HELSİNKİ (QHA) -

Rusya'nın Balkanlara yönelik yeni "hibrid" hamleleri ve Kremlin'in nüfuz alanını arttırma çabaları gittikçe dikkat çekiyor.

Finlandiya'daki Finler Partisi'nin ve Finler Partisi'nin gençlik kolunun güvenlik ve dış politika analizcisi Petri Mäkelä tarafından kaleme alınan "Next Stop: Balkan" adlı makale, Rusya'nın Balkanlardaki yeni hibrid hamlelerine ve Kremlin'in bölgedeki nüfuzunu yaymaya yönelik algı operasyonlarına dikkat çekiyor. Çarlık Dönemi'nden Sovyetlere, Balkanlara yönelik özel ilgisini asırlardır sürdüren Rusya'nın, "Slav Birliği" söylemleriyle buradaki NATO etkisine karşı faaliyet gösterdiği biliniyor. Mäkelä, bu tehdidin yeni versiyonuna dikkat çekiyor.

 

Rusya'nın sonraki durağı: Balkanlar

Rusya son zamanlarda meşguldü. Girişimi engelleme (anti-access/A2) ve bölgeye hapsetme (area denial/AD) kabarcıkları Suriye'den Arktik Okyanusu'na kadar yükseliyor. Askeri talimler yüz binlerce askeri bir anda harekete geçiriyor. Tugaylar ve tümenler birkaç gün içerisinde geniş ülke sınırları boyunca yer değiştiriyor. Rusya hızlı ve habersiz şekilde askeri varlıklarını taşıyor. Bu tatbikatların çoğu, yer değiştirme ve talimler sadece "neye" benzediklerini gösteriyor. Rusya, batı sınırı boyunca stratejik konumunu giderek geliştiriyor.

Rus spetsnaz (özel birlik) askeri

Rusya batıya net bir mesaj gönderiyor: "Her an savaşa girebiliriz!" Bu sinyalin en önemli örneği ekim ayı ortalarında Norveç'in birleşik silahlı kuvvetlerce istilasının simüle edilmesi oldu. Tatbikat binlerce denizci ve piyadeyi, bir füze tugayını, ayrıca NATO takviye yolunu kapatan bir uçak gemisi filosunu da içeriyordu. Şaşırtıcı biçimde güçlü taşıyıcılar olan uçak filoları bulunmuyordu. Kirov sınıfı savaş kruvazörü Pjotr Velikiy, hayli güçlü uzun menzilli uçaksavar ve anti-gemi silahlarıyla görevlendirilen bugünün en büyük yüzey savaşçısı (da tatbikata dahil edilmişti.) 

Kirov sınıfı savaş kruvazörü Pjotr Velikiy

AD (bölgeye hapsetme-area denial) / A2 (girişimi engelleme-anti access) üsleri, Norveç'teki taşıyıcı filoların yaptığına benzer bir amaca hizmet etmektedir. Bunlar balistik İskender-M, Uçaksavar S-400 ve anti-gemi Bastion uzun menzilli füze sistemleriyle bir üçlü oluşturmaktadırlar. Bu üçlü Rus ordusunun düşman kuvvetleri engellemesine en azından caydırmasına olanak sağlıyor. Bu üçgen Bal ve Pantsir gibi kısa menzilli sistemlerle, daha uzaklara atış yapabilen hareketli silahlara karşı desteklenmektedir. Bazı bölgelerde, Buyan-M korvetlerinin taşıdığı Cruise füzesi gibi denizdeki askeri güçler, kara temelli bileşenleri de tamamlamaktadır. Bu füze sistemleri, Rus Hava Kuvvetleri modern SAM füzeleri veya savaş uçaklarıyla savunulan düşman hava sahasında faaliyet gösteremeyeceği için gereklidir.

Herkesin bildiği gibi Rusya (işgal ettiği) Kırım yarımadasında tam kontrol sahibi oldu. Kremlin'in kontrolsüz Sivastopol'ü (Akyar) güçlü hale getirmesi ve AD/A2 üçlüsünün tüm kısımları ile önemli motorize piyade ve havacılık güçlerinin yarımadada mevcut bulunması nedeniyle bu durum söz konusudur. Rusya, Kırım'da zayıf bir direniş ile karşılaştı ve Ukrayna, Donbass'ta ayrılıkçı güçler şeklinde kamufle olan Rus kuvvetleriyle meşgul olduğundan Kırım'ı tekrar ele geçirme niyetinde olsa da bir atılımda bulunmadı.

5P85TE2 S-400 füze sistemi

Balkanlar bu tabloya nasıl uyuyor?

