ANKARA (QHA) 9 AĞUSTOS 2018 -

ABD ile Türkiye arasında yaşanan Rahip Brunson geriliminin ardından, ABD Türkiye’ye bir takım ekonomik yaptırımlar getirdi. İki ülke arasında görüşmeler sürerken, dolar hayli yükseldi. Doların 5 TL’yi aşması ve her türlü müdahaleye rağmen bir türlü düşmemesi bir numaralı gündem maddesini teşkil ediyor.

QHA (Kırım Haber Ajansı) olarak Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yalçın Karatepe’ye ekonomideki son gelişmeleri ve bundan sonra yaşanabilecek gelişmeleri sorduk.

-Doların son dönemdeki bu hızlı artışını neye bağlıyorsunuz?

-Yıl başından beri Türk Lirası bütün para birimlerine karşı değer kaybettiğini görüyoruz. Yıl başında 3.50 seviyesinde olan dolar kuru, bu sabah itibarıyla 5.45’e kadar yükseldi. Bunun temel gerekçesi, Türkiye’nin dış ilişkilerde yaşadığı sorunlar değil.  Bunun altında Türkiye’nin ekonomik göstergelerinin bariz bir biçimde bozuluş olmasının yattığını düşünüyorum.

“EKONOMİK GÖSTERGELERİMİZLE YENİ YENİ YÜZLEŞİYORUZ”

Enflasyon oranımız oldukça yüksek, %16’ya dayanmış bir enflasyon oranımız var. Büyüme oranımız önümüzdeki çeyreklerde, belirgin bir biçimde yavaşlamaya devam edecek. 466 milyar dolarlık bir dış borcumuz var, bunun önemli bir kısmı özel sektöre ait. Dolayısıyla, bozulan ekonomik göstergelerimizle biz yeni yeni yüzleşiyoruz. 

Doların yükseliyor olmasının temel gerekçesi, Türkiye ekonomisinin çok iyi olmayan bir yere doğru hızla gidiyor olmasıdır. 

-ABD ile Türkiye arasında kriz çıkaran Rahip Brunson… Doların yükselişinde, rahibin tutukluluğunun sürmesi ve bunun sonucunda ABD’nin Türkiye’ye yaptırım getirmesinin etkisi nedir?

-Amerikalı rahibin tutuklanması ve buna bağlı olarak Amerikan hükûmetinin iki bakanımıza yönelik yaptırım kararı almış olmasının, doların yükselmesinde tabii ki etkisi var ama bu çok sınırlı bir etki.

“RAHİBİ SERBEST BIRAKSALAR BİLE…”

Ekonomini bozuksa, uluslararası ilişkilerde yaşadığınız en ufak bir problem büyük sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor.  Rahibi serbest bırakalar bile, serbest bırakacaklarını düşünüyorum ama bu doların gerilemesine yol açmayacak.

Türkiye, son 16 yıldır çok yanlış bir ekonomi politikası uyguluyor. Başlangıçta para boldu. Özellikle 2008 kriziyle birlikte, batı ekonomilerinde genişleyici bir para politikası uygulandığından, Amerikan Merkez Bankası ha bire piyasaya para saldı. Avrupa Merkez Bankası, Japon Merkez Bankası bunu yaptılar. Türkiye bu ucuz ve bol paradan yüklü miktarda yararlandı.

“TÜRKİYE’DE 2 MİLYONUN ÜZERİNDE SATILAMAYAN KONUT VAR”

466 milyar dolara ulaşan dış borcun büyük çoğunluğunu 16 yıl içerisinde biriktirdik. Elde ettiğimiz fonları verimli alanlara yatırmadık. AVM’ler yaptık, inşaat sektörüne çok fazla para yatırdık. Çılgın ya da dev olarak adlandırılan projelere ki bunlar, verimli yatırımlar değil, ekonominin üretim sürecine katkı sağlayan yatırımlar değil. Şimdi işler değişiyor, Türkiye’de 2 milyonun üzerinde satılmayan, satılamayan konut var çünkü alacak müşteri bulamıyor.

-Merkez Bankasının dolara müdahalesi beklenen etkiyi yaratmadı. Tam tersine dolar yükseldi, bunun sebebi nedir?

-Merkez Bankasının bu hafta yaptığı hamle, çok zayıf ve yetersiz bir hamle. Yaptığı şey, Merkez Bankası nezdinde bankaların tuttuğu doların bir miktarını bankaların kullanımına açtı. Merkez Bankası yaklaşık 10 yıldır, bankaların munzam hesaplarda Türk Lirasının dışında, rezerv opsiyon mekanizması adı altında adlandırdığı bir politikayla, döviz ve altın bulundurmalarına izin veriyordu.  O dönemde kurlar düşük seviyelerde gittiği için, bankalar buralarda para bulunduruyordu.

