ANKARA (QHA) -

25 - 26 Şubat 1992 tarihlerinde, eski Sovyet birliklerinden 366'ıncı Motorize Piyade Alayı desteğindeki işgalci Ermeni güçlerinin gerçekleştirdiği vahşi katliamda, 63'ü çocuk, 106'sı kadın olmak üzere 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetti. İşgalci Ermeni güçlerinin tüm acımasızlığını gözler önüne seren ve yakın tarihin en büyük zulümlerinden biri olan Hocalı Soykırımı'nın acısı bugün hala ilk günkü gibi yüreklerde acısını koruyor.

Azerbaycan'da faaliyet gösteren "Genç Diplomatların Gelişimine Destek Kamu Birliği"nin Başkanı Ferid Muradov, Hocalı Soykırımı'nın uluslararası boyutunu Kırım Haber Ajansı (QHA) için kaleme ele aldı.

Muradov'un yazısının tam metni şu şekilde:

Hocalı Soykırımı’nın Uluslararası Boyutu

Son iki yüzyılda Türk halkına karşı Ermeni milliyetçileri tarafından kasıtlı şekilde gerçekleştirilen etnik temizlik ve soykırım politikası Türk Dünyası'nın tarihinin en kanlı sayfalarını oluşturur. Bu milliyetçi-şovenist politikaların temel amacı Türk milletini tarihi topraklarından kovmakla ezeli Türk topraklarında Ermenilerin uydurdukları "Büyük Ermenistan" devleti nikurmak olmuştur. 20. yüzyılın sonunda, Ermenilerin, Hocalı'da yaptıkları soykırım, insanlığa karşı şimdiye kadar ki en ciddi suçlardan biri olarak görülüyor.

Hocalı faciası tarihi hafızalardan hiç silinmeyen Hatın, Holokost, Sonqmi, Ruanda ve Srebrenitsa gibi korkunç trajedilerinden hiç de farklı değildir. Adı geçen olaylar savaşlar tarihine sivil halkın soykırımı olarak eklenmiş ve tüm dünyada geniş yankı uyandırmıştır.

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde stratejik önem taşıyan bir nokta olarak Hocalı kenti Ermenilerin işgal planları önünde bir engel teşkil etmekteydi. Kentin önemini arttıran bir husus da, Dağlık Karabağ’daki tek havaalanının burada bulunmasıydı. Diğer yandan, özellikle acımasızlıkla gerçekleştirilen Hocalı Soykırımı sonrasında Ermeniler, Azerbaycan'ın bu eski yerleşim yerini yeryüzünden silinmesini birincil amaç olarak belirlediler. Çünkü Hocalı, Azerbaycan'ın, genel olarak ise Türk Dünyası'nın eski dönemlerine ait bölgelerden biri olarak tarih ve kültürel yapılar ile seçilirdi.

1992 yılının 25 Şubat’ını 26’sına bağlayan gece Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, Hankendi’nde konuşlandırılan eski Sovyetler Birliği 4. Ordu 23. Tümeni’ne bağlı 366 numaralı motorize alayın 10 tank, 16 zırhlı araç, 9 savaş otomobili, 180 askerî uzmanının katılımı ve kalabalık bir insan gücüyle Hocalı kentini kuşattı. En modern silahlarla saldıran Ermeni kuvvetleri Hocalı kentini bütünüyle harap etmişlerdir. Çok sayıda ağır askerî gerecin kullanılması sonucunda kent büsbütün tahrip edilmiş, yakılıp yıkılmış, kent nüfusu ise olağanüstü bir acımasızlıkla katledilmiştir.

Bu soykırım eylemi sonucunda resmi verilere göre 613 kişi katledilmiştir ki, bunlardan 63’ü çocuk, 106’sı kadın, 70’si ise yaşlılardır. 8 aile tamamen mahvedilmiştir. 56 kişi özellikle acımasız işkenceler sonucunda öldürülmüştür. Bunların dışında, 1275 kişi esir edilmiştir ve esirlerden 150’sinin akıbeti halen bilinememektedir.

Vandalizmin her bir özelliği ayrıntılı şekilde gözüküyor. Öyle ki, "Ermeni vandalları Azerbaycan topraklarında yerel Türk-Müslüman nüfusu göç ettirmek için onların ibadet yerlerini - yüzlerce yıl varlığını koruyan nadir camileri, çok sayıda mezarlığı yerle bir ettiler".

Uluslararası hukukun ihlali gibi - "Soykırım" kavramının hukuki anlamı BM Genel Kurulunun 9 Aralık 1948 tarihli 260 A (III) sayılı kararı ile kabul edilen "Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması hakkında" Sözleşme ile tespit edilmiştir. Herhangi milli, etnik, ırkı veya dini grupların tamamen veya kısmen yok edilmesi niyetiyle aşağıdaki eylemleri bildirir:

- Böyle bir grubun üyelerinin katledilmesi;

- Böyle bir grubun üyelerine ciddi vücut yaralanmaları ve zihinsel bozukluk edilmesi;

- Herhangi böyle bir grup için kasten onun kısmen veya tamamen imhasına hesaplanmış yaşam koşullarının oluşturulması;

- Böyle bir grup arasında çocuk doğumunun önlenmesi hesaplanmış tedbirler;

- Çocukların zorla bir insan grubundan diğerine verilmesi.

Uluslararası Adalet Divanı "Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması" Sözleşmesi temelinde duran prensipleri tüm devletler için zorunlu normlar gibi kabul etmiştir.

Aşağıdaki belgeler Hocalı olaylarını uluslararası hukuk temelinde soykırım suçu eylemi olarak tavsif edilmesini gösteriyor:

1. BM Genel Kurulu tarafından 260 A (III) sayılı kararı ile kabul edilmiş 9 Aralık 1948 tarihli "Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması" Sözleşmesi.

