ANKARA (QHA) -

Kırım Haber Ajansı, yalnızca okurlarına Kırım ve çevresindeki gelişmeleri sunmuyor. Bütün Türk Dünyası'nı takip etmeye çalıştığı gibi, Türkiye'de iyice belirginleşen Rus propagandasının dezenformasyon faaliyetlerini takip ederek kamuoyunu bilinçlendiriyor, vahim hataları ilgili mercilere iletiyor ve gerçek bilginin yayılması için mücadele ediyor. 

Son günlerde Rusya'yla "stratejik işbirliği" kapsamında Türk medyasının Rus çıkarlarını her şeyin üzerinde gözeten ve hatta Türkiye'nin resmi politikasıyla çelişen tutumu oldukça belirginleşti. Rusya'ya Cumhurbaşkanı sözcüsü sıfatıyla gittiği iddia edilen heyetin sahte olduğunu ortaya çıkaran QHA'nın haberi görmezden gelindiği gibi, heyete dair haberler Sputnik ve çevresinde kümelenen Rusçu kaynaklarda çıkmaya devam etmişti. 

Daha da vahim olarak, Hürriyet ve Sabah gibi Türkiye'nin en çok okunan gazeteleri, Kırım'ı Rus toprağı olarak gösteren haritalar yayımlamışlardı. Daha sonra bu ayıplarını düzeltseler de, Hürriyet daha sonra da asılsız ve Türkiye'nin resmi politikasını Rusya lehine yoksayan haritayı kullanmaya devam etmişti. Bir defalık değil, çeşitli medya organlarında tekrar tekrar işlenen bu eylemin, hata değil, kasıt olduğunu söylemek gayet mümkün. 

QHA mikrofonlarına konuşan Kırımoğlu da, anaakım medyanın bu tavrına değinmişti. Türkiye'nin tavrına da değinen Kırımoğlu, Türkiye Ruslara yaklaştıkça, Kırım Tatarları Türkiye'den uzaklaşacak da demişti. 

 

Türk medyası, örneğin Türk akımı projesini müthiş bir sevinçle duyururken, ne kadar "Türk hassasiyeti" ile davranmaktadır? Kırım'ı Türkiye sınırları içinde olmadığı için görmezden gelseler bile, doğrudan Türkiye'nin Rusya'ya bağımlılığını arttırmaktan başka bir işlevi olmayan bu proje neden bu kadar sevinç gösterilerine sebep olmuştur? Kırımoğlu'nun değindiği gibi, iş ilişkileri mi medya patronlarını buna sevk etmektedir?

 

Türk medyasının bu tavrı, sanıldığından çok daha etkili. Eğer kasıtlı bir durum varsa, bunun Rusya'nın doğrudan müdahalesi ve arzusundan bağımsız gerçekleştiğini söylemek abes olur. Öyleyse manzara, Türk medyasının, Rus espiyonaj ve propaganda faaliyetlerinin Türkiye'deki etkisini arttırmak için canla başla çalıştığı bir resim çiziyor. Son günlerde de, bu skandal tavra bir yeni örnek daha eklendi. Türk uçağının Ruslar tarafından vurulmasının ardından, Sabah'ın bu haberi duyuruş şekli: "Dost ateşinde 3 asker şehit". 

Habertürk ise çok "objektif" bir tespit yapmış:

Bütün bu haberlerin ve körlüğün, bir zaafiyetten kaynaklandığını düşünmek, fazla iyimser olurdu. Türkiye'nin, Amerika ve Avrupa'nın Kremlin fonlarının ülke güvenliğini tehlikeye atan faaliyetlerini tartıştığı gibi, Rusçu beşinci kol faaliyetlerini ciddiye alarak medya, akademi ve siyasetteki etkisini irdelemesi lazım.

Yoksa, PKK'yı terör örgütü olarak tanımayan, Kırım Tatarları'na zulm eden, baskıcı bir diktatörlükten ibaret olan Rusya'nın, kadim düşmanı olduğu bir ülkede sürekli "Dost ve kardeş" olarak anılmasının hiçbir mantıklı izahı olamaz.

M. Bahadırhan Dinçaslan
QHA Türkçe Sayfa Yayın Yönetmeni

QHA