İSTANBUL (QHA) -

Ukrayna, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Avrasya Uluslararası Yükseköğretim Zirvesi kapsamında düzenlenen fuarda eğitim imkanlarını tanıtıyor.

Konuyla ilgili Twitter hesabı üzerinden bilgi paylaşan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Oleksandr Gaman, “Ukrayna, yerli yükseköğretim kurumlarının eğitim imkanlarını İstanbul’daki fuarda tanıtıyor.” açıklamasında bulundu.

Avrasya Üniversiteler Birliği ve DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi işbirliği ile İstanbul'da düzenlenen Avrasya Yükseköğretim Zirvesi (EURIE), dünyanın en seçkin üniversitelerini, akademisyenlerini, yükseköğretim sektörünün önde gelen temsilcilerini bir araya getiriyor.

Bugün, 14 Şubat tarihinde açılışı yapılan ve fuar ve eşzamanlı panel, seminer, yuvarlak masa toplantıları ile gerçekleşecek olan Zirve, 16 Şubat’a kadar devam edecek.

Zirvenin Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapılan açılış törenine katılan Türkiye Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, burada yaptığı konuşmada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2002'de eğitime ayırdığı kaynağın 11 milyar lira olduğunu, 2018'de bunun 134 milyar 707 milyon liraya ulaştığını belirterek, "Bu bütçeye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, okulların yapımına katkı veren hayırseverler, il özel idareleri katkısı, projeler, okul aile birliklerinin gelirleri ve birçok katkıyı da ilave ettiğimizde 150 milyar lirayı aşmaktadır." dedi.

Eğitimin yaşayan, dinamik ve sürekli gelişmeye açık bir süreç olduğunu söyleyen Erdem, üniversitelerin de eğitimin en dinamik safhası ve dünyaya katma değer sağlayacak eğitim kurumları olduğunu anlattı.

Üniversiteler sayesinde bilimsel araştırmanın önünün açıldığını dile getiren Erdem, "Günümüzde hızlı bir değişim ve gelişim süreci yaşayan üniversitelerimiz, ulusal sınırlarını aşan bir rekabet ortamında büyümeye ve gelişmeye çalışmaktadır. Bu süreci iyi anlamak ve iyi yönetmek için üniversiteye artan bir dikkatle yeniden bakmak, yükseköğretim camiasından ve camia dışından gelen değerlendirmeleri dikkatle okumak, hatta üniversitelerimizi yeniden keşfetmeye çalışmak gerekiyor." diye konuştu.

Erdem, Türkiye'nin, Avrupa'da eğitime en fazla kaynak ayıran ülke konumunda olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: "Hükümetimiz bütçemizden aslan payını eğitime ayırmaktadır. 2002'de Türkiye'de milli güvenliğe ayrılan bütçe en yüksekken, 2002'den sonra en büyük bütçe Milli Eğitim Bakanlığı'na verilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2002'de eğitime ayrılan kaynağı 11 milyar lira iken, 2018'de bu kaynak 134 milyar 707 milyon liraya ulaştı. Bu bütçeye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, okulların yapımına katkı veren hayırseverler, il özel idareleri katkısı, projeler, okul aile birliklerinin gelirleri ve birçok katkıyı da ilave ettiğimizde 150 milyar lirayı aşmaktadır. 2003'ten günümüze kadar Türkiye genelinde yaklaşık 60 milyar lira eğitim yatırımı yapıldı. Bütün bu yatırımlar, fırsat eşitliğine dayalı, kaliteli bir eğitim için yapılmıştır."

Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilkokul, okul öncesi, ortaokul ve lisede 18 milyon öğrencisi bulunduğunu, bunun yanı sıra 976 bin Suriyeli öğrenci olduğunu kaydeden Erdem, "Milli Eğitim Bakanlığı, 2002'den bu yana tüm kurumlarıyla çok önemli başarılara imza attı. Bakanlık her yıl Türkiye'den bin öğrenciyi dünyanın farklı üniversitelerine yüksek lisans ve doktora için gönderiyor." dedi.

Erdem, FETÖ'nün dünyadaki eğitim yapılanmasına dikkati çekerek, katılımcılara yönelik, "Türkiye'nin ve dünyanın başına bela olacak bu yapının eğitim kurumlarına ve idarecilerine lütfen itibar etmeyin. Hain bir örgüttür, eğitime hizmet altında nereye hizmet ettiği belli olmayan kurumlardır." dedi.

 

"Beklentiler boşa çıktı"

YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rahmi Er de Türkiye'nin, Avrupa yükseköğretim alanında Rusya'dan sonra en çok öğrenciye sahip ülke konumuna yükseldiğini belirterek, şunları kaydetti: "Bugün itibarıyla yüksek öğretim sistemimizde 112'si devlet üniversitesi, 68'i vakıf üniversitesi, 5'i de vakıf meslek yüksek okulu olmak üzere toplam 185 yükseköğretim kurumumuz bulunmaktadır. Öğrenci sayımız 7 milyon 650 bine ulaşmıştır. Öğretim elemanı sayımız ise 155 bini geçmiştir. Bunların 75 binden fazlası doktoralı öğretim üyeleridir, profesör, doçent veya yardımcı doçent düzeyinde. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2017-2018 raporuna göre Türkiye, yükseköğretime erişimde 137 ülke arasında ikinci sırada yer almıştır."

Yüksek öğretim sistemine ilişkin tüm süreçlerde kaliteyi öncelikli hale getirdiklerini ifade eden Er, bu konuda gerçekleştirilen uygulamalara ilişkin bilgi verdi.

Er, küresel konjonktürde, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye düşmanlarında, "Türkiye'nin görüntüsü ve algısı bozuldu, uluslararası öğrenci sayısı düşecektir." beklentisi oluştuğunu aktarırken, "Bu beklentiler tamamıyla boşa çıktı. Türkiye'nin bölgede ve dünyadaki algısı o kadar güçlü ve Türkiye'ye duyulan güven o kadar fazla ki 15 Temmuz öncesine göre yabancı uyruklu öğrenci sayımız büyük artış kaydetti. 2015'te 72 bin olan uluslararası öğrenci sayımız, 2016'da 87 bin 903'e, 2017'de ise 108 bin 76'ya yükseldi. Bu artışı, yüksek öğretim sistemimizin kalitesine gösterdiğimiz özenin ve ülkemize duyulan güvenin bir yansıması olarak görüyoruz." diye konuştu.

QHA