Dünyanın dikkati Suriye ve Ukrayna'ya odaklanmışken Balkanlarda bazı zayıf sinyaller söz konusu. Devlet başkanı Vladimir Putin'den başlayarak birkaç Rus üst düzey siyasetçi, son dönemde bölgedeki Rus yanlısı hükümetleri ve kuruluşları ziyaret etti.Gerilimler birkaç sıcak noktada tırmanıyor. Dış aktörlerin çeşitli girişimleri Makedonya seçimlerinde istikrarı bozmaya yönelikti. Bosna'daki Sırp anklavı (bir ülkenin başka bir ülke tarafından kuşatılmış toprak parçası) yapılan Sırp Cumhuriyeti günü referandumu Bosna-Hersek'in diğer bölgelerinden gelen hayli sert söylemlere yol açtı.

Rus hava kuvvetleri ve Özel Kuvvetler (Spetsnaz), bu yıl Sırp ordusu ile çok sayıda savaş tatbikatı gerçekleştirdi. Tatbikatlardaki talimlerden bazıları alışılmadık senaryoları ve "barışı koruma" tarzı müdahaleleri içeriyordu. Eylül ayında Balkanlar'da yaşayan Kozakların bir toplantısı Karadağ'ın Kotor kentinde yapıldı. Buluşma Balkan Kozak Ordusu'nun kuruluşu esnasında gerçekleştirildi. Bu organizasyon "Ortodoks alemini birleştirme" amacı güdüyor. Paramiliter bir yapı olarak şekillendirilmiş her biri Kozaklardan oluşma 50'şer kişilik 26 birliğe sahip. Yurt dışında paramiliter ve aşırılıkçı teşekkül oluşturmak eski bir taktiktir. Bölgedeki etnik gruplar arasında yaralar hala derin ve bu amaç arayışında olan öfkeli gençlerin (bu meseleyle ilgili) hiçbir derdi yok. Küresel cihada katılan çok sayıda Bosnalı Müslüman bu hususun acı bir göstergesiydi.

Balkan Kozak Ordusu

Rusya bölgedeki ilişkilerde meydana gelebilecek olası gerginlik için açıkça hazırlanıyor.  Özellikle Sırp Cumhuriyeti'ne "barış gücü göndermek zorunda" kalacağı için barut fıçısına değecek bir kıvılcım ve genel kargaşa Moskova için çok uygun olacaktır. Kremlin aynı yöntemi Gürcistan ve Moldova'da (Transdinyester) başarıyla kullandı. Bir barış gücü, örneğin mekanize bir tugay, daha sonra her zamanki bahanelerle AD / A2 üssü haline getirilebilir. Rusya'nın Moldova, Bosna, Beyaz Rusya, Kırım ve Kaliningrad'daki uzun menzilli füze kapasitesi, Doğu Avrupa'daki NATO operasyonlarının herhangi birine engel teşkil edebilir. Baltık Denizi'nde, örneğin Gotland ya da Åland'da bir füze üssü ile eski Varşova paktı ülkelerinin kuşatılması tamamlanmış olacaktır.

Rusya şimdilik güçlü bir stratejik konuma sahip. Bir anlık farkla önemli ağır unsurları da dahil ederek hızla askeri operasyonlar gerçekleştirebilir. Rusya, NATO'ya karşı kesinlikle topyekûn bir savaş kazanma yeteneğine sahip değilse de bazı bölgelerde ittifaka meydan okuyabilir. Ancak Rusya'nın avantajları yavaş yavaş azalmakta. NATO uyanıyor, pasif Obama yönetimi devreden çıktı ve Rusya ekonomisi ölümcül bir sarmal halinde. Dolayısıyla eğer Kremlin askeri avantajlarından yararlanacaksa bunu kısa sürede yapması gerekecek.

Rusya büyük çaplı bir savaşa hazırlanırken, yakın gelecekte çıkabilecek büyük çaplı bir nükleer savaştan endişe etmediği de belli oluyor. Eğer bir nükleer saldırıyı öngörüyor olsaydı, Kuzey Filolarına bağlı balistik füze denizaltılarını şu anda olduğu gibi savunmasız bırakmazdı.

Bu kışın tahmini: Balkanlar'da ve kıtada (Avrupa) yıkıcı faaliyetler (silah zoruyla gerçekleştirilecek müdahaleler), Ukrayna ve Suriye'de savaşın devam etmesi ve Avrupa'da sınırlı bir konvansiyonel (topyekûn) savaş olasılığı.

Petri Mäkelä

QHA