KARATEPE: “MB BANKASI FAİZ ARTIRIMINA GİDECEK”

Kurların yükselmesiyle birlikte Merkez Bankası buradaki üst limiti % 45’ten %42’ye indirerek, bankaların Merkez Bankası nezdinde bulunan 2.2 milyarlık paralarına erişme imkanı verdi. Buradan şu anlam çıkmasın, bankalar bunu alıp bozduracak gibi bir anlam çıkmasın. Bankaların da dövize ihtiyacı var. Oradan ortaya çıkan 2.2 milyar dolarlık kaynak dövizin ateşini söndürmeye yetmedi. Piyasaların Merkez Bankasından beklediği, bir faiz artırımına gitmesi. Yakın zamanda Merkez Bankasının faiz artırımına gideceğini düşünüyorum.

-Hazine ve Maliye Bakanlığı, yeni ekonomi modeline ilişkin çerçevenin yarın çizileceğini açıkladı. Sizce hükûmet ne gibi önlemler alacak?

-Ağırlıklı olarak hükûmetin yürüyeceği yer, bütçe disiplini ön plana almak. Kamu harcamalarını biraz daha kısmak, borçlanma ihtiyacını azaltmak gibi tedbirler alacaklar gibi görünüyor. Bunlar gerekli şeyler çünkü bütçe açıkları son 3 yılda inanılmaz derecede arttı.  Geçen yıl yapılan referandumu, bu yıl yapılan erken seçimleri dikkate aldığımız zaman hükûmet bariz bir biçimde yüklü miktar para harcıyordu.  Alınacak bu tedbirlerin şöyle etkisi olacaktır; ekonominin yavaşlama hızını yani büyümenin yavaşlama oranını hızlandıracak. Türkiye ekonomisi, önümüzdeki birkaç çeyrekte durgunluğa doğru gidecek gibi görünüyor.

-Peki dünyadaki ekonomik gidişat nasıl? Türk lirası sadece Dolar karşısında değer kaybetmiyor. Değer kaybeden tek para biri mi de TL değil…

-Dünyada gelişmekte olan ekonomilerin aleyhine gelişen ekonomik koşullar var. 10 yıl önce bol miktarda para vardı ve bizim gibi ülkelere, bu paralar yatırım amaçlı yönlendiriliyordu. Hem dolar hem de euro faizinin yükseliyor olması, gelişmekte olan ülkelere olan ilgiyi azalttı. Para bu ülkelerden çıkıp, gelişmiş ülkelere doğru gidiyor. Fakat, Türkiye’nin bundan etkilenme derecesi diğer ülkelere göre çok daha yüksek. Şunu söyleyemeyiz, “gelişmekte olan ülkelere ilgi azaldığı için Türkiye’de kurlar yükseliyor” demek çok zayıf bir analiz olur.

“SORUN BİZDE”

Bizim kadar parası hızla değer kaybeden başka bir ülke yok. Sadece değişen dünya konjonktürü Türkiye’nin bunları yaşamasına sebep olmuyor. Türkiye’nin bozulmuş olan sorunlarının üzerine, dünya ekonomisinin de gittiği yeri eklediğimiz zaman, bizim işlerimizin daha belirgin biçimde bozulduğunu görüyoruz. Sorun bizde.

“ÇÖZÜM İÇİN ÇABA SARFETMELİYİZ”

Bugün ticari işletmeler, bankalara olan kredilerini ödemekte zorlanıyor. Özel sektör bile bankalara olan borçlarını ödemekte zorlanıyor. Türkiye’de herkesin bildiği büyük şirketler, milyar dolarlarla ifade edilen borçlarını yeniden yapılandırmak için görüşmeler yapıyor. Dolayısıyla biz kendi sorunlarımız olduğunu kabul etmek zorundayız. Bu sorunların neden ortaya çıktığını kabul etmek zorundayız, ondan sonra bunlara çözüm üretmek için çaba sarf etmemiz gerekir. Türk lirası sadece dolara karşı değer kaybetmiyor, Suriye lirasına karşı bile değer kaybediyoruz. Suriye, yaklaşık 6 yıldır iç savaş yaşayan bir ülke. Nüfusunun yarısı yerinden edilmiş bir ülkenin parası bile Türk Lirasına karşı değer kazanıyorsa, burada oturup ciddi şekilde düşünmek gerekir.

-Son olarak, ABD’nin İran’a getirdiği ambargo Türkiye ekonomisini ve İran’la ticari ilişkileri nasıl etkiler?

-Amerika, İran’a uygulayacağı yaptırımlar konusunda çok kararlı. Yaklaşık bir ay kadar önce, Amerikan Hazinesinden yetkililerin Türkiye’ye gelerek devlet yetkilileri ile görüştüklerini hatta özel bankalarla görüşerek bu konuda ne kadar ciddi olduklarını, bunun delinmesi için girişimde bulunulmaması gerektiğini ve bunun için girişimde bulunacaklara da Amerikan hükûmetinin ciddi yaptırımlarda bulunacağını çok açık bir şekilde ifade ettiler.

Bunun bize elbette etkisi olacak. Doğalgaz bunun dışında ama Türkiye, İran’dan önemli ölçüde petrol ithal eden ülkeler arasında. Bunun yanı sıra İran ile ticaretimiz belirgin seviyede yüksek, Türkiye de bu yaptırımdan kaçınılmaz olarak etkilenecektir. 

QHA