ANKARA (QHA) -

Şanlı Türk Ordusu, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Anma Gününde, Suriye'nin Afrin bölgesinde zaferini tarihe kaydetti.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Afrin bölgesinde PKK/PYD/YPG yapılanmasına karşı nihayet 20 Ocak 2018 tarihinde başlattığı Zeytin Dalı Harekatı, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Gününde yeni bir zaferle taçlandı. Kırkaltı Mehmetçiğimizi şehit verdik, 225 aslanımız gazi oldu. Kimilerinin öngördüğünün aksine, çok daha az zayiat verildi. Şüphesiz burada sabırla, karış karış bölgede sağlanan hakimiyet, teröristlerin inlerine girilmesi, askerimizin başarısı ve kahramanlıkları etkili oldu. Etrafı kuşatılan PKK/YPG'li teröristler, çareyi kaçmakta buldu. 

Bu emperyal güçlere karşı alınmış bir zaferdir!

Terörist yapılanmaya karşı "zafer" ifadesi belki mübalağa gelebilir ama asla değildir, çünkü bu zafer emperyal güçlere karşı alınmıştır. Terör örgütü 2013 yılından bu yana bölgenin hakimiyetini sağlıyordu. Bölgede sığınak yapıldı, hendekler kazıldı. 1.5 metre kalınlığında beton duvarlar inşaa eden terör örgütünün bölgede ne denli büyük bir hakimiyet sağladığı gözler önüne serildi. Bu çapulcuların ABD, Rusya, İran ve Avrupalı ülkelerin her türlü silahlarla donatıldığını unutmayalım. Afrin kentinin temizlenmesiyle birlikte ortaya çıkan teröristlere ait cephaneliklerde hangi ülkelerin silahı yok ki?

Bu ülkelerin silahlarının, teröristlerin elinde ne işi var? Afrin'de DEAŞ'la mücadele mi oldu?

 

Konuyla ilgili son analiz yazımızın sonuna not düşmüştük, demiştik ki, "devam edecek". Burada asıl dikkat çekmek istediğim konu kahraman Türk Ordusunun Zeytin Dalı Harekatındaki yiğitiliğidir. Nihal Atsız "Davetiye" şiirinde ne diyordu: "Buyursunlar... Bizim için şavaş düğündür / Din Arabın, hukuk sizin*, harp Türklüğündür" (* İtalyanlar)

Hayatı savaş meydanlarında geçmiş ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, "Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur: Ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, 'ölmeyeceğiz' diye savaşa girebiliriz. Ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir." 

TSK ve Zeytin Dalı Harekatını karalamak istediler!

Zeytin Dalı Harekatı da bir zorunluluktan doğdu. 2013 yılından bu yana Suriye'deki iç savaş, Ortadoğu'yu kan gölünü çevirmek, müslümanları birbirine kırdırmak ve haritaları yeniden şekillendirmek isteyen emperyal güçler bu harekatı kaçınılmaz kıldı. Türk Ordusu nun bu harekatına yine aynı güçler karşı çıktılar. Kötülediler! Yalan beyanlarda bulundular! Kara propaganda yaptılar!

Çünkü, onlar çok iyi bilirler ki Türk Ordusu gittiği yere şefkat götürür, adaleti sağlar, barışı getirir. Tıpkı 1974 Kıbrıs Barış Harekatında olduğu gibi... Ve yiğitliğiyle anılır. Sivillere zarar vermez! 30 yılı aşkındır Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bölücü terör örgütüne karşı yürüttüğü amansız mücadelede sivilleri bilerek hedef almak bir yana, operasyon bölgesinde sivil unsur bulunma ihtimaline karşı birçok operasyonu iptal etmiştir. TSK'daki her subayın en az böyle bir yarım kalan operasyon hikayesi vardır.

Kara propagandaya en güzel cevap!

Şimdi gelelim Zeytin Dalı Harekatında Türk Ordusuna yönelik yapılan kara propagandaya. TSK için "sivilleri katlediyorlar", "şehirleri yakıpi yıkıyorlar", "hastaneyi bombaladılar", "Kürtlere karşı savaşıyorlar" yalanlarına...

