ANKARA (QHA) -

Polis Akademisi Başkanlığı Uluslararası Terörizm ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi UTGAM'ın hazırladığı "PKK'nın Bölgesel Terör Ağı Yapılanması" raporuyla terör örgütü DEAŞ'a karşı savaşmaları için özellikle Batı ülkelerinden toplanan yabancı terörist savaşçıların orta ve uzun vadede Avrupa güvenliğini nasıl tehdit edeceği gözler önüne serildi.

Bugün 2 Şubat tarihli Raporda, Enternasyonalist Özgürlük Taburunun (IFB) PKK'nın Suriye uzantısı YPG ile birlikte DEAŞ'a karşı savaşan Suriyeli olmayan silahlı bir yapı olduğu, bu yapı içerisinde yer alan çok sayıda solcu terör örgütünün, DEAŞ'a karşı savaşmak için Batılı ülkelerden yabancı savaşçı topladıkları belirtildi.

 

Çocuklara zorunlu ideolojik eğitim

Raporda ayrıca YPG'ye katılan eski bir Amerikan donanması mensubunun, PKK'nın tüm enternasyonalist söyleminin altında arkaik bir ulusçuluğun yattığına, 13-14 yaşındaki çocukların silahlandırılıp savaşa gönderildiğine ve bu çocuklara zorunlu ideolojik eğitim verildiğine ilişkin notuna dikkati çekildi.

 

Yabancı teröristler krize neden olabilir

Suriye'nin kuzeyinde PYD/PKK'nın yanında yer alan Batılı, marksist veya anarko-sosyalist yabancı terörist savaşçılardan bir kısmının, ülkelerine dönmeyerek doğrudan Türkiye'ye karşı savaşmalarının ise krize neden olabileceği belirtildi.

Eski ABD Şam Büyükelçisi Robert Ford'un raporda yer verilen düşüncesine göre, önemli bir kısmı NATO üyesi ülkelerden gelen yabancı terörist savaşçıların, bir başka NATO üyesi ülkeye karşı savaşan ulus aşırı bir terör örgütünün yanında yer almaları ise NATO ve Batı ittifakı için kriz anlamı taşıyor.

 

Yabancı savaşçılar taşıdığı tehlikeli potansiyeli 

Raporda, PKK'nın yanında savaşan her çizgiden anarşistin ve marksist devrimcilerin, er ya da geç muhtemel suç bağlantılarıyla ve kafalarında tehlikeli fikirleriyle Avrupa'ya dönecekleri gerçeğini unutmamak gerektiğine işaret edildi.

 

Avrupaya'da tehdit oluşturacak

Aşırı sol ve sağ akımların iktidardaki fikirler haline geldiği ve popülizmin güçlendiği Avrupa'ya dönecek olan Müslüman olmayan bu anarşist veya marksist devrimci yabancı savaşçıların, diğer radikal yabancı savaşçılardan daha az tehlikeli olduğunu düşünmenin büyük hata olacağı uyarısında bulunulan raporda, DEAŞ'a karşı savaşan Batılı anarko-sosyalist, marksist veya farklı çizgilerden devrimci yabancı savaşçıların, en az DEAŞ'a veya El-Kaide'ye katılan yabancı savaşçılar kadar Batı'ya ve Batı demokrasilerine tehdit oluşturduğu kaydedildi.

Terör gruplarına, Suriye'nin kuzeyinde alan ve eylem kabiliyetlerinin artırılması imkanı tanınmasının, orta ve uzun vadede Avrupa güvenliği açısından büyük risk taşıdığına işaret edilen raporda, bu örgüt mensuplarının, Yunanistan'a döndüklerinde şehir savaşı başlatacaklarına ilişkin söylemlerine yer verildi.

 

Ulus aşırı suç terör bağları tehlikesi

Türkiye'nin Batılı müttefiklerinin, DEAŞ terör örgütüyle mücadele ettiği gerekçesiyle bir başka terör örgütü PKK'yı desteklediklerine dikkat çekilen raporda, "Batılı başkentler demokratik özerklik ve Rojava devrimi adıyla PKK'ya siyasi, askeri, diplomatik, ekonomik ve insani sermaye yardımı yaparken, örgütün bilinen baskıcı, otoriter, tek tipçi tarzını Suriye Kürtleri arasında uygulaması ve bunu yaparken de çeşitli savaş suçları işlemesi gözardı edilmektedir. PKK'nın bölgesel terör ağı yapılanması stratejisine yönelik Batı desteği YPG'ye katılan marksist, komünist, anarşist ve anarko-sosyalist batılı yabancı savaşçılar olması vesilesiyle de yeni ulus aşırı suç ve terör bağlarının kurulmasına yol açmaktadır." ifadelerine yer verildi.

Raporda, ayrıca: "PKK'nın Avrupa'daki aşırı sol gruplarla tarihsel bağları ve bağlantıları olduğu düşünüldüğünde, anarşist veya marksist olarak Avrupa'ya dönen yabancı savaşçıların, Batı güvenliği ve uluslararası düzen açısından diğer yabancı savaşçılardan daha az tehlikeli olmayacağı görülmelidir." tespiti yer aldı.

QHA