KİEV (QHA) -

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DKTK) Başkanı, Ukrayna Milletvekili Refat Çubarov, Kırım'ın Rusya tarafından işgali devam ettiği sürece, tarım alanındaki olumsuz durumun daha da ağırlaşacağı, dolayısıyla yarımadada geleneksel olarak tarımla uğraşan etnik Ukrainler ve Kırım Tatarlarının yarımadanın dışına itileceği fikrini ifade etti.

"Tarım Ekonomisi Enstitüsü" Ulusal Araştırma Merkezi, Kırım Tatar Milli Meclisi ve  QHA (Kırım Haber Ajansı) tarafından düzenlenen “Geçici Olarak İşgal Edilen Kırım'da Tarımın Gelişimi ve Mevcut Durumu” başlıklı yuvarlak masa toplantısında konuşan Çubarov, “İşgalciler, başkalarının toprağına orayı yeryüzünde yaşayan insanlar için geliştirmek amacıyla gelmezler. İnsanları düşünselerdi zaten saldırı ve işgali gerçekleştirmezlerdi.” dedi.

Rus işgalcilerin Kırım'daki tüm eylemlerinin yarımadayı askeri bir üsse dönüştürmeyi amaçladığını ve diğer tüm sektörlerin gelişiminin (veya gelişimin sınırlandırılmasının) bu hedefe bağlı olduğunu kaydeden Çubarov, bunun özellikle gelişse bile ancak kısıtlı şartlarda varlığını sürdürebilecek tarım sektörüyle ilgili olduğunu, işgal şartları ve sınırlı su temini şartlarında endüstriyel üretimin de tarımsal üretimin de imkansız olduğunu vurguladı.

Bunun yanı sıra, Rusya’nın, tarım endüstrisinin gelişimini sınırlandırarak kendisi için başka bir önemli amaca ulaştığı belirtilirken, işgalcilerin bu şekilde yarımadada geleneksel olarak tarımla uğraşan etnik gruplar olan Ukrain ve Kırım Tatarlarını, yekpare askeri üsse dönüştürmek istediği Kırım’ın dışına ittiği vurgulandı.

 

KARADENİZ'E YÖNELİK TEHDİT UNSURU

Çubarov, “Nüfusun çoğunluğu tarım alanındaki zorlu koşullardan muzdarip, bunlar da genelde Ukrainler ve Kırım Tatarlarıdır. Rusya, istenmeyen insanların Kırım’ı terketmesini sağlamak için koşulları daha da zorlaştıracaktır. Kırsal alan oldukça emek gerektiren bir alan ve Rusya, tarım sektöründeki bu tür alanları azaltarak işgal yönetimini kabul etmeyen insanları yarımadanın dışına itiyor. (Böylece) Kırım’ı  NATO ülkelerini - Bulgaristan, Romanya ve Türkiye'yi tehdit edeceği bir üs haline getiriyor.” şeklinde konuştu.

Ukrayna'nın yarımadadaki egemenliğinin yeniden tesis edilme süresini en aza indirerek Kırım'ın tarım ve diğer sorunlarını kavramsal olarak çözmenin mümkün olacağı fikrini dile getiren Çubarov, yarımadanın işgalden kurtarılmasından sonra Ukrayna’yı, işgalcilerin eylemlerinin olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırarak Kırım topraklarını yeniden canlandırma dönemi beklediğini ve bu dönemin çok zor olacağını kaydetti.

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) üyesi, QHA (Kırım Haber Ajansı) ve Hayat Radyosu Müdürü Gayana Yüksel de, işgalin sürdüğü 4 yıl içinde bir zamanlar gelişen Kırım’ın yavaş yavaş bir askeri üsse dönüştüğünü, Ukrain ve Kırım Tatarlarının yerlerinden edilip onların yerine Rus vatandaşları yerleştirilerek nüfusun etnik yapısının değiştirildiğini, Rusya’nın Kırım'daki topraklara ve tarım işletmelerine el koyduğunu belirtti.

Yüksel, “Kırım'ın askerileştirilmesinin sonucu, geleneksel tarımı bozuluyor. İşgalciler yüzlerce Ukraynalı işletmenin mülküne, tarım arazilerine ve hisselerine el koydu.” dedi.

 

ÜRETİM HACİMLERİ DÜŞÜYOR

"Tarım Ekonomisi Enstitüsü" Ulusal Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yuriy Lupenko, Kırım’ın Ukrayna'nın tarım arazilerinin yüzde 3,6'sını oluşturduğunu, 2013 yılı itibarıyla tarımsal üretimin payının yüzde 2.6’sını (bitki yetiştirme- yüzde 2,1, hayvancılık-yüzde 3.8) teşkil ettiğini hatırlattı.

Susuzluk ve diğer faktörler nedeniyle işgalden sonra tarım alanlarının değiştiğini, tarımsal üretim ve ihracat hacminde de düşüş yaşandığını kaydeden Lupenko, “Bitkisel üretim ve hayvancılık üretiminin dinamikleri Ukrayna'ya yakındır. Ancak rakamlar örneğin pirinçte sıfırdır. Tahılda artış var, ancak diğer ürünler için dinamikler farklı, çoğunlukla da üretim hacimleri düşüyor.” diye konuştu.

Yuvarlak masa toplantısına katılanlar, işgal altındaki Kırım'da tarım alanındaki temel probleminin, Kuzey Kırım kanalına su temini durdurulduktan sonra gerekli su arzının bulunmaması olduğunu vurguladı. Bilindiği gibi bunun sonucunda sulama alanları hızlı bir şekilde azaldı ve toprak tuzlanması meydana geldi.

Milli Bilimler Akademisi Arazi Islahında Sulama Sorunları Enstitüsü Müdürü Mihail Romaşçenko, işgal sırasında tarım arazilerinin sulanmasının on kat azaldığını ve Kuzey Kırım kanalına su temini sağlanmadan durumun düzeltilemeyeceğini kaydetti.

İşgalden önce 140 bin hektar tarım arazisi sulanırken, şimdi sadece 14 bin hektarlık alanın sulandığı, işgalci yönetimin bundan fazlasını sağlayamadığını belirten uzmanlar, Kuzey Kırım kanalına yeniden su temin edilmemesi durumunda Kırım’da tarımda düşüşünün devam edeceği ve Kırım'ın kuzeyini daha fazla çölleşmenin beklediği tahmininde bulundular.

QHA