2. Nürnberg Askeri Mahkemesinin Şartı (Şart, soykırıma doğrudan atıfta bulunmamasına rağmen, soykırım oluşturan eylemlere insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları denir).

3. Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkeme Tüzüğü (Madde 4).

4. Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesinin Şartı (Madde 1).

5. Uluslararası Ceza Mahkemesinin Statüsü (Madde 6).

Görüldüğü gibi, Hocalı katliamına soykırım ifadesini koşulsuz ait etmek olar. Öyle ki, bu katliam, birincisi, Ermenistan devletinin önceden düşünülmüş politikası sonucunda gerçekleşmiştir. İkincisi, oradaki insanlar türk oldukları için öldürülmüştür. Bu ise uluslararası hukukta yasaklanmış aparteid, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve diğer işlenen suçlara uygun geliyor.

Ayrıca, işgal altındaki topraklarda tarihi maddi kültür abidelerinin imha edilmesini ve teröre maruz kalmasını dikkate alarak, Ermenistan, Azerbaycan'a karşı maddi ve manevi soykırım işlemiştir.

Böylece, Hocalı kentinde nüfusa - Ermeniler tarafından etnik Azerbaycanlılara, Türklere karşı yapılan eylemler uluslararası hukuki belgelere göre soykırım olarak tavsif edilir ve uluslararası hukukun ilkelerine uygun olarak insanlığa karşı suçtur.

Modern dünyada, soykırım uluslararası bir suç olarak yasaklanmaktadır. Eğer soykırım suçu gerçekleşmiş, onun sorumluluğu aynı zamanda hem devlete, hem de bu cinayetin baş vermesinde doğrudan yer almış kişilere uygulanır. Çünkü Nürnberg Mahkemesinin ünlü cümlesinde de belirtildiği gibi: "Bir cinayeti belirsiz organlar yok, belli kişiler tarafından yapılır". Hocalı'da yapılan soykırım için sadece Ermenistan Cumhuriyeti değil, hem de onun baş vermesinde aktif yer almış Ermeni memurları da sorumludur. Ama ne yazık ki, bu kişiler sadece cezasız kaldılar, hatta onlardan bir grup, bugün Ermenistan Cumhuriyetinin idarelerde sorumlu görevler taşıyorlar.

Hocalı Soykırımı’nı yapanların ifşa edilmesi ve bu soykırım konusunda dünya kamuoyunun geniş bir şekilde bilgilendirilmesi çalışmaları günümüzde Azerbaycan dış politikasının önceliklerinden biri durumundadır. Hocalı Soykırımı’na ilişkin gerçeklerin dünya kamuoyuna iletilmesi, uluslararası arenada duyurulması ve bu soykırımı eyleminin dünya kamuoyu tarafından hak ettiği şekilde değerlendirilmesinin sağlanmasına yönelik çalışmalar da sürdürülmektedir.

Hocalı Soykırımı'nı tanıyan ülkeler ve uluslararası kuruluşlar olarak ise şunlar ön plana çıkıyor: Meksika, Pakistan, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Peru, Honduras, Sudan, Romanya, Ürdün, Cibuti, Panama, Guatemala, Paraguay, Slovenya, İskoçya. Ayrıca, ABD'nin 19 eyaleti Hocalı Soykırımı'nı tanıyor ve kabul ediyorlar.

Hocalı Soykırımı bulunduğunuz bölgede de ciddi endişeyle karşılanıyor. Bununla ilgili, bölgede Soykırımın tanıtılması ve katliama siyasi-hukuki değer verilmesi yönünde de yapılan çalışmalar artık daha ciddi sonuçlar vermektedir. Öyle ki, Hocalı soykırımının 14., 15. ve 16. yıldönümü Rusya'da, Türkiye'de, Ukrayna'da, Kazakistan'da, Gürcistan'da anılmıştır.

Bölgesel örgütler de Soykırımı bölge için ciddi bir tehlike olarak görüyor ve bu konuda önemli çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bölgesel örgütlerden biri olan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bu yönde önemli adımlar gerçekleştirmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı Hocalı faciasını soykırım olarak tanıyan ilk uluslararası örgüttür. İslam İşbirliği Teşkilatı dışişleri bakanları tarafından Hocalı katliamı, soykırım olarak değerlendirerek bu konuda hukuki karar kabul etmiştir. İİT Hocalı faciasını "insanlığa karşı işlenmiş büyük bir suç" olarak tanımaya çağıran Abu Dabi Bildirgesini kabul edilmiştir.

Azerbaycanlılara karşı gerçekleştirilen bu soykırım bölgenin güvenliğine de büyük tehdit olduğu herkese bellidir. Çok açıkça görülmektedir ki, uluslararası hukukun prensipleri ihlal edilmiştir. Bölgesel barış ve istikrar bozulmuştur. Azerbaycan halkının ve genel olarak insanlığın aleyhine yönelik bu son derece ağır askeri suç yasal-siyasi değerini uluslararası düzeyde almalıdır. Biz hepimiz bir gezegenin sakinleriyiz ve bizim evimizi ölüm ve kanla tehdit eden kişilere karşı kararlılıkla ve birlikte savaşmalıyız.  

Biz derinden inanıyoruz ki, 21. yüzyıla kadem koymuş halkların mutlu yaşamaları adına, adalet adına, yüksek insani değerlerin zaferi uğruna dünya devletleri, parlamentoları, uluslararası kurumlar adaletin tesisini destekleyeceklerine inanıyoruz."

QHA