ANKARA (QHA) -

Ukrayna dilinde bolca Türkçe kelimeye rastlanır. Özellikle askeri kıyafetler ve eşyaların, rütbelerin ismi Türkçe'dir. Avarlar ve Kıpçaklar'ın bölgede uzun süren varlığı, birçok Doğu Avrupa dilinde Türkçe yadigarlar bırakmıştır. En meşhurlarından biri, Türkçe "Ataman"dan geldiği düşünülen "reis" anlamında "Hetman". Bir diğeri de "Kozak", Türkçe "yabani, haydut, dağa çıkan adam" anlamına gelen "Kazak", etnik anlam ifade etmeden, bozkır yaşantısını benimsemiş Türk, Slav yahut Kafkas orijinli bütün halkların insanlarına takılan isim haline gelmiş. 

Fakat oldukça mütevazı bir alet, Türkçe bir köken taşımanın yanında, acı bir tarihe de şahitlik ediyor: Kobza. Türkçe "kopuz"un Ukrayna diline göre biraz bozulmuş hali olan Kobza, Kozaklar tarafından sevilip çalınan, bizim kopuza benzeyen bir alet. 

Kobza'nın bir diğer özelliği, belli bir ozan sınıfı tarafından çalınması. Bu ozanlara "Kobzar" diyorlar: Kobza çalan bu ozanlar genellikle kör olup, köy köy gezerek Ukrayna efsanelerini manzum şekilde anlatan, yöre halkının onlara verdikleri ile geçimlerini sağlayan insanlar.

1930 Aralık ayında toplanan Sovyet Halk Sanatçıları Kongresi, 337 üyesine artık farklı bir "halk sanatı" işleyeceklerinin "müjdesi"ni veriyordu. Sovyet çıkarlarına ve ideolojisine aykırı bir halk sanatı, bu "halkçı cumhuriyetler birliği" için kabul edilemezdi. Kongrenin kararları çok geçmeden etkisini gösterdi. Yine Harkiv'de toplanan bir kongreye, bütün Kobzar'lar çağırıldı. Ve hepsi, NKVD tarafından zorla bir vagona bindirilerek bilinmeyen bir yere götürüldüler. İndirildikleri yerde enselerine kurşun sıkmak suretiyle infaz edildiler: Kobzarların geleneksel çırakları, küçük çocuklar da yanlarındaydı.

Ustadan çırağa gelenek aktaran ve loncalar halinde örgütlenmiş Kobzarlar için bu felaket demekti, bir gelenek böyle ortadan kalkıyordu. Bu olaydan sonra, kalan Kobzarlar da baskı, cinayet ve tehditlerin hedefi olarak tarihten silindiler. Bu kör, dilenerek geçinen ozanların tek suçu, Ukrain etnik kimliğinin nüvesini oluşturan ve Ruslardan farklı bir Ukrain kimliğinin yaşamasını sağlayan kültürel motifleri işleyip aktarmalarıydı. 

Bu olay, akla Çoros Gurkin'i getiriyor. "Han Altay" isimli bir tablo yaptığı için infaz edilen bu Altaylı ozanın da suçu, Kobzarlar gibi, Ruslaştırma politikasına tehdit oluşturabilecek derecede "şuurlu" olmasıydı. Etnoğrafya çalışmaları pek bir beğenilen Sovyet rejiminin, halk bilimiyle halkları asimile etmek için çokça haşır-neşir olduğunu söylemek gayet mümkün. Bu alanda yapılacak ilmi bir çalışma, Türk Dünyası'nda "bilge ozan"ların akıbetlerini gözler önüne serecektir. Öyle ya, Azar Gat'ın aktardığı gibi, modern öncesi toplumun habercisi, gözü kulağı, ozandır. Milli şuur ve birlik, gezici ozanlar tarafından tesis edilir. Lenin ululayan Özbek ozanlardan, Kırgız yazarlardan başka, bir çeşit sansüre uğrayan, belki katledilen yüzlerce Türk ozan, aynı Kobzarlar gibi, tarihin tozlu sayfalarında keşfedilmeyi bekliyor. 

M. Bahadırhan Dinçaslan
QHA Türkçe Sayfa Yayın Yönetmeni

QHA