Kırım Halk Cumhuriyeti’nin 26 Aralık 1917 tarihinde kabul ve ilan edilen Anayasası’nın maddelerini incelemeye bir önceki yazımızla başlamıştık. Madde madde incelemeye devam edelim:

“Madde 3- Kurultay, hayat ve ruhu milletten doğan ve ancak onun değişmesi ile değişime uğrayan ve başkalaşan kanunların toplumsal hayatta verimli olabileceklerini kabul ettiğinden Temsilciler Meclisi’nin üç yılda bir seçilmesini zorunlu sayar.

Uyarı 1-Kurultay, memleketin bugünkü sarsıntılı halinde seçimlerin büyük zorluklara uğrayacağına inandığından Kurultay üyelerinin bir yıl süre ile Parlamento’yu oluşturmalarını kabul eder.

Uyarı 2-Kurultay, Tatar Parlamentosunun beş ile yedibin kişiye bir milletvekili seçilerek oluşmasını kabul eder.”

Anayasanın üçüncü maddesi, çok önemli bir anayasa hukuku ilkesini vurgulamaktadır. Kanunların hayatı ve ruhunun milletten doğduğu, her milletin kendine özgü kanunları olması gerektiği, hukukun kaynağının millet yani toplum olması gerektiği üçüncü maddede vurgulanmıştır. Kanun koyucu organ olarak “Temsilciler Meclisi” adı altında bir organ tesis edilmiş ve yasama erkinin üç yılda bir seçilecek bu meclis tarafından kullanılacağı belirtilmiştir. Temsilciler Meclisi, Anayasa uyarınca kanunların verimli olabilmesi olması için milletin hayatı ve ruhuna uygun kanun yapmakla görevlendirilmiş, millet hayatındaki değişimlere kanunların hızla adapte edilmesi gerekliliğinin altı çizilmiştir. Temsilciler Meclisi’nin de bu değişime uyabilmesi için üç yılda bir seçilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

 Maddede yer alan birinci uyarı, 1917 yılının hızla değişen, sarsıntılı ortamını dikkate alarak mevcut Kurultay üyelerinin Parlamento görevini yürüteceğini hüküm altına almıştır.

İkinci uyarı ise Tatar Parlamentosunun ne şekilde oluşacağını, temsilde adalet esasına göre o günün şartları dikkate alınarak belirlemiştir. 1991’de toplanan II.Kırım Tatar Millî Kurultayı ve sonrasında toplanan tüm Kurultay’larda bu temsil esasına uyulmaya devam edilmiştir. Günümüzde dahi etkisini yitirmeyen bu esasa göre halen her binbeşyüz ya da ikibin kişiye bir Kurultay delegesi seçilerek Kırım Tatar Millî Kurultayı oluşturulmakta ve bu şekilde temsilde adalet sağlanmaktadır.

“Madde 4- Temsilciler Meclisinin olağan toplantıları kendisi tarafından belirlenir. Olağanüstü toplantılar ise Parlamento üyelerinin üçte birinin Başkanlıktan resmen talep etmesi ile toplanır.”

Anayasanın bu maddesi Temsilciler Meclisinin olağan ve olağanüstü toplantılarının ne zaman ve ne şekilde yapılacağını düzenlemektedir. Günün şartlarına göre daimî olarak toplantı yapılamaması ihtimali dikkate alınarak yapılan bir düzenlemedir.

“Madde 5- Tatar Parlamentosu üyeleri her türlü dokunulmazlığa sahip ve zorunlu askerlik devam ettikçe askerlik yükümlülüğünden muaftır.”

Parlamenter sistemin bulunduğu her ülkede var olan milletvekillerinin dokunulmazlığı düzenlemesi 1917 şartlarında Kırım Ahali Cumhuriyeti Anayasası’nda da yer almıştır. Askerlik muafiyetinin de günün şartları, özellikle de askerlik sürelerinin günümüze kıyasen oldukça uzun olduğu düşünülerek getirildiği kanaatindeyiz. Demokratik ilke ve kuralların henüz oturmadığı, tartışmalı olduğu bir dönemde milletvekili dokunulmazlığı ve askerlik muafiyeti gibi dokunulmazlık ve muafiyetlerin dönemin siyasî ortamında yarar sağlayacağı çok açıktır.

“Madde 6- Temsilciler Meclisi Tatar milletinin bilimsel, dini, adli, askeri, mali, siyasi işlerine ve durum gerektirdiğinde ticari, tarımsal ve sınai işlerle ilgili konularda kanunları koymakla yükümlüdür. Temsilciler Meclisinde her konu için özel komisyonlar ayrılacaktır.”

Madde düzenlemesi, Temsilciler Meclisi’nin yasama erkini kullanırken hangi konularda kanun çıkarmakla yükümlü olduğunu belirlemektedir. Bu kanunları çıkarırken de her konu için ihtisaslaşmış özel komisyonlar kurulması, kanunların bu komisyonlarda görüşülerek hazırlandıktan sonra Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilebileceği madde ile hüküm altına alınmıştır. Çağdaş demokrasilerde de uygulanan sistem, kanunlaştırma ya da kodifikasyon şekil, usul ve esaslarını belirlemektedir. Anayasa, bu düzenleme ile kanunların hatasız, eksiksiz bir şekilde çıkması, böylelikle temas ettiği konularda yasal altyapıyı tam sağlamasını amaçlamaktadır.

 Anayasanın altıncı maddesi düzenlemesi ilk bakışta Temsilciler Meclisi’nin yani Cumhuriyetin yasama erkinin kanun çıkarabileceği alanları kısıtlamış gibi bir anlama gelmektedir. Ancak hemen ifade etmek gerekir ki 3.madde ile birlikte düşünüldüğünde yasama erkinin kullanılmasında bir kısıtlama olmadığı sonucuna varılmalıdır. Esasen altıncı madde düzenlemesi ile milletin bilimsel, dini, askeri, mali ve işleri hakkında diğer erklerin düzenleme yapamayacağı, bu hususlarda kanun çıkarma ve hukuk koyma yetkisinin Temsilciler Meclisi’nin münhasır yetkisinde olduğu anlaşılmaktadır. Ticari, tarımsal ve sınai işlerle ilgili konularda ise hukuksal düzenleme yetkisi yasama erki ile diğer erkler arasında paylaşılabilecek ya da birlikte normlar oluşturulabilecektir.

Kanunilik ilkesinin açık bir tezahürü olan bu düzenleme ile milletin ruhunu ve hayatını yansıtan parlamento yani Temsilciler Meclisi, millet için hayati ve millet yaşantısına doğrudan etki eden bilimsel, dini, adli, askeri, mali ve siyasi işlerde Anayasa gereği norm koyma konusunda tek yetkili erk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu Anayasa kuralı, dönemin monarşik, meşrutiyetle yönetilen ve kısmen ya da tamamen istibdat nitelikli rejimlerine açıkça bir tepkidir ve milletin egemenliği esasını çok net olarak ortaya koymaktadır.

(Devam edecek)

QHA

Yasal Uyarı