ANKARA (QHA) -

Uluslararası Kriz Grubu'nun 2015 yılındaki raporuna göre, 2 bin ila 4 bin arasında Orta Asyalı DEAŞ'a katıldı. Raporda, bunların büyük bir bölümünün Rusya’ya göçmen işçi olarak gidenler olduğu öğrenildi. Ülkelerindeki geçim sıkıntısı, politik baskılar; Rusya’da ise ayrımcılık ve zorlu geçim koşulları sonucunda insanların sözde DEAŞ halifeliğinin iyi yaşam vaadini çekici bulmaları, bu insanların DEAŞ'a katılmalarındaki en önemli etkenler olarak sıralandı.

Orta Asya ülkelerindeki dine karşı Sovyetler'den kalma refleksler Rusya’ya giden göçmenleri daha özgür ve manipüle edilebilir dini yaşam alanlarına yönlendiriyor. Rusya, Orta Asya’da aşırıcı istekleri bulunan insanların ilk uğrak yeri olarak görülüyor. Orada değişik etnik gruplardan aşırıcı üyelerle daha rahat bir ortamda buluşan göçmenler diğer hemşehri göçmenler ile birlikte yer altı dini örgütlenmelere katılmaya başlıyor. Özellikle Kırgızistan ve Tacikistan gibi Orta Asya’nın en fakir iki ülkesinde Rusya’ya göçmen işçi olarak gidenlerin sayısı o kadar fazla ki köylerde sadece yaşlılar ve çocukların kaldığı söyleniyor. 

Rusya’da çalışan işçilerden bir çoğu kötü yaşam şartları altında yaşıyorlar. Rus halkının, Kafkasyalı ve Orta Asyalılara karşı ayrımcı bakış açısı, kısıtlı gelir ve aksayan ödemeler gibi sorunların üzerine DEAŞ gibi örgütlerin verdiği bin dolarlık maaşın da bu insanların kararlarını etkilemede büyük bir etken olduğu raporda belirtiliyor.

Sovyetler Birliği'nin ateizm propagandasının Orta Asya devletlerindeki yerel İslam geleneğini ortadan kaldırması da DEAŞ gibi radikal düşünceli örgütlerin daha rahat alan bulmasına yol açıyor. Her ne kadar 1990 sonrasında devletler dini faaliyetler için çeşitli kurumlar açsa da bunlar “resmi din” adı altında görülüyor. Kırgızistan’da ise yeni bir uygulama ile aşırıcılığa karşı örnek bir çalışma başlatıldı. Medreselerde dini eğitimin yanında mesleki kurslar verilerek dindar insanların ileride iktisadi buhrana düşmemeleri amaçlanıyor.

QHA