Kırım Tatarları için 2014 işgali, ikinci sürgündür. Hatta bunu daha ileri götürürsek 2014 Kırım İşgali, Kırım Tatarları’nın tarihsel süreçte yaşadıkları dördüncü travmadır. İlk travma, 1783 yılında Kırım’in Çarlık Rusyası tarafından ilhak edilmesidir. İkinci travma, 1917 yılında kurulan Kırım Halk Cumhuriyeti’nin Bolşevik Kızıl Ordu tarafından ortadan kaldırılmasıdır. Üçüncü travma belki de Kırım Tatarlarının kimliklerinin oluşmasında önemli bir yere sahip olan 1944 Sürgünüdür. Dördüncü travma ise 2014 Kırım’ın uluslararası hukuku hiçe sayarak işgal edilmesidir. 1944 ‘te Stalin sürgününden sonra Kırım Tatarları Putin Rusyası altında yaşamaya zorlanmaktadır. Karadeniz bölgesi tarihi süreç boyunca birçok defa görülen saldırı, istila, etnik temizlik, baskı ve hatta soykırım ile yeniden karşı karşıya kalabilir. Tarihin derinliklerinden gelen düşmanlıklar yanında günümüzde Kırım Tatarları Putin Rusya’sında giderek artan yabancı düşmanlığı, mutlak tek kişi hakimiyeti, Rus imparatorluğu hayalleri, İslamafobi gibi etkenler ile de baş etmek zorunda kalmaktadır. Putin, 21. yüzyılın “Yeni Çarı” olarak görülmektedir. Yeni Rus milliyetçiliği, bir yandan Rus Ortodoks kilisesi diğer yandan Rus oligarşisi çabaları ile Rus politikası içinde daha fazla yer almaktadır.

Kırım’ın işgali, daha çok jeo-stratejik, jeo-ekonomik ve jeo-enerji kavramları ile açıklanmıştır. Karadeniz Filosunun önemi, NATO ve AB ‘nin Rusya’yı yeni üyelik ve komşuluk politikası ile çevrelemesine tepki, boru hatları diplomasisi gibi kavramlar ile Rusya’nın Kırım’ın işgal ettiği belirtilmiştir.

Benim analizim daha çok psiko-analitik ve psiko-dinamik olacak. 1991 yılından itibaren Kırım Tatarları anavatanları Kırım’a dönmüşlerdir. Nüfusun yüzde 10’nundan fazlasını oluşturmuşlar ve Kırım’ın günlük hayatı içinde yer almıştır. Ruslar açısından bu 1944 yılındaki soykırım suçlarının yüzlerine vurulmasıdır aslında bu. Her gün Ruslar, Kırım sokaklarında Kırım Tatarlarını gördükçe suçluluk hissetmektedir. Geçmişte yaptıkları günahların ve suçların her gün yüzlerine vurulması, Kırım’daki Rusların bilinçaltını etkilemiştir. Rusların bilinçaltı bu suçluluk duygusu ile dolmuştur. Öte yandan, Ruslar hiçbir zaman Kırım Tatarlarına yaptıkları haksızlıkları bırakın tanımayı kendilerini mağdur olarak göstermektedir. Birçok Rus kendini Stalin başta olmak üzere Sovyetler Birliği yönetimleri altında mağdur olarak görmektedir. Hem bu suçluluk duygusu hem kendini mağdur görmeleri sebebi ile Kırım Tatarları’nın Kırım gibi Rus psikozunda önemli yere sahip bir yerde bulunmaları mümkün değildir. Daha önce Rusların sistematik baskısı ve zulmü altında yaşayan Kırım Tatarlarına tekrar zulüm yapılmasında hiçbir engel yoktur. Zaten Rusların tarihleri zorla yapılan göçler ve sayısız etnik temizlik kampanyaları ile doludur. Örneğin, Ivan III 1478 tarihinde Novgorod şehrini ele geçirdiğinde tüm halkın zorla göç ettirilmesini emretmiştir. Sovyet zamanında insanlar toplu halde Sibirya’ya sürülmüş, 1863’te Kafkas halkları ve Çerkezler Türkiye’ye zorla göç ettirilmiş ve hatta 2nci Çeçen Savaşı sonrasında aynı zor kullanılarak baskı ve zulüm ile yerlerinde ve yurtlarında edilmiştir. 1999 yılında başlayan savaştan sonra İnguş Cumhuriyeti’ne sığınan birçok Çeçen, Altay dağlarına sürülmüştür. Hatta bazıları Sibirya’nın kuzey ve doğu bölgelerine zorla yollanmıştır. 2006 yılında Rus yetkililer, 2.300 Gürcü’yü kargo uçakları kullanarak sürmüştür. Bunun yapılması nedeni o dönemde Gürcistan Devlet Başkanı olan Saakashvili’nin dört tane Rus askerini casusluk suçlaması ile sınır dışı etmesidir (Blank, 2015).

Kırım’ın işgalinin altında yatan en önemli neden bana göre, Rusların bu suçluluk duygularını bastırma yanında kendilerini mağdur olarak görmeleridir. 1954 yılında Kruşev tarafından Kırım’ın Ukrayna’ya verilmesi Ruslar açısından bir travmadır. Bu travmanın ikincisi 1991 yılında Sovyet İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından Kırım’ın tamamen Ukrayna hakimiyetine geçmesidir. Buna karşı 1995 yılında Kırım’da 2014 İşgaline benzer bir kriz yaşanmıştır. 1995 yılında Rus yanlıları Kırım’ı Rusya’ya bağlamak için 2014’tekine benzer adımlar atmışlar hatta referandum kararı bile almışlardır. Fakat Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bağlı High Commissioners for National Minorities (HCNM) olan Max van der Stoel’in arabuluculuk ve üçüncü taraf müdahalesi ile çatışma çözümü sağlanmıştır. Hatta Kırım Tatarları o dönemde uluslararası alanda birçok kazanımlar elde etmiştir.
2014 yılında ise Kırım’da yaşanan kriz ile Kırım Tatarları tarih boyunca yaşadıkları travmayı yeniden yaşamıştır. Adeta tarihsel döngü tamamlanmış ve Kırım Tatarları için tarih tekerrür etmiştir. Kırım’ın Putin Rusyası tarafından işgali, uluslararası ilişkilerin realist ve jeo-stratejik teorileri yanında psiko-analitik ve psiko-dinamik yaklaşımlar ile açıklanmalıdır.
 

Kaynaklar
Blank, Stephen (2015).  “A Double Disposession: The Crimean Tatars after Russia’s Ukrainian War”, Genocide Studies and Prevention: An International Journal, vol. 9, Iss.1: 18-32, http://scholarcommons.usf.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1271&context=gsp  

 

QHA

Yasal Uyarı