nin yeni hedefi önce Mumbuç, ardından da Bab’ı ele geçirmek. Demokratik Suriye güçleri, bu ilçeleri ele geçirirse, Afrin ve Kobani arasında geçiş yolu açılması da mümkün hale gelecek. PYD ve YPG’nin, uzun dönemdir hedeflediği Kobani ve Afrin’in birleştirilmesi de böylece mümkün haline gelecek. Bu iki kantonun birleşmesi durumunda, Cerablus hariç, Suriye’nin, Irak’a kadar olan sınırı PYD’nin denetimine geçmiş olacak. Demokratik Suriye Güçleri, Türkiye’nin ‘kırmızı çizgimiz’ dediği Cerablus’a ise yakın zamanda bir saldırı düzenlemeyi düşünmüyor. Türkiye’nin olası müdahalesini engellemek isteyen Demokratik Suriye Güçleri, Cerablus’u en sona bırakmayı düşünüyor.

Şimdi genel tabloya bakıldığında Kobani olaylarında olduğu gibi TSK’nin sınır ötesi müdahalesinde Türkiye’nin içindeki terör yapılanmaları sokak hareketleri olarak harekete  geçirilecek. Bu sefer şartlar çok farklı. PKK sınırın içinde terörist eylemleri ile bölge halkına kan kusturmaya devam ediyor. Kazılan hendekler sadece sokaklara değil insanların aydınlık geleceği üzerine de kazılmış durumda. Ankara artık bölgede Musul örneğinde olduğu gibi askeri güçleri ile kilit bölgeler oluşturabilir. Çünkü Hatay-Yayladağ üzerinde dünyanın ikinci süper gücünün savaş uçağına izin vermeyen karar verici irade, atını alıp Fırat’ı geçen terör yapılanmalarına karşı ‘’sabrımızı denemeye kalkışmasınlar’’ türünden klişeleşmiş sözlerin ötesine geçmelidir.

QHA

Yasal Uyarı