Bir şey anlatmayacağım, fotoğrafların konuşması daha doğru. Aşağıdaki fotoğrafta Türk Ordusu ve beraberindeki ÖSO güçlerinin Afrin kentine girdiğinde ve kontrol sağlandığında kentin hali böyle...

İşte ABD'nin açık açık beslediğini inkar etmediği PKK/PYD/YPG'nin ele geçirdiği Rakka kentinin son hali:

Suriye Esad rejim güçlerinin sürekli havadan ve karadan bombaladığı ve geçen yıl ele geçirdiği ülkenin ikinci büyük kenti Halep'in hali ise içler acısı:

Afrin halkının Türk Ordusunu karşılaması

Zeytin Dalı Harekatı ilk başladığında "Afrin Türk'e mezar olacak" sloganları atan sırtını ABD ve Rusya gibi emperyal güçlere dayayan piyonlar, Afrin kenti Türk ordusu tarafından kuşatılınca, çareyi ait olmadığı yerden kaçmakta buldu. Türk askerinin kente girişiyle baskı ve  zulümden kurtulan Afrinliler ise kahramanlarını böyle karşıladı...

Çocukların eline zorla silah vermişlerdi

PKK/PYD/YPG'nin hain planlarından biri de daha çocukların eline silah verip onlara silah kullanmaya mecbur kılmasıydı. Bu aslında yabancı olduğumuz bir konu değil, zira bölücü terör örgütü PKK yıllarca Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde köy baskınlarında çocukları kaçırıp, terörist militan olarak yetiştirdikleri biliniyordu.  Burada bir noktayı daha aydınlatmakta yarar var ki o da Afrin bölgesindeki Hristiyan nüfusu da zorla silah altına almışlardı. Bundaki amaçları da propaganda malzemesi olarak din unsurunu kullanmaktı. Bütün bu alçakça planların hepsi boşa çıktı, Afrin halkı Türk askerini teröristlere tüm açık yüreklilikle kabul etti.

Halk, YPG karargahını yağmalamıştı

Türk askeri, kente girmeden önceki gün (17 Mart 2018) kuşattığı Afrin'de halk PKK/PYD/YPG'li teröristlere karşı ayaklanmaya başlamıştı. Teröristler halkı kalkan olarak kullanmak ve sivil kayıp verdirerek Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı dünya kamuoyunda kara propaganda yapmayı amaçlıyordu. Bu sebeple de halkın kenti terketmesini engelliyordu. Ancak kent kuşatılınca, teröristler de birer birer sivil kıyafetlerle kaçmaya başladı ve bundan cesaret alan Afrinlilerin bazıları YPG'nin karargahını yağlamaladı. Bu gelişme, daha Türk askerinin Afrin'e girmeden neyle karşılacağını aslında gösteriyordu.

Afrin'den Membiç'e kaçtılar

TSK'nın başarılı harekatının ardından çareyi kaçmakta bulan PKK/PYD/YPG'li teröristlerin Membiç ve Kamışlı bölgesine gittikleri öğrenildi. Teröristlerin bir süredir burada hazırlık içinde oldukları biliniyor. Bu bölgede adeta ABD'nin himayesindeler. TSK'nın bir sonraki hedefinin Fıratın Batısında kalan Membiç olması zaten uzun zamandır bekleniyor. Buradaki coğrafi şartlar Afrin bölgesindeki kadar zorlu olmamakla beraber, asıl dikkat çeken konunun bölgede ABD askerlerinin olmasıdır.

Türkiye'nin 911 kilometrelik Suriye sınırının halen büyük bir bölümünün karşı tarafında terörist unsurlar yer alıyor. Türkiye hükûmeti ve TSK buna daha fazla izin vermemeli ve beklentiler de bu yöndedir. Daha önce Kerkük'te ve şimdi Afrin'de ABD ve Rusya tarafından piyon gibi kullanılan Kürt teröristler, ele geçirdikleri Ayn el-Arab (Kobani), Tel'abyad ve Kamışlı'da da büyük olasılıkla aynı kaderi yaşayacaklardır. Kürtlerin içinde emperyalist güçlerin maşası olmuş kesimin, bölgede işi olmaması gereken devletler tarafından piyon gibi kullanıldıklarının, aldatıldıklarının farkına varma vaktidir. 

QHA Türkçe Yayın Yönetmeni: Aydın Taş

QHA