ANKARA (QHA) -

Kabul ve ilan edildiği dönem itibarı ile demokrasi ve insan hakları tarihi açısından pek çok yeniliği ilk kez içinde barındıran Kırım Halk Cumhuriyeti’nin Anayasasının son dört maddesini de inceleyelim:

“Madde 15- Tatar Kurultayı her topluluğun her barış konferansında diplomatların kararlarından daha çok oralarda yaşayan milletlerin oyu ile kaderlerinin belirlenmesi ilkesini kabul ettiğinden barış ile ilgili olan toplulukların ve milletlerin vekillerinin barış ve her türlü konferanslara kabul edilmesini talep eder.”

İçerik açısından başka anayasalarda pek de rastlanmayan bu madde düzenlemesi, uluslararası hukuk oluşturulurken dahi milletin iradesinin temsilini şart koşmaktadır. Bu şart koşulurken de diplomatik bürokrasi yerine uluslararası hukukun oluştuğu uluslararası antlaşmalara dair yapılan barış ve her türlü konferans ve toplantıya milletin iradesini temsil eden milletvekillerinin katılması gerekliliğini pratik olarak önermektedir. Çünkü, milletler ancak kendi iradeleri ile kendi kaderlerini belirlemektedir ve bunu da vekilleri vasıtası ile yürütmektedir.

“Madde 16- Kurultay gerek sosyal hayatta yaşatılması zorunlu olan şahıs, ikametgah, ifade, vicdan, birleşme, toplanma, basın, çalışma ve dinlenme özgürlüklerini ve yaşama hakkını sağlamak ve gerekse azınlıkta kalan milletlerin millî ve siyasi hakları ile Kurultay tarafından Tatar millî hayatının temelleri olarak kabul edilen anayasanın ancak halk cumhuriyeti ile yaşatılacağına inandığından Kırım Halk Cumhuriyeti esasını kabul ve ilan eder.”

Bir anayasa hukukçusunun, hukuk filozofunun veya insan hakları hukuku tarihçileri ve uzmanlarının en çok dikkat etmesi ve üzerinde çalışması gereken düzenleme Kırım Ahali Cumhuriyeti Anayasasının 16. Maddesidir.

Uluslararası bir hukuk metni olarak Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile düzenlenen insan hak ve özgürlüklerinin sayıldığı belki de ilk anayasa örneklerinden biri Kırım Ahali Cumhuriyeti Anayasası’dır.

Madde metninde şahıs olma, ikametgah, ifade, vicdan, birleşme, toplanma, basın, çalışma ve dinlenme özgürlükleri ve yaşama hakkı otuz yıl sonra kabul edilecek İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile birebir ifadelerle sayılmıştır. Üstelik çağının biraz daha ötesine giden Anayasa azınlıkta kalan milletlerin millî ve siyasi haklarından da bahis açmıştır. Birleşmiş Milletlerin Azınlık Hakları Bildirgesi’nin 1993 yılında, Yerli Halklar Bildirgesi’ni 2007 yılında kabul ettiği düşünüldüğünde azınlıkların millî ve siyasi haklarının korunması ve yaşatılması bahsinin 26 Aralık 1917’de kabul edilen Anayasa’da yer alması insan hakları ve hukuk tarihi açısından gözden kaçırılmaması, özellikle altının çizilmesi gereken tarihî bir olaydır.

Kırım Tatar Millî Kurultayı, Anayasa’da yer alan esas ve kurallara dayalı olmak üzere bu maddede sayılan temel insan hak ve özgürlüklerinin, azınlıkların millî ve siyasi haklarının korunması ve yaşatılmasının ancak halk cumhuriyeti ile mümkün olduğu inancıyla Kırım Halk Cumhuriyeti’ni kabul ve ilan etmiştir.

Bu Cumhuriyet, insan hak ve özgürlüklerinin korunduğu, yaşatıldığı; azınlıklar ile sınırları içinde yaşayan tüm halkların ve toplulukların millî ve siyasi haklarının korunduğu, gözetildiği bir devlet olarak Kırım Tatar Millî Kurultayı tarafından kurgulanmış ve kurulmuştur.

“Madde 17- Kurultay, Kırım’da Tatarlar arasında bulunan mirzalık, beylik, çelebilik gibi ünvanları ve bu ünvanların verdiği imtiyazları fesheder.”

Eşitlik, hiç kimsenin ya da grubun kanun önünde başkasına üstün tutulmaması ilkelerinin ana temel olarak kurgulandığı bir Cumhuriyet’te asalet ya da dinî ünvanların kullanılması, bu ünvanlara bağlı olarak bu kişilere bahşedilen imtiyazların devam etmesi de düşünülemeyeceğinden Anayasa hükmü ile bütün ünvanlar ve ünvanlara bağlı imtiyazlar feshedilmiş, ortadan kaldırılmıştır.

“Madde 18- Kurultay, insanların eşitliği ilkesini kabul ettiğinden kadınların da erkeklerle beraber aynı haklara sahip olduklarını onaylar ve bu eşitlik ilkesi üzerine bir kanun yapılmasını Temsilciler Meclisine havale eder.”

Kadınların seçme ve seçilme haklarını kullandığı ilk demokrasi örneklerinden biri olan Kırım Tatar Millî Kurultayı, insanların eşitliğinden hareketle kadınların erkeklerle beraber aynı haklara sahip olduklarını Anayasa hükmü olarak bir kez daha vurgulamıştır.

Bu cümleden hareketle Kurultay ve Anayasa, bu eşitlik ilkesini kanunlaştırmak ve hayatın her alanına yaymak üzere Temsilciler Meclisi’ni görevlendirmiştir. Elbet bu, Kırım Halk Cumhuriyeti medeni kanunu ile hayat bulacaktır.

Bundan tam yüz yıl önce kabul ve ilan edilen Kırım Ahali Cumhuriyeti’nin Anayasası’nı kalemimizin ve bize ayrılan yerin yettiği ölçüde kısa açıklamalarla sizlerle paylaşmak istedik.

Kırım Hanlığının yüksek medeniyet ve siyasi seviyesi, kazandığı zaferler ve elde ettiği başarılar Kırım Tatar Türklerinin tarihinin altın sayfaları idi ve her zaman gururla anmaktayız.

Bununla birlikte, Kırım Ahali Cumhuriyeti Anayasası’nın maddeleri üzerine düşünürken bir hukukçu olarak şunu bir kez daha hissettim ki Kırım Tatarlarının tarihi ve medeni eserleri sadece mimari yapılarda, edebiyat ve sanat eserlerinde ya da savaş meydanlarında kazanılan zaferlerden ibaret değildir.

Kırım Tatarları hem Türk-İslam hem de dünya hukuk ve insan hakları tarihi açısından da çok büyük eserlere, tarihî gerçeklik ve yaşanmışlıklara sahiptir. Bu eserler, Kırım Tatar halkının yazılı ve yazısız hukuk kaynaklarında, örf ve adetlerinde yaşadıkları çağın çok ilerisinde bir hak ve adalet anlayışı ile gelişmiştir.

Ve Kırım Tatarlarının bu yüksek hukuk medeniyeti 26 Aralık 1917 tarihinde kabul edilen Kırım Ahali Cumhuriyeti Anayasası’nda vücut bulmuştur. Benzerlerinden çok önce ve çağının çok ilerisinde…

QHA

Yasal Uyarı