Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın 26 Aralık 1917’de kabul ettiği Anayasa’yı hukuki açıdan incelerken günümüz Türkçesi’ne sadeleştirilen metni kullandık. Elimizdeki belgelere baktığımızda Kırım Ahali Cumhuriyeti Anayasası’nın Osmanlı Devleti resmî yazışma diline yakın ifadelerle ve Kırım Tatarca olarak kaleme alındığı metnin orijinal halinden açıkça belli olmaktadır. Çok net ve açıkça söyleyebiliriz ki Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayı, Kurultay tutanakları, kabul edilen belge ve metinlerden de anlaşılacağı üzere ana dilde, yani Kırım Tatarca konuşularak ve yazılarak toplantılarını tamamlamış ve tarihteki saygın yerini almıştır.

Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın liderleri, milletvekilleri ve hadimleri Birinci Kurultay’da bütün dünyaya ve bilhassa Kırım dışında yaşayan Kırım Tatarlarına ana dilde hitap ederek milletin ana unsuru olan dile sahip çıktıklarını göstermişlerdi.

Gerek Anayasa, gerekse Kurultay tutanakları, Kurultay ve Kurultay sonrasında oluşturulan Kırım Tatar Millî İdaresi’nin ilanları, belgeleri ve sair yazılı bütün evrakı da aynı şekilde Kırım Tatarca idi.

Keza, Kurultay’ın resmî yayın organı olan Millet gazetesi de tamamen Kırım Tatarca yayınlandı ve Kurultay’a ait tüm haber, belge ve bilgileri ana dilde yayınladı. O dönemde Rusça olarak yayınlanan ancak Kurultay’ın resmî yayını niteliğinde olmayan Golos Tatar (Tatar Sedası) gazetesi ise tıpkı Kurultay’da oluşturulan Rusça sekreterlik gibi Kurultay’a ait bilgileri Rus dilli halkla paylaşan bir organ olarak görev aldı.

Bu, bundan 100 yıl önce Kırım Tatarca’nın bir günlük konuşma dili olduğu kadar siyaset, idare ve hukuk dili olduğunun da bir kanıtıdır.

Bugün, Birinci Kurultay’ı araştıran bir araştırmacının dönemin Osmanlı Türkçesi’ne ve Kırım Tatarcasına hakim olması araştırmanın sağlıklı sonuçlar verebilmesi için ön şarttır.

Birinci Kurultay’dan bugüne aradan geçen 100 yıl Kırım Tatar dilinin ne kadar büyük bir erozyona uğradığını çok acı ve açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Birinci Kurultay’a ait orijinal metinleri bugün Türkiye, Romanya, Bulgaristan, Kırım ya da dünyanın başka bir yerinde yaşayan herhangi bir Kırım Tatarı rahatlıkla okuyabilir, anlayabilir ve üzerinde uzun uzun düşünebilir. Tıpkı 100 yıl önce İstanbul, Köstence ya da başka bir yerde yaşayan Kırım Tatarının okuyup anlayabildiği gibi.

Ancak acıdır ki, ne 1991 yılında tekrar toplanan İkinci Kırım Tatar Millî Kurultayı, ne de sonrasında toplanan Kurultayların dili anadil değildir. Yazık ki bu toplantıların büyük çoğunluğu Rusça konuşularak geçirilmiş, tutanak ve kayıtları, kararları Rus dilinde yazılmıştır. Ve yazık ki, bu metinlerin sadece belirli bir kısmı Rusça’dan Kırım Tatarca’ya ya da diğer dillere tercüme edilerek yayınlanabilmiştir.

Bugün, dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir Kırım Tatarının Millî Kurultaylarda alınan kararları okuyabilmesi, öğrenebilmesi için Rusça bilmesi şarttır. Kurultayımızın en yüksek icra organı olarak seçtiği Kırım Tatar Millî Meclisi’nin açıklamalarını, kararlarını anlayabilmesi için de Rusça bilmek şarttır.

Daha da ötesi, Kırım Tatar halkının kesif bir çoğunluğunun yaşadığı Türkiye, Romanya ya da diğer ülkelerdeki Kırım Tatarlarının günümüzde liderlerinin Millî Meclis üyeleri ya da Kurultay vekillerinin sosyal ağlarda, kitle iletişim araçlarında millî ve toplumsal konularda yaptıkları açıklamaları anlık takip edebilmeleri, öğrenebilmeleri için de Rusça bilmeleri şarttır.

Bir parantez açarak altını çizmek gerekir ki, Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayı’ndan ancak 98 yıl sonra İkinci Dünya Kırım Tatar Kongresi Genel Kurul toplantısında Kırım Tatarca Kongrenin resmî dili olarak kullanılmış, toplantıdaki bütün konuşmalar ve kararlar anadilde geçirilmiştir. Bugün için anadilde toplantıları geçirilen tek kurumsal yapı da Kongre’dir.

Hâsılı kelâm, bugünün aksine 100 yıl önce dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bir Kırım Tatarı, Kırım’daki Kurultay’ı, Kurultayın liderlerini ve vekillerini, yayın organlarını kendi dilinde işitiyor, okuyor ve anlıyordu.

Umarız ki, 100. yıl, bu hususta geçmişe dönüşe bir vesile olur…

QHA

Yasal Uyarı